Sözün aslında bittiği yerdeyiz. Son Galatasaray-Fenerbahçe maçıyla bir kez daha gördük ki, Türk futbolu kimsenin umurunda değil. Camialar da kimsenin umurunda değil. Varsa yoksa kişisel hesaplar, egolar, çıkarlar. Dil desen düşmanca, şiddet, öfke ve nefret dolu. Üslup yerlerde. Sevgi beklemiyoruz zaten de, saygı da sıfır. Haklılık desen, hak getire. Kulüplerinin haklarını koruyorlar güya, hukuksuz hak korunmaz ki! Yani al birini vur ötekine.

Sayın Ali Koç, Sayın Dursun Özbek, Sayın Başkanlar!

Camialarınızı böyle temsil edecekseniz, etmeyin. Derdiniz seçimse futbolu buna alet etmeyin. Racon keserek kulüp yönetilmez. Sezon başından beri resmen kovboyculuk oynuyorsunuz. Çok merak ediyorum, o ortak toplantılarda birbirinizin yüzüne nasıl bakıyorsunuz. Başkanlık kriz çıkartmak değil, kriz yönetmektir. Her şey kötü, bir sizler iyisiniz, haklısınız. Keşke aynaya baksanız, suçlu kim ayna sizlere söyler.

Yetti artık!

Ya bırakın, ya da 100 yılı aşkın tarihi çınarlarınızın, kulüplerinizin fabrika ayarlarına dönün. O tarih yaprakları centilmen başkanlarla dolu. Biz Ali Koç-Dursun Özbek rekabeti değil, Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti izlemek istiyoruz.

Futbol savaş değil barıştır.

Siz hala anlamadınız mı?

KUPADA FUTBOL BARIŞI

Sıcak gündem derbideki olaylar ama sözümüz tüm meclise. Alın bir fırsat. Olimpiyat Stadı’nda Ziraat Türkiye Kupası finali var. 80 bin futbol sevdalısı, başkanlar, tüm aktörler. Bir olimpik hareket başlatın, kardeşlikte buluşun. Evet, sezona bedel bir kupa var ortada. Ama ne Beşiktaş ilk kupasını kazanacak ya da kaybedecek, ne de Trabzonspor.

Öyleyse!…

Siz değerli futbolseverler; sizi yönetenler yapamıyor, bari siz deneyin, bu oyun sizlerle güzel.

SULTANLAR BAŞARIR

Olimpiyat demişken, bu yaz sporun kalbi Paris’te atacak. Sporcularımızdan beklentimiz büyük. En çok da ‘Filenin Sultanları’ndan. Antalya’da Milletler Ligi serüveni kazayla başladı ama mühim değil. Bu tarz telafisi olan maçlar bir uyarıdır, bireysel takılan yıldız sporcularımızı kendine getirir. Eda’nın sakatlığı, fiziksel ve mental olarak hazır olmayışımız, odaklanma sorunu sürpriz yenilgiler getirdi. 7.’lik korkutmasın, olimpiyata hazırlık sürecindeyiz, ikinci etapta toparlarız. Sonuçta takım sağlam, proje kusursuz. Cumhuriyetimizin 100. yılında hayallerimizin ötesinde şampiyonluklar kazandılar. Eminim ki, bizi biz yapan takım ruhunu tekrar yakalayıp, Paris’te başarılarını bir kez daha taçlandıracaklar.

“HARİKA ÇOCUK, ARDA”

Olimpiyatlardan önce Haziran ayında Avrupa Futbol Şampiyonası var. Daha da önemlisi Almanya’da bizim hayallerimizi süsleyen başarı için umutlandıran bir Arda Güler gerçeği var. 18’ini yeni bitiren Arda, Real Madrid formasıyla Türkiye’yi gururla temsil ediyor. La Liga’da 10 maçta, 370 dakikada 6 gol atması tüm dünyanın dikkatini çekti. Real Madrid forması ağırdır, ne yıldızlar altında kaldı. Ama o, 6 ay sakatlıkla boğuşmasına rağmen, inanılmaz bir seviyede. Ve eminiz İspanya’dan sonra Almanya’ya da damgasını vuracak. Yazının başına dönelim. Arda Güler, Arda Turan, Nihat Kahveci. Sadece 3 örnek. Siz yönetenlere rağmen gidip İspanya’yı fethettiler! Ne diyelim, iyi ki bu kaostan kendini erken kurtardın genç kardeşim.

Nice tevekkül sevinçlerine!..