COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Trabzon’da düzenlenen “Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu”nda konuştu. İklim değişikliğinin denizler ve okyanuslar üzerindeki etkilerine dikkati çeken Kurum, Türkiye’nin denizlerin korunması konusunda elde ettiği tecrübeyi paylaşmaya hazır olduğunu belirterek, “Gidişatı değiştirmek bizim elimizde ve bunun için ülkeler arasında daha güçlü işbirliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var.” dedi.
“Karadeniz’e kıyısı olan illerimizde afetleri yaşıyoruz”
Bakan Kurum, Trabzon’un yıllık yağış ortalaması bakımından Türkiye’de en fazla yağış alan 5’inci il olduğunu söyledi.
Kentin son 50 yılda 100’ü aşkın meteorolojik afet yaşadığını belirten Kurum, “Bugün Okyanus Diyaloğu'nu burada konuşuyoruz. Bundan bir yıl önce buradaki sel sebebiyle yine bakanlarımızla, milletvekillerimizle birlikte sahadaydık. Yani aşırı hava olaylarının, sellerin, yangınların, heyelanların yaşandığı bir şehir. Çünkü artık iklim değişikliği sebebiyle bir anda o hiç beklemediğiniz yağışlarla işte denize doğru giden derelerin şehirleri, ilçeleri, insanlığı yok ettiğini gördüğümüz, yaşadığımız bir şehir.” ifadelerini kullandı.
Programın Trabzon’da yapılmasının bu nedenle önemli olduğunu belirten Kurum, “Çünkü Karadeniz'e kıyısı olan hemen hemen bütün illerimizde biz bu afetleri yaşıyoruz, bu afetleri görüyoruz. Vatandaşımızla birlikte devletimiz tüm imkanlarını burada milletimiz için veriyor.” dedi.
Akdeniz ve Karadeniz’de balık stoklarında yüzde 15 iyileşme
Kurum, hem Karadeniz’in hem de tüm denizlerin iklim değişikliğinden olumsuz etkilendiğine işaret etti.
Okyanusların 3 milyardan fazla insanın geçim kaynağı olduğunu ve solunan havanın yarısını ürettiğini belirten Kurum, okyanusların geleceğinin büyük risk altında olduğunu söyledi.
Araştırmalara göre okyanus ekosistemlerindeki bozulmaların ekonomik maliyetinin 2050 yılına kadar 400 milyar doları aşabileceğini ifade eden Kurum, mevcut çalışmaların sorunların çözümü açısından yetersiz kaldığını belirtti.
Kurum, “Diğer taraftan tabii ki ilerleme kaydettiğimiz alanlar var. Akdeniz ve Karadeniz'de balık stoklarında yüzde 15 oranında iyileşme kaydedildi.” dedi.
“Sınırları aşalım, meseleye bütüncül bakalım”
Olumlu gelişmelere rağmen çabaların karşı karşıya olunan büyük sorunu çözmek için sınırlı kaldığına dikkati çeken Kurum, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Damladan vazgeç, okyanus ol” sözünü hatırlattı.
Kurum, “İşte bu düşünceyi biz COP31 Başkanlığında Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte hayata geçirmek istiyoruz. Yani çözümün karşısında sınırları aşalım, meseleye bütüncül bakalım. Ortak ve kararlı bir iradeyi, her sorunu birlikte aşalım istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin iklim değişikliğinin deniz ve okyanuslar üzerindeki etkileriyle mücadelede önemli bir deneyime sahip olduğunu vurgulayan Kurum, Karadeniz’in Rusya-Ukrayna Savaşı döneminde barışın sembolü olduğunu ve dünyanın tahıl koridorunun Karadeniz’den geçtiğini söyledi.
Türkiye deniz koruma çalışmalarını sürdürüyor
Kurum, deniz ve okyanusların korunmasına yönelik politika ve uygulamaların Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 14’üncüsü olan “Sudaki Yaşam” hedefi başlığında yürütüldüğünü belirtti.
Deniz alanlarının planlanması, deniz koruma alanlarının sayı ve yüz ölçümü bakımından artırılması, dijital ikiz modelleri gibi yenilikçi uygulama ve destek sistemlerinin geliştirilmesi ile “Mavi Vatan” olarak nitelendirilen mavi ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması yönündeki çalışmaların sürdürüldüğünü aktardı.
Kurum, Türkiye’nin iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Akdeniz’de iklim değişikliğine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla bir merkez kurulması önerisini 2021’de gündeme getirdiğini ve bu hedefe 2026 itibarıyla ulaşıldığını ifade etti.

Fethiye-Göcek’te MAPA-Şamandıra sistemi
Kurum, kısa süre önce Fethiye-Göcek’te denizleri koruyacak MAPA-Şamandıra sistemini başlattıklarını söyledi.
Çevre Ajansı ile hayata geçirilen sistemin 17 koyda 856 tekneye hizmet verdiğini belirten Kurum, uygulamayla teknelerin attığı çapaların deniz tabanında sürüklenerek deniz çayırlarına ve balıkların yaşam ve üreme alanlarına zarar vermesinin önüne geçildiğini ifade etti.
Kurum, “Bu çok önemli. Bu tecrübeyi COP31'de Antalya'da anlatacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
“Karadeniz’den bırakılan bir çöp Akdeniz’de karşınıza çıkabiliyor”
MAPA ve şamandıra sistemiyle kısa sürede koyların düzen ve kontrol altına alındığını belirten Kurum, deniz ve göllerin anlık takip edildiğini ve seferberlik anlayışıyla temizlik çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.
Denetimlerde ciddi yaptırımlar uygulandığını vurgulayan Kurum, denizlerin birbirine bağlı tek bir iklim ve hayat sistemi olduğunu belirterek, “Çünkü sınır tanımıyor. Yani Karadeniz'den bırakılan bir çöp Akdeniz'de karşınıza çıkabiliyor. Karadeniz'deki bir sorun okyanuslara kadar uzanabiliyor veya okyanustaki bir sorun buraya gelebiliyor.” ifadelerini kullandı.
Bu anlayışla okyanuslar ve denizler temasının COP31 eylem gündeminin önceliklerinden biri haline getirildiğini belirtti.
“Dünya bizden artık eylem istiyor”
“Dünya bizden bugün artık eylem istiyor, icraat istiyor, sonuç istiyor” diyen Kurum, sel, şehir, ekonomi, üretim ve istihdam üzerindeki etkiler nedeniyle iyi niyet temennilerinin yeterli olmadığını söyledi.
Kurum, başta Avustralya olmak üzere Pasifik ve Afrika ülkeleri, iklim şampiyonları ve okyanus alanlarındaki tüm paydaşlarla işbirliğini her geçen gün geliştirdiklerini ifade etti.
“Gidişatı değiştirmek bizim elimizde”
Okyanusları korumanın tüm dünyanın ortak sorumluluğu olduğunu dile getiren Kurum, artık bu sorumlulukların somut adımlara dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Kurum, “Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır. Gidişatı değiştirmek bizim elimizde ve bunun için ülkeler arasında daha güçlü işbirliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var. Türkiye olarak denizlerimizin korunması konusunda elde ettiğimiz tecrübeyi ve başarılı uygulamaları paylaşmaya hazırız.” dedi.
“Rotamız temiz denizlerdir, rotamız dirençli kıyılardır”
Rotalarının çocuklara daha adil, daha yeşil ve daha mavi bir dünya bırakmak olduğunu belirten Kurum, Karadeniz’in hırçın dalgalarının insanlığa önemli bir mesaj verdiğini söyledi.
Kurum, “Rüzgar ne kadar güçlü olursa olsun rotasını bilen ve birlikte hareket edenler mutlaka güvenli limana ulaşacaktır. İnsanlık olarak burada, şehirler olarak rotamız bellidir. Rotamız temiz denizlerdir, rotamız dirençli kıyılardır.” şeklinde konuştu.