Fidayda Mansur Yavaş'ın mektupları

04.07.2022 10:00

          Sosyal medyanın hava gazıyla şişirilen Mansur Yavaş, Ankara’da ne zaman doğal bir afet yaşansa hepsinde de çapsızlığını tekrar tekrar göstermeyi bir gelenek haline getirdi. Göreve geldiği günden bu yana ne bir ABB’yi yönetme kabiliyeti gösterdi ne de ABB’yi adam gibi yönetme kadrosu kurabildi. Mansur Yavaş ABB bünyesinde bir kurumun başına birini atıyor, o kişi belli bir süre sonra yolsuzluktan görevden alınıyor. Onun yerine yeni atama yapıyor, o da belli bir süre sonra yolsuzluktan görevden alınıyor. Çünkü yiyici takımıyla yola çıktığı için hizmet yapacak bir atmosferi de oluşturamadı. Yani kendinin çapsızlığını, vizyonsuzluğunu kapatacak bir kadro kuramadı.

          Mansur Yavaş ideolojide savruk, ahlakta dağınık, belediye başkanlığında çapsız olduğunu defalarca göstermiş birisidir.

          Siyasi geçmişinde MÇP, BBP, ANAP, MHP gibi partilerle ilişkisi ve diyalogu varken, CHP’ye geçerken “Bugün 40 yıllık geçmişimi geride bırakarak, CHP adayı olmamla, geride kalan tüm tartışmalar bitecektir” diyerek ideolojik savrulmasını, bir iş adamıyla yaşadığı para, şantaj, tehdit içerikli diyaloglarıyla ahlak dağınıklığını göstermişti. Belediye Başkanlığındaki çapsızlığını ise Ankara halkını ilgilendiren her olayda göstermektedir.

          ABB Başkanı olduğu ilk aylarda şöyle demişti: Değerli Ankaralılar, Bizler hiçbir mazerete sığınmadan, kentimizin yıllarca ihmal edilmiş altyapı hizmetlerini sağlamak için projelerimizi ivedilikle hayata geçireceğiz. Bu konuda tespitlerimiz tamamlanmış olup, eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Ankara’mızın altyapı sorununu kalıcı olarak çözmek bizim önceliğimiz olacaktır. (9 Haziran 2019)

Mansur Yavaş bu sözünde durdu mu?

Duramadı elbette.

          Ne zaman köşeye sıkışsa Melih Gökçek diyor başka bir şey demiyor. Konuyu ne olursa olsun Melih Gökçek’e getiriyor. Bugün yaşanan bir meseleyi onun dönemini karalayarak kapatma çalışıyor. Geçmişte Melih Gökçek’e en ağır yazıları yazmış ve mahkemelik olmuş biriyim. Ama Mansur Yavaş Melih Gökçek’in yaptıklarının üzerine çivi çakabilmiş değildir. Melih Gökçek’in yaptığı yollar, üst ve alt geçitler, parklar, bahçeler, sosyal hizmetler kıyaslandığında Mansur Yavaş’ın bir kasabada belediye başkanı olabilmesi bile imkânsızdır.

          “Hiçbir mazerete sığınmadan…” diyerek yola çıktı, en büyük mazereti şimdi Melih Gökçek oldu…

          22 yıldır Ankara’da yaşıyorum. Ben Melih Gökçek döneminde yaşanan sel felaketlerinde şimdiki kadar bu rezilliğin, çapsızlığın, kadrosuzluğun yaşandığı dönemi görmedim. Melih Gökçek dönemi sel felaketleri olmadı mı? Oldu. Ankara’da vatandaşlar o dönemde mağdur olmadı mı? Oldu.

          Sel felaketleri adı üstünde doğal afettir. Ama bu doğal afetleri az hasarla kapatacak olan da doğal yönetim kabiliyetlerdir. Mansur Yavaş’ta eksik olan da doğal yönetim kabiliyetidir. 3 yılda yaşanan doğal afetlerde ölen vatandaş sayımız sanırım yedi kişi ya da daha fazladır. Meselenin özeti de budur. Görevinin başında dursa, kadrosu samimiyetle mücadele etse zaten kimsenin diyecek bir şeyi olmaz.

          Mansur Yavaş’ın bu bahane üreten propagandalarını görünce meşhur “Vezir mektupları” hikâyesi aklıma geldi.

          “Geçmiş zamanda ülkenin birinde bir vezir azledilir. Yerine gelen yeni vezir, eski vezirden kendisine tecrübelerini aktarmasını, nasıl başarılı olabileceğini anlatmasını ister.

          Eski vezir: “Bunun yolunu bilseydim ben yapacaktım” diye içinden geçirir fakat gelen yeni veziri de boş göndermek istemez. Biraz izin ister ve içeri girer. Bir süre sonra üç tane mektupla çıkar. Mektupların üzerinde 1–2–3 rakamları yazılıdır.

          Eski Vezir Yeni vezire der ki: Her başın sıkıştığında bunları sırayla aç ve içindeki tavsiyeleri bir bir uygulamaya çalışırsan görevinde başarılı olursun. Başka da bir tavsiyem yok. Yeni vezir sevinerek oradan ayrılır. Hemen göreve başlar. Birkaç ay geçtiği halde işlerin düzelmediğini görür. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın bir türlü çare bulamamaktadır. Bir gün, aklına eski vezirin verdiği mektuplar gelir.

Hemen gider 1. mektubu açar. İçinde şunlar yazılıdır:

“Geçmişi kötüle.”

          Bunun üzerine vezir: “Enkaz devraldım, toparlamaya çalışıyorum” diyerek bildik enkaz edebiyatına başlar. Ancak altı ay daha geçtiği halde, bir arpa boyu başarı sağlayamamıştır. Üstelik enkaz edebiyatı sermayesi de bitmiştir. Artık kimse onu dinlememekte ve inanmamaktadır.

Bu kez yine çaresizlik içinde gider 2. mektubu açar. Onda da şunlar yazılıdır;

“Çevreni kötüle.”

          Bunun üzerine, mesai arkadaşlarının beceriksizliğinden şikâyet etmeye başlar: “Kimse işi bilmiyor. Onları yetiştirmeye çalışıyorum. Ben tek başıma ne yapabilirim ki...?” diye…

          Kısa zamanda yeni ve başarılı bir ekip kuracağını anlatır. Buna rağmen aylar geçtikçe işler daha da sarpa sarar. Bakar olacak gibi değil, son çare olarak 3. yani son mektubu açar. Mektupta kısa bir cümle vardır:

“İşin bitti. Sen de 3 mektup hazırla…”

***

          3 yılı Ağustos böceği gibi tamamlayan Mansur Yavaş da 3 mektup hazırlayacak noktaya gelmiştir.

Biliyorsunuz Mansur Yavaş’ın Namıdiğer adı “Mektupçudur” zaten…

          2010 yılında MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye yazdığı FETÖ kokulu mektup halen peşini takip ediyor. Bir de geçtiğimiz yıl Boğaziçi Rektörüne mektup yazarak ve İstanbul’daki bir konuya burnunu sokarak kendini rezil etmişti.

Bu vezir hikâyesi aynen Mansur Yavaş’ı anlatmıyor mu?

          Mansur Yavaş ABB’ye ilk başkan olduğu aylarda Ankara’da büyük bir sel olmuştu, o zaman yine ortalıkta görünmemişti. Çünkü İngiltere’deki evindeydi.

          Geçtiğimiz ay Ankara’da sürekli seller yaşanırken, Ankara Valiliği ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü Ankara halkını şiddetli yağışlar ve seller için uyarırken, CHP’nin diğer Ağustos Böceği kılıklı Belediye Başkanlarıyla Eskişehir’den bildiri pozu veriyordu.

          Geçtiğimiz hafta içinde Ankara Valiliği ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü Ankara halkını yine şiddetli yağış ve seller için uyardığında Mansur Yavaş hazırlıklar içinde nöbette olması gerekirken, Ankara Kapalı Spor Salonunda fidayda oynuyordu. Bir gün sonra Ankara yine selin altında kaldı ve 21 yaşındaki Buse Nur Doğanay isimli üniversiteye hazırlanan gencimiz bodrum kattaki evini sel basması sonucu boğularak hayatını kaybetti. Mansur Yavaş cenaze törenine bile katılmadı. Çünkü hala sosyal medyada dönen fidayda oyun havası videolarının etkisindeydi.

          Mansur Yavaş 2019 yılında “Bizler hiçbir mazerete sığınmadan, kentimizin yıllarca ihmal edilmiş altyapı hizmetlerini sağlamak için projelerimizi ivedilikle hayata geçireceğiz” dediği halde, bu son sel felaketinden sonra sosyal medya hesabından “20 metrelik dereyi kapatan, o bölgeyi yapılaşmaya açan ve suyun akış yönünü değiştirerek sel felaketinin olumsuzluklarının artmasına sebep olan eski yönetimdir” açıklaması yaparak yine geçmişi suçlamıştır. Geçmişi suçlaya suçlaya görev süresini dolduracak anlaşılan…

          Konuştukça batan, cümle kurdukça çapsızlığını ortaya seren Mansur Yavaş kendini bitirme yolunda son cümlesini de sel felaketi olan yerleri gezerken vatandaşa “Siz de afet olarak Valiliğe iletin. Biraz da başkası elini taşın altına koysun. Her yere dilekçe verin, ATO’ya da verin” sözleriyle akıl vererek ve üzerinden sorumluluk atarak göstermiştir.

          Sel olduğunda İngiltere’de tatilde, Eskişehir’de bildiri şovunda, Ankara’da Fidayda Oyun Havası pozlarında olan Mansur Yavaş “Biraz da başkası elini taşın altına koysun” diyor. ABB Başkanlığında üç yılı Ağustos böceği gibi geçmişi suçlayarak tamamlayan Mansur Yavaş sen elini taşın altına ne zaman koyacaksın?

          Yağmur sularının akacağı mazgalları temizlemekten acizsin, mazgalların üzerine asfalt dökülmeyeceğini bilemeyecek kadar cahilsin… Ve çıkmış hala vatandaşa “Biraz da başkası elini taşın altına koysun” çıkışları yaparak ego ve kibir şişkinliği yapıyorsun.

          Sosyal medyanın hava gazıyla, ajansın aklıyla nereye kadar gideceğini sanıyorsun. Seni Cumhurbaşkanı adayı olarak görmek isteyenlerin aklına şaşayım.

          6+HDP yancısı Fatih Altaylı bile Teke Tek programında senin yüzüne “Geçen gün sizin buraya geleceğinizi duyan sizin partiden bir ilçe belediye başkanıyla beraberdik. Sizi de çok seven bir belediye başkanı aslında. Dedi ki, “Mansur Bey’i ben de çok seviyorum ama herkes onun için hiçbir şey yapmıyor diyor. Bol bol proje üretiyor, laf var ama icraat yok diyorlar” dediğini aktarmıştı.

          CHP’nin son seçimlerde Cumhurbaşkanı Adayı olan Muharrem İnce de “Ankara’da yaşıyorum orada da çözülmüş bir sorun yok” dedi. Demek ki kendi mahallen bile artık senin çapsızlığını yakinen gördü Mansur Yavaş…

          Mansur Yavaş öbür belediye seçimlerinde artık yoksun, “İşin bitti. Sen de 3 mektup hazırla” şimdiden…