'Evinde kal' değil; 'Bizimle kal' deme vaktidir

26.03.2020 10:00

Koronavirüs tedbirleri kapsamında gençlerin de fazlasıyla dikkatli olması gerekiyor. Gençler hafif atlatabilirler ama geç kalındığında bu virüsün hiç şakası yok. Sadece yaşlıları değil, tüm aile bireylerini korumamız gerekiyor. Bizler böyle olaylarda sadece işin görünen kısmını görür, anlar ve ona göre yorum yaparız. Benim aklıma ilk gelen:

Bizim hayır sandığımız şer; şer sandığımız şeyde hayrın var olması oldu. Bu dönemde yaşlıları korumaya çalışmamız, bir köşede unutulan bazı yaşlılarımızı sahiplenişimiz, birlik ve beraberlik içinde oluşumuz… Değil 65 yaş, bizden büyük insanlarımız her zaman bizim için önemli ve değerlidir. Onca yaşanmışlık boşuna değildir. Her bir saati, günü, ayı ve yılları tecrübedir. Bazı ülkeler yaşlılarını gözden çıkarabilir ama biz, töremiz, inancımız ve yaşantımız gereği onlardan vazgeçemeyiz!

Bu hikâyeyi okuduğumda hâlâ çiftçilik yapan ailem aklıma geldi. Tarım konusunda her şeyi yalayıp yuttuğumu sandığım konular olsa da bazen tıkandığım yerde o tecrübeli insanlar yetişir yardımıma. Onlar yıllarca ülkemiz tarımının trend analizini yapmışlardır. Bu yaşadığımız dönemi açıklaması açısından, bu alıntı hikâyeyi de sizlerle paylaşmak istedim. Padişah emridir. Tüm diyardaki 50 yaş üstündekiler toplanacak ve infaz edilecektir. Gençlerden biri, babasını samanlıkların altına özel yaptırdıkları sığınağa saklar. Diyardaki tüm 50 yaş üstündekiler toplatılır ve infaz edilir. Padişah uyanıktır. Bakar ki bir direniş olmamıştır, hatta babalarını kendi elleriyle teslim edenler bile olmuştur... Aradan bir süre geçtikten sonra, padişah “kırk ile elli yaş arasındakileri deniz kenarına toplayın” der, toplarlar. Padişah; “Size üç gün süre. Üç gün sonra geleceğim, bana kumdan tespih yapacaksınız eğer beceremezseniz hepinizin başı kesilecek” der.

Bir gün geçer, kumdan tespih yapmak ne mümkün. İkinci gün geçer hiçbir şey yapılamaz. Üçüncü günün akşamı, babasını sakladığını bile ölüm korkusundan unutan genç adam, koşar babasının yanına durumu anlatır... Süre bitmiştir. Deniz kenarına toplanırlar ortada tespihten eser yoktur. Cellatlar hazırdır. Ahali korku içinde kimisi eşinin, kimisi babasının, kimisi abisinin, kimisi en yakınının infaz kaygısı içinde... Padişah alana infaz emri için gelir. “Verilen süre doldu, görevi yerine getiremediniz” der ve tam cellatlara infaza başlayın diyecekken; Babasını gizleyen adam, padişaha tüm ahalinin duyacağı ses tonuyla seslenir;

“Padişahım biz bu görevi yerine getirirdik, lâkin bir sorun, niye getirmedik” der. Padişah; olmayacak bir şeyin cevabı da olamayacağını bildiği için, alaycı bir edayla “neden” der. Genç adam cevap verir. “Hünkârım biz çok düşündük kumdan tespih taneleri yapmak zor değil. Lakin bunun imamesi nasıl olacak? Padişahımız ya beğenmezse... Siz bu konuda tüm diyarın en iyisisiniz. İmameyi siz varken bizim yapmamız ne haddimize... Siz imameyi yapın biz de taşları etrafına hemen diziverelim” der. Padişah çok zor durumda kalmıştır.

İnfaz emrini veremez, mecburen “tamam sizleri affettim” demek zorunda kalır. Döner kurmaylarına; “Ulan şerefsizler, hani hepsi ölmüştü bunların? Saklanan tecrübeli birini gözden kaçırmışsınız!” der... İlk defa Çin›de ortaya çıkan bu virüs sebebiyle dünyamız altüst oldu. Yaşamımızı etkiledi, diğer taraftan da bizim hafızamızı, en kıymetlilerimizi, bizi tecrübeleri ile ileriye taşıyacak olan canlı değerlerimizi hedef aldı. Yaşlılarımızı… Onları incitmeyelim, göz önünden ayırmayalım… Onları sırf bu dönemde değil, her zaman kollayalım… Bu hikâyede babasını gizleyen evlat gibi onları koruyalım, bizler için çok kıymetli olduklarını, onlara çok ihtiyacımız olduğunu ve onları çok sevdiğimizi hissettirelim… Bizler hayatımızda çok krizler yaşadık ama büyüklerimiz; babamız, annemiz, amcamız, dayımız, abimiz ve ablamız hep bir yol bulup bizi çıkardı. Bizler bu dönemde onları nasıl gözden çıkarabiliriz? Korkmayın, sıkı sıkı sarılın onlara… Sarılmak bağışıklığı güçlendirir.

Genç kardeşlerim dikkat edelim, bizler onların virüsü olmayalım; zira onlar bizler için her zaman panzehir olurlar… Unutmayalım! Vakit ‘evinde kal’ değil; ‘bizimle kal’ deme vaktidir. İçinde bulunduğumuz dönemin kahramanları; ülkemizin her yöresinde üstün bir adanmışlıkla görev yapan doktorlarımıza, hemşirelerimize ve bütün sağlık personelimize canı gönülden teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız…