Adalet Bakanı Akın Gürlek, devletin millete hizmet etmekle yükümlü olduğunu belirterek sağlık ve adalet hizmetlerinin vatandaşların huzur ve güven içinde yaşaması, birey ve toplum sağlığının korunması açısından ortak sorumluluk taşıdığını söyledi. Tıp ve Adalet Sempozyumu'nun açılışında konuşan Gürlek, hasta hakları ile sağlık çalışanlarının mesleki ve hukuki güvencelerinin birlikte korunması gerektiğini vurguladı.
Hasta hakları ve sağlık çalışanlarının güvenceleri birlikte korunacak
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Sağlık ve Adalet bakanlıklarının işbirliğinde Sarıyer'deki bir otelde gerçekleştirilen Tıp ve Adalet Sempozyumu'nun açılışında konuştu. Gürlek, İstanbul ve Sakarya'da aşırı yağışlar nedeniyle meydana gelen afetlerde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, maddi ve manevi zarar gören vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.
Afet dönemlerinde yargı ve sağlık çalışanlarının gösterdiği gayretleri takdir ettiğini belirten Gürlek, bu tür zor zamanların insan hayatını korumak ve vatandaşların yanında olmak için üstlenilen ortak sorumluluğu yeniden hatırlattığını ifade etti. Tıbbi uygulamalardan doğan sorumlulukların sağlık ve hukuk dünyasının temsilcileriyle farklı yönleriyle ele alınacağı sempozyumun hayırlara vesile olmasını diledi.
Tıp ve hukukun insan hayatına doğrudan temas eden, bireyin ve toplumun yaşam kalitesini yükselten, insan onurunu ve birlikte yaşamanın temel değerlerini koruma sorumluluğunda birbirini tamamlayan iki önemli alan olduğunu kaydeden Gürlek, sempozyum oturumlarında tıbbi uygulamaların hukuki çerçevesinden ceza ve tazminat sorumluluğuna, güncel yargı kararlarından uygulamada karşılaşılan meselelere kadar önemli başlıkların değerlendirileceğini söyledi.
Farklı kurumların bilgi birikimlerinin ve mesleki yaklaşımlarının aynı zeminde buluşmasının ortak bir anlayışın gelişmesine ve uygulama birliğinin güçlenmesine katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi.
Sağlık ve hukuk alanındaki reformlara dikkat çekti
Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son çeyrek asırda sağlık ve hukuk alanlarında birçok reforma imza atıldığını, fiziki altyapı ve insan kaynağının güçlendirilmesi konusunda önemli mesafeler kat edildiğini belirtti.
Hasta haklarını ve sağlık çalışanlarının hukuki güvencelerini koruyarak bu kazanımları daha ileriye taşıyacaklarını ifade eden Gürlek, reformların hayata geçirilmesine katkı sağlayan geçmiş dönem sağlık bakanlarına ve emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür etti.
Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çoğu zaman zor şartlar altında ve sınırlı zaman içinde büyük özveriyle görev yaptığını aktaran Gürlek, bu emeğin ve üstlenilen sorumluluğun hukuk düzeni içinde doğru anlaşılmasının önem taşıdığını söyledi.
Gürlek, hukuk devleti ilkesi kapsamında sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında hekimlerin, diğer sağlık çalışanlarının, hastaların ve hasta yakınlarının haklarının hukuki güvence altına alınmasının sürdürülebilir, adil ve kaliteli sağlık hizmetinin temel şartı olduğunu kaydetti.
2022'de sağlık çalışanlarının hukuki güvencelerine yönelik düzenleme yapıldı
Sağlık hizmetinin insan hayatına doğrudan dokunan, yüksek bilgi, dikkat ve sorumluluk gerektiren bir kamu hizmeti olduğunu belirten Gürlek, Anayasa'da devletin herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğunun açıkça yer aldığını hatırlattı.
Gürlek, hasta hakları ile sağlık çalışanlarının mesleki ve hukuki güvencelerinin birbirini dışlayan değil, birlikte korunması gereken değerler olduğunu vurguladı. Sağlık hizmetlerinden doğan iddialara ilişkin soruşturma usullerinin de bu hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bu doğrultuda 2022'de mevzuatta önemli bir düzenleme yapıldığını aktaran Gürlek, sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamalarından doğan ceza soruşturmalarında, kanunda öngörülen kapsam ve şartlar çerçevesinde Mesleki Sorumluluk Kurulu üzerinden işleyen bir izin usulü getirildiğini söyledi.
Mesleki Sorumluluk Kurulunun izin sürecinin tıbbi uzmanlığın değerlendirmeye katkı sunmasını amaçlayan bir usul güvencesi olduğunu belirten Gürlek, bu sürecin yargı mercilerinin araştırma yetkisini ortadan kaldıran bir dokunulmazlık alanı oluşturmadığını ifade etti.
"Asılsız ihbar ve ithamlar nedeniyle görevlerini yerine getiremez hale getirilmelerine müsaade edemeyiz"
Her tıbbi müdahalenin beklenen sonucu vermemesinin hekimin kusurlu olduğu veya suç işlediği anlamına gelmediğini dile getiren Gürlek, sağlık çalışanlarının mesleki güvencelerini güçlendiren düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi.
Kamuda görev yapan sağlık meslek mensuplarına, idarece ödenen tazminatların rücu edilmesinin özel şartlara bağlandığını belirten Gürlek, böylece sağlık çalışanlarının kişisel mali sorumlulukları bakımından güvence sağlandığını ve hekimlerin tıbbi kararlarını ağır tazminat endişesi altında kalmadan verebilmelerinin desteklendiğini kaydetti.
Gürlek, sağlık çalışanlarının asılsız ihbar ve ithamlar nedeniyle görevlerini layıkıyla yerine getiremez hale getirilmelerine izin verilemeyeceğini belirtti.

Sağlıkta şiddete karşı yaptırımlar güçlendirildi
Sağlık çalışanlarının mesleki sorumluluklarının adil biçimde değerlendirilmesi kadar görevlerini şiddetten uzak ve güvenli bir ortamda yerine getirebilmelerinin de temel öncelikler arasında bulunduğunu ifade eden Gürlek, sağlık çalışanlarına yönelen şiddetin yalnızca bir bireye değil, sağlık hizmetinin bütününe ve toplumun vicdanına yönelik bir saldırı olduğunu söyledi.
Bu tür saldırıların vatandaşların sağlık hizmetlerine güven içinde erişimini de zedelediğini belirten Gürlek, sağlık çalışanlarının can güvenliğini korumanın kamu hizmetinin sürekliliğini korumak anlamına geldiğini kaydetti.
Hasta hakları korunurken sağlık çalışanlarının da haksız isnatlar karşısında yalnız bırakılmadığını, mahremiyetlerinin ve güvenliklerinin gözetildiğini belirten Gürlek, sağlıkta şiddete karşı yaptırımların güçlendirildiğini ifade etti.
Gürlek, 2020'de yapılan düzenlemeyle kamu ve özel sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeline görevleri nedeniyle yöneltilen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarında cezaların yarı oranında artırıldığını söyledi. Bu suçlarda verilen hapis cezalarının ertelenmesini engelleyen özel bir hüküm getirildiğini, sağlık hizmetinden yararlanmanın engellenmesine karşı cezai korumanın da güçlendirildiğini belirtti.
Özel sağlık kuruluşlarında çalışanların da görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlarda kamu görevlisi sayılmasının sağlandığını aktaran Gürlek, sağlık çalışanlarına görevleri sırasında veya görevleri nedeniyle yönelen kasten yaralama suçunun, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda tutuklama nedeni sayılabilen suçlar arasına alındığını kaydetti.
Gürlek'ten bazı sivil toplum kuruluşlarına eleştiri
Sağlık çalışanlarının gerçek ihtiyaçlarına somut çözümler üretmenin öncelikleri olduğunu belirten Gürlek, sağlık alanındaki sorunlardan çok siyasi ve ideolojik gündemlerle meşgul olduklarını ve adil yargılama süreçlerini hedef alan açıklamalar yaptıklarını öne sürdüğü bazı sivil toplum kuruluşlarını eleştirdi.
Gürlek, bu kuruluşlara ilişkin değerlendirmesinde, "Sağlık çalışanlarımızın haklarını savunduğunu iddia eden ancak sağlık alanındaki sorunlardan çok siyasi ve ideolojik gündemlerle meşgul olan, adil yargılama süreçlerini hedef alan açıklamalar yapmayı meziyet sayan sözde sivil toplum örgütleri bulunmaktadır. Bu ve benzeri yapıların siyasallaşmış niyetlerini çok iyi biliyor ve onları asla ciddiye almıyoruz." ifadelerini kullandı.
Sağlık çalışanlarının emeğine sahip çıkmayı ve vatandaşların kendilerinden beklediği hizmetleri kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceklerini söyledi.
Sağlık turizmi alanındaki sorunlar için destek mesajı
Adalet Bakanlığına bağlı kurum ve birimlerde çok sayıda hekim ve sağlık çalışanının görev yaptığını belirten Gürlek, sağlık ve adalet arasındaki işbirliğinin yanı sıra hukuk güvenliğine, temel hakların korunmasına ve adalete erişimin güçlendirilmesine önem verdiklerini ifade etti.
Türkiye'nin sağlık turizmi alanında hızlı bir gelişme kaydettiğini dile getiren Gürlek, bu süreçte ortaya çıkabilecek aksaklıkların giderilmesi konusunda Sağlık Bakanlığına her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.
Kamuoyunda "merdiven altı" olarak tabir edilen yerlerde gerçekleştirilen bazı cerrahi müdahaleler sonucunda ortaya çıkan hak kayıplarına da değinen Gürlek, Cumhuriyet başsavcılıklarına iletilen şikâyetlerde öne çıkan temel sorunların belirlenmesi ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesi için destek sunmaya hazır olduklarını kaydetti.
Gürlek, bu alanda kalıcı ve sağlıklı sonuçlara yargı mensuplarının, sağlık çalışanlarının, akademisyenlerin ve ilgili kurumların karşılıklı görüş alışverişiyle ulaşılabileceğini belirtti.
"Devlet, milletine hizmet etmekle yükümlüdür"
Devletin millete hizmet etmekle yükümlü olduğunu vurgulayan Gürlek, sağlık ve adalet hizmetlerinin vatandaşların huzur ve güven içinde yaşaması, birey ve toplum sağlığının korunması açısından ortak sorumluluk taşıdığını ifade etti.
Gürlek, "Devlet, milletine hizmet etmekle yükümlüdür. İster Adalet Bakanlığı ister Sağlık Bakanlığı olsun, bütün kurumlarımızın ortak sorumluluğu, vatandaşımızın huzur ve güven içinde yaşayacağı adil şartları oluşturmak, bireyin ve toplumun sağlığını korumaktır. Vatandaşımızın sağlık ve yargı kurumlarına erişimi, aynı hassasiyetle ele alınması gereken iki temel hizmet alanıdır." dedi.
İki bakanlığın eş güdüm içinde vatandaşlara en kaliteli hizmeti sunmak ve mevcut hizmetleri daha ileriye taşımak amacıyla çalışmalar yürüttüğünü belirten Gürlek, sağlık ve yargı kurumlarına erişimin aynı hassasiyetle ele alınması gerektiğini söyledi.
"Adaletin Yüzyılı" hedefi
Türkiye Yüzyılı yolculuğunda "Adaletin Yüzyılı" hedefini gerçekleştirme konusunda kararlı olduklarını belirten Gürlek, sağlıklı bir toplumun varlığının ve bireylerin sağlık hizmetlerine kesintisiz, zamanında erişebilmesinin bu hedefin önemli dayanaklarından biri olduğunu kaydetti.
Sempozyumun kurumlar arası diyaloğu güçlendirerek daha dengeli ve öngörülebilir bir hukuki uygulamaya katkı sağlayacağına inandığını dile getiren Gürlek, hasta haklarını, sağlık çalışanlarının hukuki güvencelerini ve sağlık hizmetlerinin etkin biçimde sürdürülmesini gözeten bir anlayışın geliştirilmesini temenni etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda "Adaletin Yüzyılı" yapmak için bütün kurumlarla birlikte çalışmayı sürdüreceklerini belirten Gürlek, vatandaşların sağlıkta güven, yargıda adalet bulduğu bir Türkiye için aynı sorumluluk ve kararlılıkla yollarına devam edeceklerini söyledi.