Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul'da sel felaketinin yaşandığı Ayazağa'da incelemelerde bulundu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Değerli arkadaşlar, öncelikle tekrar İstanbul'umuza, tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. 83 yılın en yüksek yağışının alındığı, şu ana kadar yaklaşık 273 kilogram yağışın düştüğü büyük bir afetten bahsediyoruz. Afetin ilk anından itibaren devletimizin tüm birimleri, valimizin koordinasyonunda AFAD'ımızla, Kızılay'ımızla, tüm emniyet birimlerimizle ve yerel yönetimlerimizle birlikte bir çalışma sergiliyoruz. Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum.
Yakınlarına, sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Kurtarma ve yardımla alakalı süreçlere ilişkin İçişleri Bakanımız detaylı bir şekilde bilgi verecektir. Ancak dün akşam itibarıyla yapmış olduğumuz koordinasyonun ardından hem İçişleri Bakanımız hem de bizler, Ayazağa'yı yerinde birlikte görmek istedik. Buradaki sorunları ve problemleri yerinde tespit edelim istedik. O yüzden bugün sahada vatandaşımızla beraberiz."
'bu afetin izlerini kaldıracağız'
Tabii, afetin en yoğun yaşandığı yer burası. Birçok binanın alt katını su bastı. Vatandaşlarımızın altyapı işlerine ilişkin sıkıntılarını ve problemlerini burada hep birlikte değerlendirdik. Tabii şunu ifade etmek gerekir ki kentleşme ve planlı altyapı bugün için en önemli iş. Bu afetleri bundan sonra da daha sık yaşayacağımızı dün de ifade ettim. İklim değişiyor. İklim değişikliğinin etkileri, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de şiddet ve sıklık açısından giderek artıyor. Dolayısıyla iklim değişikliğiyle mücadele etmek bir tercih değil, zorunluluk.
Bu anlamda İstanbul'u depreme hazırlamak, İstanbul'u planlı kentleşmeyle birlikte inşa etmek, işte böylesi afetlere karşı tedbir almak demek. Bu manada vatandaşımızın, olayın içeriğine de baktığımızda, buradaki kapalı dere kesitinden kaynaklı su baskınlarının ve altyapının burada yetersiz olması, yine çarpık kentleşme diyeceğimiz yerleşimin burada mevcut olması sebebiyle bu sorunu yaşadığını gördük. Bu tespitleri yapacağız.
Önceliğimiz, bir afet yaşadık ve bu afet sonrasında vatandaşlarımızın ne ihtiyacı varsa devletimizin tüm birimleriyle birlikte bu ihtiyaçları öncelikle gidereceğiz. Barınma ihtiyacı olana barınma, gıda ihtiyacı olana gıda sağlayacağız. Binalardaki bu rüsubatın ve yine bodrum katlarda bilhassa yaşanan su baskını sorunlarının aşılmasına ilişkin valiliğimiz koordinasyonunda bu çalışmaları yapacağız. Önce bu afetin izlerini kaldıracağız.
Acımızı yaşayacağız ama bir taraftan da kayıp vatandaşlarımız var. Kayıp vatandaşlarımızı bulmak için ekiplerimiz ve emniyet güçlerimiz arama faaliyetlerini hızlı bir şekilde yürütüyor. Ardından da burada kalıcı çözümlere ilişkin vatandaşlarımızla istişare edeceğiz. Bu istişare çerçevesinde Ayazağa'nın, Sarıyer'in, İstanbul'un neye ihtiyacı varsa bunu karşılamaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Vatandaşımıza da bunu söylüyoruz. Hiçbir vatandaşımızın mağdur olmayacağı bir çözümü burada hep birlikte ortaya koyacağız. Yarım kalan dere ıslahının devamı burada çok önemli.

'İstanbul'un her bir mahallesi, her bir semti bizim için değerli'
Buna ilişkin yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Belediye Başkan Vekilimiz ve Sarıyer Belediye Başkanımızla görüşmeler yaptık. Burada bu sorunun aşılmasına ilişkin yapılması gerekenleri birlikte yapmak üzere bir karar aldık. Dere ıslahının tamamlanması hem Ayazağa'da hem de Cendere'de çok çok önemli. Biz istiyoruz ki bundan sonraki afetlerde annelerimiz, babalarımız Ayazağa'da, Sarıyer'de aynı sorunu yaşamasın.
Esnafımız aynı endişeyle dükkânını açmasın. Korku içindeler ve aynı korkuyu bir daha yaşamak istemiyorlar. Dolayısıyla burada seferberlik şuuru içerisinde, daha önce Bozkurt'ta, Giresun Dereli'de, Rize'de, Trabzon'da yaşadığımız sellerde ve 11 ilde yaşadığımız afette devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde nasıl aksiyon aldıysa, nasıl hızlı ve planlı bir şekilde dirençli şehirleri inşa ettiyse aynı kararlılıkla İstanbul'da olacağız.
Gözümüzün nuru İstanbul'da olacağız. İstanbul'un her bir mahallesi, her bir semti bizim için değerli, bizim için kıymetli. Dolayısıyla bu bakışla, bu anlayışla çalışmalarımızı milletimizle bir olarak, omuz omuza inşallah gerçekleştiriyor olacağız. Burada önceliğimiz, tekrar ifade etmek gerekirse, afetin izlerini bir an önce sarmak. Ardından da kalıcı çözümleri birlikte hayata geçireceğiz. Bunları da etap etap İstanbul'da hemşehrilerimizle, Ayazağalı kardeşlerimizle paylaşacağız. İnşallah aynı acıları bir daha yaşamak istemiyoruz.
'Birbirimize destek olmamız gerekiyor'
Bu kararlılığı da sahada hep birlikte uygulayacağız. Zor bir süreç. Burada destek olmamız gerekiyor. Birbirimize destek olmamız gerekiyor. Ama şunu net bir şekilde ifade etmek gerekir ki devletimiz milletinin yanındadır. Burada devletin tüm birimleri aksiyon almıştır. Yapılması gerekenler, valilik koordinasyonunda, AFAD'ımızla birlikte tüm birimlerimizle yürütülüyor. Yani kimin çalışması gerekiyorsa burada 7 gün 24 saat esasına göre çalışıyor. Her bölgede, afet yaşanan her bölgede kriz merkezlerimiz var. Bu kriz merkezlerinde gerekli vali yardımcılarımızın, kaymakamlarımızın ve AFAD Başkanlığımızın koordinasyonunda süreçler yürütülüyor. Biz de süreci anbean takip edeceğiz. Allah beterinden saklasın. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin diyorum. Tekrar İstanbul'umuza, Kocaeli'mize, Antalya'mıza ve Sakarya'mıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum."
İstanbul'da 46 bin personel sahada
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Sarıyer Ayazağa’da yaptığı açıklamada, İstanbul’da 46 bin personelin sahada görev yaptığını ve 9 bin 850 doğrulanmış ihbar alındığını belirtti. Dört kişinin kayıp olarak arandığını açıklayan Çiftçi, bir kişinin kendi imkânlarıyla ortaya çıktığını ve telefonunun şarjı bittiği için kendisine ulaşılamadığının anlaşıldığını söyledi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Değerli basın mensupları, ben de öncelikle afetin en ağır yaşandığı Sarıyer'in Ayazağa Mahallesi'nde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine ve aziz milletimize de başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Dün gün boyunca Ankara'daki Afet Koordinasyon Merkezi'nde bu afeti yönetmeye gayret ettim. Dün, biliyorsunuz, malumlarınız, ayın 14'ünde Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz 42 ilimizde sarı, 6 ilimizde de turuncu kod vermişti. Dün itibarıyla sarı kod verilen yerlerin sayısı 36'ya, turuncu kod verilen yerlerin sayısı ise 4'e düşmüştü.
Bugün bu sayılar biraz daha azaldı. 26 ilimizde şu anda sarı kod, 3 ilimizde ise turuncu kod devam ediyor. Afetin ilk anından itibaren özellikle İstanbul'da, İstanbul Valimizin başkanlığında ve koordinasyonunda bütün ilgili kurumlarımız afete müdahale ediyor, vatandaşımızın yardımına koşuyor.
Bugün de biz Çevre ve Şehircilik Bakanımızla beraber sabahtan beri Ayazağa Mahallesi'nde evleri ve iş yerlerini dolaştık. Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Şu anda dört vatandaşımız hâlâ kayıp olarak aranıyor. Onlardan haber almaya çalışıyoruz. İstanbul'da 46 bin arkadaşımız, AFAD çalışanlarımız, gönüllülerimiz, Sahil Güvenlik, jandarma ve belediye ekiplerimiz çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar. Tüm Türkiye'de, şu anda afet yaşanan ve uyarı verilen yerlerde 60 bine yakın personelimiz sahada görev yapıyor. Vatandaşımızın imdadına, yardımına koşmaya çalışıyorlar. Biz de bugün Sayın Bakanımızla beraber mahallinde gezdik, incelemelerde bulunduk.
'9 bin 850 ihbar geldi'
Yapılması gerekenleri bir yandan İstanbul Valiliğimiz, bir yandan da Ankara'daki AFAD Koordinasyon Merkezimiz planlıyor. Bire bir çalışıyoruz. Elimizden geldiği kadar vatandaşımızın yardımına koşmaya gayret ediyoruz. Ancak az önce Sayın Bakanımızın da ifade ettiği gibi, 1942 yılından beri yaşanan en büyük sel afetini yaşıyoruz. Bunu da gözden kaçırmamamız gerekiyor. Dediğim gibi, vatandaşlarımızdan biri kendisi çıkıp geldi. Kayıp olmadığını, telefonunun şarjı bittiği için kendisine ulaşılamadığından dolayı kayıp ihbarı verildiğini söyledi.
Diğer vatandaşlarımızın aranması devam ediyor. Onlardan da haber aldığımız zaman inşallah İstanbul Valimiz veya bizler gerekli açıklamayı yapacağız. Bu afetten dolayı bütün vatandaşlarımıza tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Hasar tespit çalışmaları bir yandan devam ediyor. Zarar tespit ekiplerimiz sahada çalışmalarını sürdürüyor. İstanbul'da bugüne kadar 9 bin 850 ihbar alınmış durumda.
Bunlar, 112 Acil Çağrı Merkezimize yapılan ve doğrulaması gerçekleştirilmiş ihbarlar. Bunların büyük bir kısmına ekiplerimiz müdahale etti ve etmeye devam ediyor. Dediğim gibi, AFAD ekiplerimiz, belediyelerimiz, Sahil Güvenlik, jandarma ve devletin tüm birimleri sahada çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
Ben bütün ekiplerimize, çalışan tüm ekiplerimize, başta İstanbul Valimiz olmak üzere koordinasyonu sağlayan ve bugün sahada görev yapan ekiplerimize teşekkür ediyorum. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı doğrultusunda bugün burada bulunuyoruz. Öğleden sonra da inşallah Sakarya'ya geçeceğim. Orada, Karasu'da da incelemelerimize devam edeceğim. Çalışmalarımız akşama kadar devam edecek. Teşekkür ederim."