Türkgün | Gündem | Bakan Kurum’dan COP31 mesajı: 'Samimiyseniz eylem gündemini hayata geçirin'

Bakan Kurum’dan COP31 mesajı: 'Samimiyseniz eylem gündemini hayata geçirin'

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Fiji’deki Pre-COP toplantılarında iklim hedeflerinin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Kurum, Antalya’da düzenlenecek COP31’de emisyon azaltımı, finansmana erişim ve uygulama odaklı kararların öncelikli olacağını belirtti.

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Fiji’deki Pre-COP toplantılarında iklim hedeflerinin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Kurum, Antalya’da düzenlenecek COP31’de emisyon azaltımı, finansmana erişim ve uygulama odaklı kararların öncelikli olacağını belirtti.

KAYNAK: DHA

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, Pasifik ada ülkesi Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP toplantıları tamamlandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, toplantılar kapsamında düzenlenen “Finansmana Erişim” başlıklı ana oturuma katılarak basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kurum, 1,5 derece hedefi için emisyonların azaltılması gerektiğini vurgulayarak ülkeleri somut adımlar atmaya çağırdı.

Bakan Kurum: “Samimi değilseniz de rol yapmayın”

COP31 Başkanlığı olarak şeffaf ve kapsayıcı bir süreç yürüttüklerini belirten Bakan Kurum, hedeflerin ve eylem gündeminin net olduğunu söyledi.

İklim değişikliğiyle mücadelede emisyon azaltımının önemine dikkat çeken Kurum, fosil yakıtlardan çıkış konusundaki tartışmaların uzun yıllardır devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yani hiçbir zaman lafı ağzımızda gevelemedik ve net olduk. Net olmaya da devam edeceğiz. Ne yapacağız? Bu eylem gündeminde ne yapacağımız net. Hedeflerimiz net. Bu konuları çalışırken dedik ki; ‘1,5 derece hedefini yakalamak için ne yapmak lazım? Emisyon azaltmak lazım.’ Uzun yıllardır işte fosil yakıtlardan çıkışla alakalı bir söylem gelip gelmeme arasında gidip geliyor. Yani çok açık söylüyorum; COP31'de eğer samimiyseniz bu eylem gündemini hayata geçirmeniz gerekiyor. Şayet samimi değilseniz de rol yapmayın”

COP31 için emisyon azaltımı ve elektrifikasyon hedefleri

COP31’in 2053 hedefleri doğrultusunda sonuç odaklı hazırlandığını belirten Kurum, 2035 yılına kadar hayata geçirilmesi planlanan hedefleri açıkladı.

Kurum’un paylaştığı hedefler şöyle sıralandı:

  • Emisyonların en az yüzde 20 azaltılması.
  • Elektrifikasyon oranının 2035’te yüzde 35’e çıkarılması.
  • Atıkların yüzde 50 azaltılması.
  • Binalarda enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesi.
  • Döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15’e çıkarılması.

Bu adımların hayata geçirilmesiyle emisyonlarda yüzde 20-25 oranında azalma sağlanmasının hedeflendiğini belirten Kurum, 1,5 derece hedefine ulaşılamasa bile bu seviyeye yakın kalabilme ihtimalinin değerlendirildiğini ifade etti.

Kurum, COP31’de bu hedefler doğrultusunda karar alınması için geri adım atmayacaklarını belirterek tüm ülkeleri sorumluluk almaya davet etti.

“2 yılda 455 bin konut yaptık”

Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinin ardından gösterdiği iradeyi COP31 süreciyle ilişkilendiren Kurum, iki yılda 455 bin konutun tamamlanarak teslim edildiğini söyledi.

Depremlerde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurum, yürütülen çalışmaları şöyle anlattı:

“Bakın biz 6 Şubat'ta bir deprem yaşadık. Asrın felaketiyle 50 bin canımız gitti. Hızlı bir şekilde çadırlarımızı kurduk, konteynerleri kurduk. 15. günde temel attık, 45’inci günde ev teslim ettik. 2 yılda 455 bin konut, 455 bin... Yani 2 milyon insanın evini yaptık, teslim ettik. Kararlı olursanız her şey yapılır. İrade gösterirseniz her şeyi yapabilirsiniz. Biz bu iradeyi Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte gösteriyoruz. Dünyayı da bu sorumluluğu almaya davet ediyoruz. İşin özeti budur.”

“Yaptıklarımızı konuşmuyorsak insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı”

COP31 Eylem Gündemi’nin “Denizler Okyanuslar” başlığının Pasifik ülkeleri açısından önemine değinen Kurum, Fiji’de ele alınan konuların Antalya’daki konferansta karara bağlanmasını istediklerini söyledi.

Kurum, aynı konuların tekrar tekrar konuşulması yerine uygulamaya geçilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bunların hepsi aslında bizim eylem gündemimiz içerisinde var, hedefler içerisinde var. Artık Antalya’da tüm dünyayı da bu konuşulanları karara bağlamaya davet ediyoruz. Baştan beri söylediğimiz bu. O yüzden Pre-COP'u da burada düzenleme kararı aldık. Buradan gittiğimizde de buradaki konuşulan tüm hususları COP31'de gündem yaparak karara bağlanmasını istiyoruz. Aynı şeyleri bir daha konuşmak istemiyoruz. Bu ikinci Pre-COP Fiji'de. Üçüncü Pre-COP'ta artık yaptıklarımızı konuşalım, yapacaklarımızı değil. Eğer yaptıklarımızı konuşmuyorsak da buralara gelmeye, bu insanların önüne çıkmaya yüzümüz olmamalı. Ben böyle düşünüyorum. O yüzden burada keskin bir şekilde COP31'de bu kararların takipçisi olacağız”

Tuvalu iklim krizinin ön cephesinde

Pasifik ada ülkesi Tuvalu’nun iklim krizinden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, ülkede yaptığı ziyaret sırasında insanların yaşadıklarını yerinde dinlediklerini söyledi.

Tuvalu’nun iklim krizine katkısının bulunmadığını ancak varlığını sürdürme tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Kurum, uluslararası toplumun bu duruma seyirci kalmaması gerektiğini dile getirdi.

Kurum, “Tuvalu'ya gittik. İnsanların yaşadıklarını yerinde hep beraber dinledik, şahit olduk. Tuvalu'nun bu krizde hiçbir payı yok. Maalesef var olup yok olma tehdidiyle karşı karşıya. En ağır bedeli ödüyorlar. Bugün geldiğimiz süreçte maalesef dünya buna seyirci. Biz buna seyirci kalamayız. Onun için hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

“Biz kimseyi geride bırakmayacağız”

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iklim eylemi konusunda sorumluluk üstlendiğini belirten Kurum, Avustralya ile birlikte yürütülen COP31 sürecinde tüm tarafların dinleneceğini ve uzlaşının esas alınacağını söyledi.

Kurum, Antalya’dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bize soruyorlar; 'Ya böyle bir dönemde COP'u yapmanız, bu işe liderlik etmeniz, Avustralya ile birlikte bu süreci yürütmeniz ne anlama geliyor?' Biz sorumluluğu birlikte üstlendik. Bugün herkesin sorumluluktan kaçtığı, herkesin bu süreci göz ardı ettiği bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde COP31'e başkanlık ediyor. Avustralyalı dostlarımız müzakereleri yürütüyor ve Pasifik'te aslında bugün Pre-COP ile birlikte tüm dünyaya yön veriyor. Bizim için liderlik önce herkesi dinlemek. Şundan herkes emin olsun, bu süreçte biz kimseyi geride bırakmayacağız. Herkesi dinleyeceğiz, herkesle uzlaşı üzerine görüşmeler yapacağız ve Antalya'dan dünyaya açık, dengeli ve uygulama odaklı bir mesaj vermek istiyoruz.”

COP31’de uygulama odaklı karar metni hedefleniyor

Bakan Kurum, COP31’den azaltım, uyum, finansman ve uygulama başlıklarını dengeli biçimde ele alan bir karar metni çıkmasını istediklerini bildirdi.

Hazırlanması planlanan metnin yeni yükümlülükler getirmeyeceğini, müzakere başlıklarının yerine geçmeyeceğini ve COP31’in farklı unsurları arasında siyasi bütünlük sağlamayı amaçlayacağını belirten Kurum, sürecin taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendirileceğini ifade etti.

Kurum, söz konusu kararın önceden belirlenmiş bir çıktı olarak sunulmayacağını vurgulayarak, tüm tarafların uygulama iradesi ortaya koyması gerektiğini söyledi.

“Biz taraflarla birlikte kapsayıcı, şeffaf, tarafların güdümünde ve başkanlık öncülüğünde çıkacak politik bir COP31 karar metni üzerinde düşünmeye başlamamız gerekiyor. Bu metin; azaltım, uyum, finansman ve uygulama gibi çalışmalarımızı bir denge içerisinde ele almalı. Bilimin ortaya koyduğu aciliyeti ve Paris Anlaşması'nın uygulamasında kat edilen ilerlemeyi yansıtmalı. Önümüzdeki döneme ilişkin ortak siyasi yönü ve uygulama iradesini de ortaya koymalı. Böyle bir çıktı müzakere başlıklarının yerine geçmeyecek, yeni yükümlülükler yaratmayacak. Tam aksine COP31'in farklı unsurları arasında siyasi bir bütünlük sağlayacak. Bu süreci önceden belirlenmiş bir çıktı olarak değil, değerli dostum Chris ile birlikte taraflarla erken, şeffaf ve kapsayıcı istişareler yoluyla şekillendireceğiz. Hep söyledik, COP31 Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ama sonuçta COP31'de o uygulama iradesini hep birlikte ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bu toplantıları yapıyoruz, sorumluluklar üstleniyoruz, liderlik yapıyoruz ancak işin sonunda hep birlikte o elimizi, gövdemizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Eğer koymuyorsak da başımızı öne eğip bir düşünmemiz gerekiyor. 'Bu ülkelerin hiçbir suçu yokken biz ne yaptık?' O yüzden şunu açıkça söyleyeyim; Bu yoldan dönüş yok ve geri adım asla atmayacağız. Çünkü adil bir dünyanın mümkün olduğuna hala inanıyoruz.”

COP31’in dünyaya vereceği beş mesaj

COP31 Başkanı Kurum, Pre-COP toplantılarından dünyaya verilmek istenen mesajları beş başlıkta topladı: aciliyet, uygulama, elektrifikasyon, finansman ve birlik.

Kurum, 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğunu belirterek zaman kaybetmeden harekete geçilmesi gerektiğini söyledi. Antalya’da düzenlenecek COP31’in “Uygulama COP’u” olarak tanımlandığını hatırlatan Kurum, söz verme döneminin geride kaldığını ve somut adımların öne çıkması gerektiğini ifade etti.

Elektrifikasyonun yanı sıra sıfır atık ve metan azaltımının da öncelikler arasında bulunduğunu belirten Kurum, iklim finansmanının ihtiyaç sahibi ülkelere zamanında ve kolayca ulaşmasının önemine dikkat çekti.

Kurum, “1,5 derece için 1,5 milyar dolar işte Pasifik adalarını kurtarıyor. Bu kadar basit” diyerek Tuvalu’da yaşamın sürdürülebilmesi için finansmanın hayati olduğunu vurguladı. İklim krizinin yükünün en az gelişmiş ülkelere ve küçük ada devletlerine bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Beşinci başlık olan birlik kapsamında ise diyalog, uzlaşı ve aksiyon ilkelerinin korunması gerektiğini belirtti.

NATO’nun savunma bütçesi gibi iklim finansmanı çağrısı

Ülkelerin iklim eylemi için finansman kaynaklarını artırması gerektiğini söyleyen Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 5’e çıkarma kararına atıfta bulundu.

Kurum, aynı kararlılığın iklim değişikliğiyle mücadelede de gösterilmesini beklediklerini belirterek şöyle konuştu:

“Herkes kendi sınırlarından bakıyor. Hep söyledim ben, bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Tuvalu yok oluyor, bu kararı alsak ne olur? Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Aynı kararlılığı tüm dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymasını bekliyoruz”

“Yardım var ama ulaşmıyor”

Kurum, “Finansmana Erişim” başlıklı Pre-COP Ana Oturumu’nda da iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunları gündeme getirdi.

Toplantıya Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkelerinin temsilcileri katıldı.

Küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin iklim kaynaklı afetlerden ağır biçimde etkilendiğini belirten Kurum, bu ülkelerin krize en az katkı yapanlar arasında olmasına rağmen en ağır bedeli ödediğini söyledi.

Kurum, “Bu krize en az katkıyı onlar yaptı ama bedelin en ağırını onlar ödüyorlar. Yardım var ama onlara ulaşmıyor. Bu vicdanımızın kabul edebileceği bir tablo değil” ifadelerini kullandı.

İklim finansmanında 21 milyar dolarlık karşılaştırma

En az gelişmiş ülkelere bir yılda ulaşan iklim finansmanının yaklaşık 21 milyar dolar olduğunu belirten Kurum, bu tutarın dünyanın bir haftalık gıda israfına karşılık geldiğini söyledi. Mevcut sistemde bu ülkelerin söz konusu finansmanı da borç olarak alıp geri ödemek zorunda kaldıklarını aktardı.

Gelişmekte olan ülkelerin yıllık uyum finansmanı ihtiyacının 2035 yılı itibarıyla 310-365 milyar dolar arasında olmasının beklendiğini belirten Kurum, kişisel lüks ürünlere yapılan harcamalara da dikkat çekti.

Kurum, 2025 verilerine göre çanta, saat ve mücevher gibi kişisel lüks ürünler için 410 milyar dolar harcandığını ifade ederek, dünyada kaynak ve teknoloji bulunduğunu, temel sorunun bunları ihtiyaç sahiplerine zamanında ulaştıracak ortak kararlılık olduğunu söyledi.

İklim finansmanına erişimin artırılmasına ilişkin bildiri ve eylem planını desteklediklerini belirten Kurum, ülkelerden bildiriyi imzalamalarını ve somut taahhütlerde bulunmalarını istedi.

İklim finansmanına erişim için dört adım

COP31 Başkanı Kurum, finansmana erişimi kolaylaştırmak için izlenmesini önerdiği dört adımı şöyle sıraladı:

  • Başvuru süreçlerini kolaylaştırmak: İklim fonlarının daha kolay başvuru formatlarına geçmesi ve küçük projeler için hızlı onay yolları oluşturulması.
  • Ülkelerin önceliklerini esas almak: Finansmanın okulları, hastaneleri, su kaynaklarını ve tarım alanlarını koruyacak biçimde ülkelerin kalkınma planlarına göre şekillendirilmesi.
  • Borç yerine dayanıklılığı desteklemek: Hibe ve imtiyazlı finansmanın payının artırılması, yeni kredilere afet sonrası borç ödemelerini askıya alan maddeler eklenmesi.
  • Taahhütleri takvime bağlamak: Uyum finansmanının 2035’e kadar en az üç katına çıkarılması çağrısının somut rakamlara dönüştürülmesi ve en kırılgan ülkelere öncelik verilmesi.

Kurum, Belem’de uyum finansmanının 2035’e kadar en az üç katına çıkarılması yönünde çağrı yapıldığını hatırlatarak, artık bu kabulün somut hedeflere dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.

“Bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz”

COP31 Eylem Gündemi kapsamında “İklim Uygulama Köprüsü”nün hayata geçirileceğini belirten Kurum, projeler ile finansmanın birbirini tamamlaması gerektiğini söyledi.

Kurum, iklim eylemlerinin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını, insanların yaşamını, kıyıları, okulları ve tarım alanlarını korumayı amaçladığını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz sadece sözde kalmıyoruz, somut adımlar da atıyoruz. COP31 eylem gündeminde İklim Uygulama Köprüsü'nü hayata geçiriyoruz. Çünkü proje olmadan finansman, finansman olmadan proje olmaz. Bu köprünün öbür ucunda rakamlar yok, insanlar var. Bu köprüden geçecek her proje bir kıyıyı, bir okulu, orada yaşamı korumak demek. Bu yüzden diyoruz ki: Hiçbir çocuk okulunun okyanusun sularında kaybolduğunu izlememeli. Hiçbir anne tarlası kuruduğu için evini terk etmek zorunda kalmamalı. Hiçbir halk yardım yolda diye beklerken umudunu kaybetmemeli. Bir ada halkının kıyısına, bir köyün tarlasına ulaşmayan hiçbir taahhüt uygulama sayılmaz. Bu uygulamaları birlikte hayata geçirebiliriz. COP31'e her birimiz kendi payına düşmüş olanı yapmış olarak gelelim. Orada söz değil sonuç konuşalım.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...