FETÖ'nün siyasi ayağını ortaya çıkarmak mecburiyettir!

15.07.2020 10:00

Hain darbe girişiminin dördüncü yıl dönümü…

          Yıllardır, siyasi iktidarların zaaflarından yararlanarak devletin tüm hücrelerine sızan cemaat görünümlü emperyalist maşa, tam dört yıl önce bugün Türk devletini ele geçirmek için bir kalkışma düzenledi. Bu hain kalkışmayı durdurma uğruna meydanlara dökülen, tankların önüne bedeniyle barikat kuran, kahpe kurşunlara göğsünü siper eden 252 vatan evladı şehit oldu, 2196 vatan evladı gazi oldu. Hepsinin ismi, Türk milletinin tarihine kahramanlar olarak kazınmıştır. Vatan işgal edilmesin, bayrak yere düşmesin, Türkiye emperyalizmin sömürgesi haline gelmesin diye ödenen bu bedeller asla unutulmamalıdır.

          Yaşanan tüm olaylar, gelişmeler göstermiştir ki, FETÖ; ABD’nin kurup, kontrol ettiği ve yönlendirdiği, cemaat görünümlü bir terör örgütüdür.

          Özellikle 2010 yılı sonrası bu yönü tamamen deşifre olmuştu. Sözde dini bir cemaat bu yıldan sonra cinayetlerle, yasa dışı telefon dinlemeleriyle, kaset kumpaslarıyla, ele geçirdiği yargı üzerinden gerçekleştirdiği tezgâhlarla, sınav soruları çalmakla ve daha birçok yasa dışı, hukuksuz olayla direkt anılmaya başladı. Bu tarihten önce çok gizli yaptığı alçaklıkları, bu tarihten sonra alenen gerçekleştirmiştir.

          2010 yılıyla başlayan FETÖ tezgâhlarını fark edip “Bazı dava süreçleriyle ilgili arama kararları, gözaltı ve tutuklamalar, yasa dışı telefon dinlemeleri ve yargı organlarının tartışmalı tasarrufları adli süreçlerde kanun ve meşruiyet dışına çıkıldığı kanaatinin toplumda giderek yer etmesine yol açmıştır.” uyarısını 2010 yılından başlayarak yapan MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, aynı açıklama içinde “Cemaatin faaliyetlerini durdurduğunu veya askıya aldığını açıklamasının yerinde ve yararlı olabileceği akla gelmektedir. “ çağrısını yapmıştı.

          Hatırlayın, MHP Lideri Devlet Bahçeli bu ve benzeri uyarılarda bulunduğunda FETÖ’nün organize ettiği kara propaganda malzemeleriyle gazeteciler, yorumcular, sanatçılar, siyasetçiler nasıl saldırılarda bulunmuşlardı. 2007 yılından sonra yavaş yavaş kendini gösteren FETÖ saldırıları, 2010 yılında referanduma “Hayır” duruşu sergilemesiyle MHP’ye saldırı seferberliğine dönüşmüştü.

          MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı FETÖ uyarıları ve bu uyarılar karşısında MHP’nin uğradığı alçak saldırılar arşivlerde bulunmaktadır.

          O tarihlerde MHP’nin uyarıları dikkate alınsaydı, FETÖ’nün hücreleşme yapılanması ve darbe girişiminde bulunma hamlesi daha erken önlenmiş olurdu. Demek ki, bunlar yaşanacakmış ve milletimiz böyle bir acı sınav vermek zorunda kalacakmış. Bu sınavdan tüm milletçe çıkartacağımız ders, bir daha böyle yapılanmalara fırsat vermemek olmalıdır. Türk devletini yöneten siyasi iktidarların hepsi bu konuda sınıfta kalmıştır. Bu konularda vebali daha çok olan AKP hükümeti de bundan sonra herkesten daha çok dikkatli olmalıdır. AKP hükümetinin FETÖ dâhil diğer terör örgütlerine yönelik şimdiki mücadelesi yerindedir ve takdir görmektedir. Fakat FETÖ terör örgütüyle mücadelede eksik kalan kısım, örgütün siyasi ayağını ve “Yurtta Sulh Konseyi’nin” perde arkasındaki yöneticilerinin kimler olduğunu ortaya çıkarma meselesidir. FETÖ’nün en çok beslendiği siyasi ayağı olmuşken, bu ayağına yönelik mücadele olmazsa, 15 Temmuz şehitlerinin ruhu ızdırap duyacaktır. FETÖ’nün siyasi ayağında yer alan “kimse kim” herkesten bunun hesabı sorulmalıdır. Bu yönden mücadele de yerine getirilirse özellikle son 4 yıldır “FETÖ’nün siyasi ayağı” üzerinden yapılan tüm polemikler sonlanacaktır. FETÖ’nün 17-25 Aralık sürecinden sonra CHP’yi siyasi karargâh yaptığı tartışılmaz bir gerçektir. Tüm seçimlerde CHP ve yancı kuvvetlerinin zaferi için nasıl propaganda destekleri verdikleri ortadadır. Son yerel seçimlerde ise FETÖ’nün dünya genelinde CHP için nasıl seferberlik haline geçtiğini hepimiz gördük…

          Fakat bugün “FETÖ, CHP içine kamp kurdu” diye mücadele sadece oraya odaklanmamalı, siyasi ayağı AKP’de, MHP’de, HDP’de, BBP’de, İP’te, Gelecek’te, Deva’da, Saadet’te kimde varsa ortaya çıkarılmalı ve hesabı sorulmalıdır. Siyasi iktidar ve yargı bunun kararlılığını göstermelidir. “Herkes kendi FETÖ’cüsüne sahip çıkmalı, korumalı” şeklindeki çarpık, adaletsiz ve ucube mantık bırakılmalıdır. Hain darbe girişimi olan 15 Temmuz’un 4. Yıl dönümünde keşke FETÖ’nün siyasi ayağının tüm unsurları ortaya çıkarılmış olsaydı. 15 Temmuz şehitlerine ve gazilerine karşı tüm vefa o zaman tam olarak gösterilmiş olurdu.

          FETÖ’nün siyasi ayağına dokunulmadıkça, FETÖ varlığını Türk devleti içinde kripto olarak sürdürmeye devam edecektir. Her an güçlenmek için yine fırsatları kollayacaklardır. Siyasi ayağına saplanacak ok, onlar adına ölümcül darbe olacaktır.

          Türkiye her cephede sınav veriyor. FETÖ konusunda da sınavını başarıyla ve eksiksiz tamamlamalıdır. 15 Temmuzların tekrarı olmaması için Türk devletinin hücresi tamamen temizlenmelidir. Kimsenin bu işi savsaklama lüksü yoktur. Tek mesele, Türkiye’nin varlığı ve geleceğidir.