Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Can Gebetaş, Galatasaray ile oynayacakları derbi maçı öncesi açıklama yaptı.

Can Gebetaş, "Sezon başından beri maçlarımızda çok fahiş hakem hataları ile karşı karşıya kaldık. Yine maçın sonucunu etkileyecek düzeyde hakem müdahalesi olmaz ise biz bu maçı kazanacağımıza yürekten inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

İŞTE GEBETAŞ'IN TÜM AÇIKLAMALARI

"Türk futbolu yaşanan son olaylardan dolayı zor günlerden geçiyor. Normalleşme adına süreç içerisinde radikal adımlar atılmasına ihtiyaç duyulurken, oynanacak bu maç toplumu ve futbolseverleri yeniden futbolla buluşturacak.

Süper Lig'de reytingi en yüksek 10 futbolcu Süper Lig'de reytingi en yüksek 10 futbolcu

Kadıköy'de genel anlamda derbinin favorisi bellidir.

Sezon başından beri maçlarımızda çok fahiş hakem hataları ile karşı karşıya kaldık. Yine maçın sonucunu etkileyecek düzeyde hakem müdahalesi olmaz ise biz bu maçı kazanacağımıza yürekten inanıyoruz.

Taraftarlarımız o gün maça erken gelsinler. Tribünlerde Fenerbahçe ruhunu Takımımıza en iyi şekilde göstersinler.

Fenerbahçe futbol takımı hedeflerimizin, camiamızın beklentilerinin ve Fenerbahçe'nin büyüklüğünün farkında olan oyuncu grubundan kurulu.

Evet, son maçta yaşananlar canımızı çok sıktı.

En etkili oyuncularımızdan biri olan Fred'in cezalı olması, Mert Hakan'ın cezalı olması, sakatlarımızın olması, eksikliklerimizin olması da canımızı sıkan diğer etmenler. Ancak Fenerbahçe hangi maç olursa olsun, tüm sporcuları bu formanın bilinci ile sahaya çıkıp mücadele etmek zorunda.

Pazar günü 'eksik var' demeyecek, 'Fenerbahçe burada' diyeceğiz. Bu derbinin ruhu Fenerbahçe'nin galibiyetlerine aşinadır.

Takımımıza, hocamıza güveniyoruz.

Oyuncularımız, hem maça hazırlanırken hem de saha içerisinde çok akıllı ve zeki olmalı.

Nedenini Kayserispor maçında tüm Türkiye'nin önünde hep birlikte gördük, yaşadık.

Söz konusu Fenerbahçe olunca hakemlerin saha içerisinde kart standartlarının olmadığını, Sarı Lacivert forma görünce ne kadar kolay kart çıkarıldığı, artık tüm kamuoyunun kabul ettiği bir gerçek haline geldi.

Örnek verecek olursam son iki sezondur Fenerbahçe aleyhine 11 kırmızı kart, Galatasaray aleyhine 4 kırmızı kart gösterilmiş.

Neredeyse 3 katımız.

Son iki sezondur şampiyonluk yarışında birbirleriyle mücadele eden iki takım arasında bu kadar fazla fark olması futbolun doğal akışına ters değil mi?

Fenerbahçe adına birçok alanda ağır mücadeleler verdiğimiz bir sezon daha yaşıyoruz. Tarihler değişiyor, yıllar değişiyor ama Fenerbahçe'nin gerçeği değişmiyor.

Bu sezon camiamızda son yıllarda olduğundan farklı ve önemli bir kenetlenme söz konusu. Her ne kadar halen kırılganlığımız devam etse de hedefine kilitlenmiş bir camia konumundayız.

Bu şekilde devam edersek, hatta bir vites daha artırırsak inanıyorum ki hedefimize ulaşacağız.

Pazar günü oynayacağımız maçın, sahanın, oyunun konuşulacağı bir derbi olmasını temenni ediyoruz.

Hakem performansı, standart dışı kararların tartışılacağı bir maç kesinlikle olmamalı.

Hakem grubu her kararında çok dikkatli olmalı. Maçtan asla kopmamalı.

Maçımızı yönetecek hakem Arda Kardeşler en son ligin 13.haftasında Karagümrük ile oynadığımız maçın hakemi.

Arda Kardeşler o maçımızda hepimiz hatırlıyoruz ki bir rakibimizin bir de takımımızın olmak üzere maçın iki penaltısını vermeyerek, siyahla beyaz kadar net hatalar yaptı.

Bu hatalara bakılarak hakemin 4 hafta maç yönetmemesi, ceza alması beklenirken hakem Arda Kardeşler, hem orta hakem, hem VAR, AVAR olarak görevler aldı.

VAR hakemi Hüseyin Göçek cezalandırıldı ama Arka Kardeşler maç almaya devam etti. Üstelik şimdi de ödüllendirilir gibi derbiye atandı.

Neresinden bakarsanız bakın tutarsızlık.

1 hafta içerisinde 2 kez Galatasaray ile oynayacağız. Bu sebeple bu tablo maçın sorumluluğunu hakemler adına daha da artıyor. Her iki maçtaki futbol kalitesinde hakemlerin performansı da her zamankinden daha fazla olacak. Bunun sebebini yukarıda da ifade ettim. Türk futbolu kritik bir dönemde ve bunun en önemli sebeplerinden birisi hakem kararları. Bu kararlar sahadaki oyunu ve dolayısıyla şampiyonluk yarışını, düşme potasını ve Avrupa kupalarına katılım rekabetini bire bir etkiliyor.

Bildiğiniz gibi son haftalarda çok üzücü, yıpratıcı şeyler tam da bu sebepten yaşandı.

Hatta yaşadığımız sıkıntılar ne yazık ki ülkemizi aştı ve dünyada konuşulmaya başlandı. Tüm dünyanın da gözü bu derbide olacak.

Herkes bu konuda üzerine düşeni yapmalı. Hakemlerden beklenen adil yaklaşım, kuralları herkese eşit ve yorumsuz uygulamaları, sonuçlara yön değil takımlara ve camialara güven vermeleridir.

Mesela yukarıda ifade etmiştim biraz daha açayım; Son maçımızda son dakikalarda yaşananlara bakınca bir de bizim maçımızdan bir saat sonra oynanan Galatasaray karşılaşmasındaki hakem tutumunu görünce, çifte standart uygulamasını sorgusuz sualsiz görüyorsunuz.

Bir yerde aleyhe istatistiklerde Fenerbahçe özelinde rekorlar kırmış bir hakem saniyeler içinde bir pozisyona kırmızı kart çıkıyor, Galatasaray maçında ise iki pozisyonda hakem sorumluluğu almamak için adeta koşarak pozisyondan uzaklaşıyor.

Bakın oyuncu hak eden bir tavır sergilediyse elbette gereken kart, uyarı yapılmalı.

Konu bu değil.

Biz her zaman en açık en yalın haliyle bunu söylüyoruz.

Karagümrük maçımızdaki tutumumuzu tüm kamuoyu hatırlayacaktır, bir bize bir rakibimize olmak üzere iki penaltı verilmemesine rağmen gerekirse maçı yeniden oynayalım diye açık çağrıda bulunduk.

Şimdi burada da aynı şekilde; oyuncu hak ettiyse hakem gerekeni yapar.

Ancak şampiyonluk yarışındaki bir takıma gerekeni yapıp bir diğer takıma yapmıyorlarsa işte sorun ve sorgulama orada başlıyor.

Fatih Karagümrük maçının 54. dakikasında ceza sahası içerisinde Karagümrüklü oyuncu Mendes'in ayağına net şekilde vuruluyor. Hakem yorumcularının çoğuna göre bu pozisyon net penaltı. Ancak tabii ki uygulanmıyor.

69. dakikada Torreira sarı karttan sonra hakeme şiddetli itirazda bulunuyor. Hakem, Torreira'ya ikinci sarı kartı gösteremiyor.

72. dakikada Barış Alper Yılmaz, topa vurduktan sonra sarı kart görüyor. Hakem yorumcuları, 'Barış faulden sarı kart görmeliydi, topa vurduğu için de ikinci sarı karttan atılmalıydı.' dediler.

Bakın bunlar sadece bir maçta yaşananlar...

Sezonda birkaç maçta bu operasyon yapılınca, geçen sezonun 'ofsaytımsı' yaklaşımında 2-3 maça müdahale edilince zaten 3 puanlı sistemde şampiyonluğu direkt etkileyen sonuçlara sebep oluyor.

Bazı istatistikler vermeye devam edeceğim; Antalyaspor maçında kaleci Muslera ile Antalyaspor oyuncusu Buksa arasında yaşanan pozisyona itiraz eden Muslera topu yere vuruyor ve Zorbay Küçük'ten sarı kart görüyor.

Zorbay Küçük, pozisyonun devamında itirazlarını sürdüren ve alkışlayıp kendisini protesto eden Muslera'ya 2. sarı kart gösterip oyundan atmıyor, atamıyor.

O pozisyona dair yorumların istisnasız hepsi 2. sarının gösterilmesi gerektiği şeklinde.

Aynı Zorbay Küçük Fenerbahçe futbolcusu İrfan Can Kahveci ismi özelinde de kart gösterme rekorları kırıyor.

Zorbay Küçük'ün kariyerinde en çok kırmızı kart gösterdiği takım Fenerbahçe; 11 maçta 6 kırmızı kart, 34 sarı karttan bahsediyoruz.

Tüm bunları göz önünde bulundurarak, olaylara bütünsel açıdan yaklaştığınızda da kafanızda hemen şu soru beliriyor:

Fred Sarı Kırmızılı formayı giyseydi çok merak ediyorum, Kayseri maçındaki gibi son dakika pozisyonunda atılır mıydı?

Cevabı kamuoyu versin, çünkü biz gerçekleri söyleyince ceza yağdırıyorlar.

Bu durumu tarafgirlik olarak görmeyelim, üst üste yaşananlar taraflı tarafsız tüm kesimlere bunu düşündürtüyor.

Adaletsizlikle karşılaşıp, haksızlığa uğradığımızı, mağduriyetimizi konuşunca, daha cümlemiz bitmeden cezalarla yüzleşiyoruz.

Konuşulanlara verilen cezalarla sorunu çözeceklerine inanan bir anlayış ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla çözüm yerine, gerginlik giderek artıyor.

Kimse sorunun aslına odaklanmıyor.

TFF ve hakemler bu şekilde olayları ele almaya devam ederlerse, Türk futbolunda sükûnetin sağlanması ne yazık ki mümkün olmayacaktır.

Sorumlu herkesin önce şapkasını önüne koyması gerekiyor. Derin bir sorgulama sonrasında da artık somut adımların atılması gerekiyor.

'Ver cezayı sustur hakkını arayanı' anlayışı bizi çözüme götürmez..."

Editör: Bilge Güler