ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yapacağı görüşme öncesinde basına konuştu. İsrail ve İran konularına değinen Trump, İran'ın köprü ve santrallerini bir saat içinde yok edebileceğini söyleyerek ‘’Yaklaşık 91 milyon insan, elektrik ve köprülerden mahrum kalacak'' dedi.

‘’BİBİ'YE İHTİYACIM YOK''
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun İran’daki yeraltı nükleer tesislerine ilişkin açıklamalarını değerlendiren Trump, Washington’ın sahadaki her gelişmeyi anlık olarak takip ettiğine değinerek şöyle konuştu:
"Bana bunu söylemesi için Bibi'ye ihtiyacım yok. Bibi, benim dahil olmamı istediği için bana bunu söylüyor. Uzay Kuvvetleri sayesinde, dünyadaki en gelişmiş kameralarımız o bölgeye odaklanmış durumda. Orada neler olup bittiğini tam olarak biliyoruz. Bibi'nin bunu duyurduğunu duydum. Ben de 'Neden bana doğrudan söylemedin? Neden tüm dünyaya ilan etmek zorunda kaldın?' dedim. İran dağlarında neler olup bittiğini tam olarak biliyorum. Bu büyük bir sorun değil. Eğer bir anlaşmaya varmazsak, Kazma Dağı'nı ortadan kaldıracağız. Ancak bunu çok kolay bir şekilde halledebiliriz."

"BÜTÜN KÖPRÜLERİ YOK EDEBİLİRİM"
İran’a yönelik askeri seçeneklerin halen masada olduğunu vurgulayan ancak diplomatik çözüme öncelik verdiğini belirten Trump, operasyonun ağır sonuçları olacağını hatırlattı:
"Eğer geri dönüp işi tamamlasaydım, bazı insanların da istediği gibi... Çok kolay bir şekilde, onların köprülerinin çoğunu bir saatten daha kısa sürede yok edebilirim. Ama biliyorsunuz, onlar bir köprü inşa etmeye 10 yıl harcıyorlar. Köprüler en uzun süren işler, santraller ise ikinci sırada. Ben santralleri bir gün içinde yok edebilirim. Onların tüm santralleri ortadan kalkar. Yaklaşık 91 milyon insan, elektrik ve köprülerden mahrum kalacak ve bu çok, çok hassas bir denge. Onlar da biliyorlar ki, eğer bir anlaşma yapmazlarsa, ben bunu yapacağım. Köprüler yok olacak, kelimenin tam anlamıyla... Tahmin ediyorum, iki saat içinde ana köprülerin çoğu tamamen yok olacak. Ve santraller de bir gün içinde. Eğer bunu yapmaktan kaçınabilirsem, kaçınmak isterim."

"HÜRMÜZ’Ü İRAN DEĞİL BİZ KONTROL EDİYORUZ"
Hürmüz Boğazı’ndaki denetim tartışmalarına doğrudan cevap veren Trump, boğazın kontrolünün ABD’de olduğunu savundu:
"İran, o boğazı kontrol etmiyor. Biz kontrol ediyoruz. Oraya birkaç mayın yerleştirebilirler ve işleri bozabilirler ama biz o boğazı kontrol ediyoruz. Biz ambargoyu kaldırdık, ancak onlar anlaşmayı bozdu ve biz de tekrar uyguladık. Onlar anlaşmayı bozuyor. Artık onların anlaşmaları bozmasına izin veremeyiz."
"BEN OLMASAYDIM İSRAİL VAR OLAMAZDI"
İsrail’in varlığını kendi başkanlık dönemine ve politikalarına bağlayan Trump, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın Orta Doğu siyasetini de hedef aldı:
"Eğer Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olmasaydım, İsrail bugün var olamazdı! Obama'nın, İran ile arkadaş olmak için rüşvetle yol açabileceğini düşündüğünü sanıyorum. Sonra da nükleer füzeler geliştirmeye çalıştılar."
Tahran yönetiminin nükleer silah sahibi olmama konusunda geri adım attığını dile getiren Trump, "Onlar, nükleer silah sahibi olmamayı kabul ettiler. Temelde, bunu resmiyete kavuşturmamız gerekiyor, ancak onlar zaten kabul etmiş durumdalar" dedi. Cumhuriyetçi Parti’nin şahin isimlerinden Senatör Lindsey Graham’ın da süreçteki tutum değişikliğine dikkat çeken Trump, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Lindsey Graham golfe düşkündü, ancak golf oynamak için doğmamıştı. O, bir golfçü değil, bir siyasetçi olmak için doğmuştu. Lindsey Graham, Ukrayna konusunda çok kararlıydı. Dürüst olmak gerekirse, Lindsey savaşları seviyordu. Hiç hoşuna gitmeyen bir savaşla karşılaşmamıştı. Bu konuya çok ilgiliydi. Lindsey Graham, İran konusunda da sert bir tutum sergiliyordu, ancak son birkaç haftadır, İran'ın geri kalanını yok etmektense bir anlaşmaya varmanın daha iyi olabileceğini düşünmeye başladı.”