Gıda koridoru: Türkiye’nin küresel refaha katkısı

02.08.2022 10:00

Ukrayna-Rusya savaşının küresel seviyedeki yansımalarından biri “gıda krizi” oldu. Savaş sebebiyle limanların işlemez hâle gelmesi neticesinde Ukrayna’nın dünya piyasasına arz ettiği tahılın ihracatı gerçekleştirilemiyordu. Tahıl arzında yaşanan daralma, hem gıdaya erişim imkânını sınırlandırdı hem de fiyatların yükselmesine sebep oldu. “Küresel gıda krizi” kaygılarının arttığı bir dönemde, Türkiye’nin girişimleriyle önemli bir diplomatik başarı imzalandı. Türkiye, bölgesinde barış ve istikrara verdiği katkının yeni bir örneğini, Ukrayna ve Rusya’nın yetkilileriyle BM Genel Sekreterini İstanbul’da bir araya getirip kritik önemde bir anlaşmayı hayata geçirerek ortaya koydu.

Kısaca “tahıl ihracatı anlaşması” olarak bilinen “Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi” 22 Temmuz tarihinde imzalanmıştı. Anlaşmanın imzalanmasının ardından Zelenskiy, Ukrayna limanları üzerindeki blokenin kaldırıldığını ve bu sayede geçen yıl toplanan 25 milyon ton tahıl ihraç edilebileceğini belirtmiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çabalarından dolayı minnettar olduğunu açıklamıştı. Ayrıca Rusya, ABD, AB ve İngiltere’den yapılan açıklamalarda, anlaşmanın gıda krizinin önlenmesinde oynayacağı kritik rol vurgulanmış, Türkiye’nin bu noktaya varılmasındaki katkılarından övgüyle söz edilmişti. BM de anlaşmanın küresel açlığın önlenmesine yardımcı olacağını belirtmiş ve anlaşmanın küresel gıda güvenliği için önemli bir adım olduğunu belirtmişti.

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş beşinci ayını geride bırakmış olsa da iki ülkenin gıda arzının devamı konusunda uzlaşmaya ikna edilmesi, şüphesiz başta Türkiye’nin ve BM’nin önemli bir başarısıydı. Ancak imzaların atılmasının tek başına sorunun çözmeye yetmeyeceği de biliniyordu. Nitekim, anlaşmanın planlandığı gibi devam ettirilebilmesi için Türkiye’nin ev sahipliğinde bir müşterek koordinasyon merkezinin kurulmasına karar verildi. İstanbul’da kurulan ve anlaşmanın planlandığı şekilde uygulandığının denetimini yapmakla görevlendirilen merkezde Türk yetkililerin yanı sıra Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler’den gelen yetkililer yer alacak.

Merkezin kurulması ve işlemeye başlamasında, Ukrayna ile Rusya’daki muhataplarıyla önemli görüşmeler yürüten Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yoğun çalışmalarının payı büyük. Bakan Akar, Ukrayna Altyapı Bakanı ile son günlerde teknik çalışmaların takibini yapmak üzere birçok kez görüşme gerçekleştirdi. Bakan Akar’ın yürüttüğü diplomasinin müşterek koordinasyon merkezinin hızla faaliyete başlamasında önemli bir paya sahip olduğu tüm taraflar tarafından dile getirildi. Bakan Akar’ın diplomatik girişimleri ve Merkezin yoğun çalışmaları, Odessa Limanından tahıl yüklü ilk geminin 1 Ağustos sabahı yola çıkmasını mümkün kıldı.

Tüm dünyada gıda krizinin çözümüne dair umutları artıran gelişme hakkında Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, geminin İstanbul’a varmasının ve denetimlerin ardından Lübnan’a intikal etmek üzere yola devem etmesinin öngörüldüğü duyuruldu. Bu gelişme, Türkiye’nin Karadeniz’de güvenli bir güzergâhın tesisi ve bu güzergâh üzerinden dünyanın diğer bölgelerine gıda tedariki sağlama konusunda çok başarılı bir iş çıkardığının tescili oldu.

Türkiye, iki ülke arasındaki savaşı durdurmak için girişimlerde bulunmuş, savaşın patlak vermesine engel olamayınca da olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için halisane çaba sarf etmeye başlamıştı. Odessa’dan Lübnan’a ulaşmak üzere olan gemi, Türkiye’nin bu iyi niyetli, barışçıl ve stratejik akılla bezenmiş politikasının bir sonucu olarak görülmeli.

Türkiye, bu süreçte ortaya koyduğu başarılı diplomasi ve sonuç alan girişimleriyle küresel barış, refah ve istikrar için çok önemli bir aktör olduğunu gösterdi. Türkiye’nin süslü sözlere değil icraata odaklanan, yıkıcı değil yapıcı, art niyetli değil iyi niyetli bir küresel güç olacağı ve insanlık adına önemli vazifeler yerine getirebileceği de böylelikle dosta ve düşmana gösterilmiş oldu. Türkiye’nin “2053’te Küresel Güç” hedefine erişmesinin dünya için daha fazla huzur, refah ve barış anlamına geleceğini şimdiden söylemek mümkün.