İşverenin işçinin ücretini sözleşmede veya işyerindeki uygulamada belirlenen ödeme gününde ödemesi gerekir. İş Kanunu uyarınca ücret en geç ayda bir ödenir ve ödeme günü geldiğinde işçinin ücret alacağı muaccel hâle gelir. Bu nedenle işverenin maaşı herhangi bir gerekçe göstermeden sürekli olarak birkaç gün veya birkaç hafta geciktirmesi normal bir ödeme düzeni olarak kabul edilmemelidir. Ücretin zamanında ödenmemesi hâlinde çalışan öncelikle banka hesap hareketlerini, ücret bordrolarını, iş sözleşmesini ve işverenle yaptığı yazışmaları saklamalıdır. Bu belgeler daha sonra ücret alacağının veya gecikmenin ispatlanması açısından önem taşıyabilir.
Maaş ödeme gününün üzerinden 20 gün geçmesine rağmen ücret mücbir bir neden dışında ödenmemişse çalışan, İş Kanunu'nun 34. maddesi kapsamında iş görmekten kaçınma hakkını kullanabilir. Bu nedenle iş görmekten kaçınan çalışanların iş sözleşmeleri yalnızca bu gerekçeyle feshedilemez, yerlerine yeni işçi alınamaz ve işleri başkalarına yaptırılamaz. Ayrıca gününde ödenmeyen ücretlere mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır. Bununla birlikte çalışanın iş görmekten kaçınma hakkını kullanmadan veya iş sözleşmesini sona erdirmeden önce uyuşmazlığın koşullarını doğru değerlendirmesi önemlidir.
İşveren Maaşı En Fazla Kaç Gün Geciktirebilir?
İşverenin maaşı yasal olarak 20 gün geciktirme hakkı bulunduğu yönündeki ifade doğru değildir. Ücret, kararlaştırılan ödeme tarihinde ödenmelidir. İş Kanunu'nda yer alan 20 günlük süre, işverene tanınmış bir gecikme süresi değil, ücretin ödeme gününden itibaren 20 gün boyunca mücbir bir neden dışında ödenmemesi hâlinde çalışanın iş görmekten kaçınabilmesini sağlayan özel bir düzenlemedir. Dolayısıyla maaşın ödeme gününden bir gün sonra yatırılması dahi teknik olarak ücretin zamanında ödenmediği anlamına gelebilir.
Örneğin iş sözleşmesine veya yerleşmiş işyeri uygulamasına göre maaşın her ayın beşinci günü yatırılması gerekiyorsa işverenin bunu düzenli olarak ayın yirmi beşinci gününe kadar geciktirme konusunda genel bir hakkı bulunmaz. Yirmi günlük süre dolduğunda ise çalışanın İş Kanunu'nun 34. maddesindeki iş görmekten kaçınma hakkı gündeme gelir. Ücretin geç ödenmesi nedeniyle çalışan ayrıca geciken ücret için mevduata uygulanan en yüksek faizi talep edebilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da ödeme gününden itibaren 20 gün içinde ücreti ödenmeyen çalışanın, mücbir neden bulunmadığı takdirde iş görmekten kaçınabileceğini belirtmektedir.

Maaşın Sürekli Geç Ödenmesi Haklı Fesih Nedeni midir?
Ücretin sözleşmeye ve kanuna uygun biçimde ödenmemesi, çalışana haklı nedenle fesih hakkı verebilir. İş Kanunu'nun 24. maddesi kapsamında işveren tarafından ücretin kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun şekilde hesaplanmaması ya da ödenmemesi, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirebilmesinin dayanaklarından biridir. Bu nedenle maaşların sürekli şekilde geç yatırılması, özellikle gecikmelerin belirgin ve düzenli hâle gelmesi durumunda haklı fesih açısından önem taşıyabilir.
Haklı nedenle fesih, sıradan bir istifa ile aynı hukuki sonuçları doğurmaz. İşçi gerekli koşullar oluştuğunda iş sözleşmesini haklı nedenle feshederse ve kıdem tazminatı için gereken diğer şartları da taşıyorsa kıdem tazminatı talep edebilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da İş Kanunu'nun 24. maddesi kapsamındaki haklı nedenlerle işçinin sözleşmeyi sona erdirmesini kıdem tazminatına hak kazandıran hâller arasında saymaktadır. Ancak fesih gerekçesinin ve ücret gecikmelerinin ispatlanabilmesi önemlidir. Bu nedenle banka kayıtları, bordrolar ve işverene yapılan yazılı bildirimler saklanmalıdır.
Ödenmeyen Maaş İçin Nereye Başvurulur?
Maaşı ödenmeyen çalışan öncelikle işverene yazılı olarak başvurarak ücretinin ödenmesini talep edebilir. İş ilişkisinin devam ettiği dönemde çalışma hayatıyla ilgili şikâyetler için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili birimlerine ve ALO 170 üzerinden başvuru yapılması da mümkündür. Ancak işçinin ücret alacağını doğrudan tahsil etmek amacıyla hukuki yola başvurması gerektiğinde işçi alacaklarına ilişkin dava sürecinin kuralları ayrıca uygulanır.
İşçi ile işveren arasındaki ücret, fazla çalışma, kıdem tazminatı ve benzeri işçilik alacaklarına ilişkin davalarda mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Arabuluculuk başvurusu, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılabilir. Arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılamazsa çalışan iş mahkemesinde ücret alacağı davası açabilir. Adalet Bakanlığı, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacakları ile tazminat taleplerinde 1 Ocak 2018'den itibaren dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu belirtmektedir.