Ebru sanatının usta isimlerinden Hikmet Barutçugil’in İstanbul’un tarihi ve kültürel dokusunu suyun üzerindeki renk ve desenlerle yorumladığı “Suyun Hafızasında İstanbul” sergisi, Beşiktaş’taki Gazi Osman Paşa Yalısı’nda açıldı. Toplam 47 eserin yer aldığı sergi, beş hafta boyunca sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
İstanbul’un hafızası ebru sanatıyla anlatılıyor
İstanbul’un suyla, zamanla ve hafızayla kurduğu ilişkiye odaklanan sergide, Hikmet Barutçugil’in kentten ilham alan ebru çalışmaları yer alıyor. Sanatçının renk, desen ve hareketlerle İstanbul’un tarihsel birikimini ve değişen kent dokusunu ele aldığı eserler, hafta içi 09.00-17.00 saatleri arasında görülebilecek.
Serginin açılışına İstanbul Vali Yardımcısı Avni Ulu, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Hüseyin Yücel ve eşi Nurşah Yücel, Rektör Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, mütevelli heyeti üyeleri, akademisyenler ve sanatçılar katıldı.
Açılış konuşmalarının ardından Hüseyin Yücel, Hikmet Barutçugil’e hediye takdim etti. Barutçugil de üniversitenin renklerini kullandığı özel bir eserini Yücel’e armağan etti.
“İstanbul bir su şehri”
Ebru sanatçısı Hikmet Barutçugil, serginin açılışında yaptığı konuşmada İstanbul’un suyla olan ilişkisine dikkat çekti.
“İstanbul bir su şehri. İstanbul’un sekiz tane kıyısı var. İki tane Boğaz kıyısı, iki tane Karadeniz kıyısı, iki tane Marmara kıyısı, iki tane de Haliç kıyısı olan ve su kültürünü İstanbul’a getiren Türkler sayesinde su çok önemli bir şey burada” diyen Barutçugil, ebru kelimesinin kökenine ilişkin de bilgi verdi.
Barutçugil, “Ebru, Farsça kökeniyle ‘abru’ kelimesinden geliyor. ‘Ab’ su, ‘ru’ yüz demek. Abru, su yüzü demek. Bu sanat Türkistan bölgesinden Anadolu’ya geldi, ‘Türk kâğıdı’ adıyla da Avrupa’ya gitti” ifadelerini kullandı.
“Ebru sanatı kaybolma tehlikesi geçirdi”
Suyun yaşam için önemini vurgulayan Barutçugil, ebru sanatının yakın tarihte kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.
1973 yılında ebru sanatına başladığını anlatan sanatçı, o dönemde bu sanatla ciddi biçimde uğraşan çok az kişi bulunduğunu söyledi.
Ebru üzerine yaptığı araştırmalar sırasında farklı çalışmalar ortaya çıkardığını belirten Barutçugil, bazı desenlerin doğada, toprak katmanlarında, mermerlerde ve su yüzeyinde görülen şekillere benzediğini anlattı. Araştırmaları sonucunda yeni bir ebru çeşidinin ortaya çıktığını ifade etti.
Akademik eğitiminin de çalışmalarına katkı sağladığını belirten sanatçı, İstanbul’un mimari eserlerini ebru sanatıyla birleştirerek sergiyi hazırladıklarını söyledi.
Ebru sanatı için 17 yıl süren çalışma
Ebru sanatına ilişkin geçmişte ciddi kaynakların bulunmadığını belirten Barutçugil, bu alandaki bilgi birikimini bir kitapta topladığını ve çalışmanın 17 yıl sürdüğünü aktardı.
Sanatçı, ebrunun yapılışı, desenlerin oluşturulması ve boyaların hazırlanması gibi teknik konularda deneme yanılma yoluyla elde ettiği bilgileri ayrıntılı biçimde bir araya getirdiğini söyledi.
Ebru sanatına ilgi arttı
Türkiye’de ebru sanatıyla ilgilenenlerin sayısının 15 bine ulaştığının tahmin edildiğini belirten Barutçugil, sanatın malzemelerine yönelik üretim yapan firmaların da arttığını ifade etti.
Geçmişte ebru için gerekli malzemeleri temin etmenin daha zahmetli olduğunu anlatan sanatçı, günümüzde bu sürecin kolaylaştığını ve sanata yönelik ilginin arttığını dile getirdi.
Ebrunun kullanım alanları genişledi
Tarih boyunca daha çok kâğıt sanatı olarak bilinen ebrunun günümüzde farklı yüzeylerde de kullanıldığını söyleyen Barutçugil, kumaş, seramik, ahşap ve iç mimaride kullanılan öğelerin bu alanlar arasında bulunduğunu belirtti.
Ebrunun Türk sanatı olduğunu vurgulayan sanatçı, uluslararası alanda tanınmak için önce ulusal kültür ve sanat birikimine sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. Gençlerin çalışmalarından memnuniyet duyduğunu da sözlerine ekledi.
Ebru sanatı UNESCO listesinde
Geleneksel Türk sanatlarından ebru, 2014 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dahil edildi. Hikmet Barutçugil de Türkiye’nin “Yaşayan İnsan Hazineleri” kapsamında yer alan ebru sanatçıları arasında bulunuyor.
Sanatçının eserleri dünyanın farklı ülkelerinde sergilenirken, çalışmalarından biri de British Museum koleksiyonunda yer alıyor.
“Bütün temalar serginin başlığında mevcut”
Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kültür Sanat Danışmanı Aslıhan Umar, serginin başlığını belirlerken İstanbul’u su, zaman, hafıza ve mekân üzerinden ele almak istediklerini söyledi.
Hikmet Barutçugil’in yenilikçi ebru yaklaşımına dikkat çeken Umar, sanatçının ebru, baskı ve resmi bir araya getiren çalışmalarının kendilerini etkilediğini belirtti. Serginin temasını oluştururken sanatçının birikimiyle mekânın ruhunu buluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.
Gazi Osman Paşa Yalısı kültür ve sanatla yaşayacak
Serginin düzenlendiği Gazi Osman Paşa Yalısı’nın yeniden ihya edilerek kültürel mirasa kazandırıldığını belirten Umar, yapının yalnızca tarihî bir mekân olarak kalmasını istemediklerini söyledi.
Umar, yalıyı kültür, sanat ve eğitimin farklı disiplinleriyle yaşayan bir mekâna dönüştürmeyi amaçladıklarını ve serginin de bu hedef doğrultusunda düzenlendiğini dile getirdi.