Türkgün | Gündem | Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İsrail'in İran saldırılarına sert tepki! "İran'a saldırının amacı sadece güvenlik değil"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İsrail'in İran saldırılarına sert tepki! "İran'a saldırının amacı sadece güvenlik değil"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Gazeteci ve Yazarlarla İftar Programı'nda konuştu. Mescid-i Aksa'yı 17 gündür kapalı tutan katil İsrail'e tepki gösteren Erdoğan "İsrail tamamen keyfi davranıyor. İran'a saldırının amacı sadece güvenlik değil." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Gazeteci ve Yazarlarla İftar Programı'nda konuştu. Mescid-i Aksa'yı 17 gündür kapalı tutan katil İsrail'e tepki gösteren Erdoğan "İsrail tamamen keyfi davranıyor. İran'a saldırının amacı sadece güvenlik değil." dedi.

MUHABİR: Eylül Şahin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gazeteci ve yazarlarla iftar programında açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail'in gerçeklerinin dünya kamuoyuna duyurulması gerektiğini belirterek İsrail'in bölgeye felakete sürüklediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önce Gazze'yi, ardından Yemen ve Lübnan'ı son olarak da İran'ı hedef alan saldırılarının amacının sadece güvenlik olmadığını biliyoruz. İsrail, eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:

İster geleneksel medyada ister dijital mecralarda çalışıyor olsun, tüm gazetecilerimizin ve tüm yazarlarımızın Ramazan Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum.

Haberleri, yazıları ve ilkeli duruşları ile basınımıza önemli değerler katan; fakat ne yazık ki bugün aramızda olmayan meslek büyüklerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Bu sabah vefat eden Sabah Gazetesi’nin kıdemli muhabiri ve fotoğraf editörü Murat Keklikçi’nin yanı sıra; haberleri, yazıları ve ilkeli duruşları ile basınımıza değer katan ancak artık aramızda olmayan tüm gazetecilere Allah’tan rahmet diliyorum.

"GAZETECİLER TOPLUMUN HAFIZASINI TEŞKİL EDER"

Filistin başta olmak üzere, çatışma bölgelerinde zor bir görevi icra ederken can veren tüm medya mensuplarını şükranla yad ediyorum. Bilhassa İsrail'in Gazze'deki soykırımını dünyaya duyurmaya çalışırken şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi kemali hürmetle anıyorum.

İftar soframıza iştirak eden siz değerli konuklarımıza teşekkür ediyor, bu güzel buluşma için İletişim Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Buluşmamızın basın camiamız için hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

Değerli arkadaşlar, konuşmamın hemen başında ifade etmek isterim; sizlerin de bildiği üzere gazeteciler ve yazarlar, toplumun bir anlamda hafızasını teşkil eder. Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmek, yaşadığımız çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımak büyük bir sorumluluk gerektirir. Bu mesuliyet bazen bir haber cümlesinde, bazen bir manşette, bazen bir köşe yazısında, kimi zaman da uzun yıllar okunacak bir kitapta kendisini gösterir.

Artık uğurlamak üzere olduğumuz Ramazan ayı; insanın hem kendisiyle hem toplumla olan ilişkilerini yeniden düşünmesine, değerlendirmesine ve kendisini sorgulamasına zemin hazırlayan müstesna bir zaman dilimidir.

"TOPLUMUN DOĞRU HABERLERE ERİŞEBİLMESİ ADINA CANINIZI ORTAYA KOYUYORSUNUZ"

Özellikle gazetecilik ve yazarlık gibi hakikatin peşinde olan meslek mensupları için bu mübarek günler, ayrı bir mana ve ehemmiyet arz eder. Sizler kaleminizle, sözünüzle ve emeğinizle bu toplumun düşünce iklimine çok önemli katkılar yapıyorsunuz. Gerektiğinde eleştirerek, gerektiğinde sorgulayarak, gerektiğinde ise takdir ve teşvik ederek hayati bir kamu hizmetini yerine getiriyorsunuz.

Tüm bunların yanında çağımızın baş belasına dönüşen dezenformasyonla da mücadele ediyor, haberin kaynağına iniyor, en objektif ve en güvenilir bilgiyi milletimize aktarmak için hassasiyetle hareket ediyorsunuz. Kimi zaman savaş ve sıcak çatışmaların göbeğinde, kimi zaman kriz ve afet bölgelerinde, kimi zaman da en zorlu arazi ve iklim koşullarında toplumun doğru ve teyit edilmiş haberlere erişebilmesi adına canınızı ortaya koyuyorsunuz.

Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına yürekten teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Güçlü bir toplum yapısı, ancak sağlıklı bir bilgi akışıyla mümkündür. Hakikat ile söylenti, gerçek ile algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde; gazetecilik, toplum için adeta bir pusula işlevi görür. Hakikatin izini süren basın emekçilerimizin taşıdığı yük, bu anlamda son derece mühim ve kritiktir.

Sizler de çok yakından tecrübe ediyorsunuz; bilgi üretimi ve enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Ancak bu hız, aynı zamanda yanlış, taraflı, zararlı, yapay ve maksatlı içeriklerin de yayılmasını kolaylaştırıyor; teyit mekanizmasının sağlıklı işlemesinin önüne geçebiliyor.

Bizde sıkça tekrarlanan meşhur bir söz vardır: "Doğru ayakkabılarını giyene kadar, yalan dünyayı üç kez dolaşır." Ne yazık ki bugün "hakikat ötesi çağ" adı verilen tam da böyle bir dönemin içindeyiz. Bu sorun sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın yüzleştiği ve çözüm aradığı bir tehdit haline dönüşmüş durumda. Tabii bizler devlet olarak, gerek İletişim Başkanlığımızla gerekse diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz ve edeceğiz.

"MEDYA KURULUŞLARIMIZIN DAHA FAZLA İNİSİYATİF ALMASINI BEKLİYORUZ"

Bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında sizlere de önemli görevler düşüyor. Burada bir sözü siz kalem ve fikir erbabımıza bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. "Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz, bunların etkisi sınırlıdır. Oysa bir kelimenin, bir yazının, bir düşüncenin nereye varacağının sınırı belirsizdir."

Değerli dostlar, mesele bizim için işte bu kadar açık ve nettir. Seçtiğiniz kelimelerle, yazdığınız yazılarla, milletimize verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önüne geçmeniz son derece mühimdir. Ülkemize yönelik beşinci kol faaliyetlerini, algı mühendisliklerini, Türkiye'nin imaj ve itibarını hedef alan karalama kampanyalarını sizlerin de güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğimize inanıyorum.

Şunun da altını çizmek istiyorum; her cephede adeta bir hakikat savaşı verdiğimiz bu dönemde, medya kuruluşlarımızın daha fazla inisiyatif almasını, daha aktif ve etkili olmasını bekliyoruz.

"İSRAİL İLK KIBLEMİZİ 17 GÜNDÜR KAPALI TUTUYOR"

Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen küresel sistemin tarihi bir kırılma yaşadığı bugünlerde, gerçeklerin dünya kamuoyuna duyurulması gerekiyor. Bakınız şu an bölgemizde İsrail'in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor. Masum çocuklar okullarında ders dinlerken acımasızca katlediliyor. İnsanlar asırlardır sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor.

İsrail; tamamen keyfi sebeplerle, hiçbir yetkisi olmadığı halde ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor. Önce Gazze'yi, ardından Yemen ve Lübnan'ı, son olarak da İran'ı hedef alan saldırılarının amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. Saldırılarla eş zamanlı olarak; "vadedilmiş topraklar" hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesi elbette tesadüf değildir.

Eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke, bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir. İşte bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup; tüm bu gerçeklerin, bu barbarlığın, bu cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir. Dünyada söz ve etki sahibi bir ülke olduğumuzun bilinciyle artık ufkumuzu genişletmeli, sınırlarımızın ötesini de hedeflemeli; geniş bir coğrafyada takip edilen gazetelere ve televizyonlara sahip olmalıyız.

"MİLLETE PARMAK SALLAYAN MEDYA DÜZENİ ARTIK GERİDE KALDI"

Meslekte kıdemli gazetecilerimizin; hem çalıştıkları kurumları hem de kendilerini bu noktada bir eğitmen, daha doğrusu bir mentör olarak görmeleri gerektiğine inanıyorum. Türkiye'nin ve açıkçası geniş coğrafyamızın; fikri hür, kalemi özgür, zihni berrak, vicdanlı, donanımlı ve milletin değerlerinden beslenen gazetecilere ihtiyacı var. Hiç şüphesiz bunları da yetiştirecek olanlar sizlersiniz. Bu hedef doğrultusunda ortaya koyacağınız çabalarda daima yanınızda olacağımızı bilmenizi istiyorum.

Kıymetli misafirler; insanların doğru bilgiye rahatlıkla ulaşabildiği, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği ve hakikatin merkeze yerleştiği güçlü bir medya hepimiz için hayati önemdedir. Ancak Türkiye, uzun yıllar bu atmosferin özlemini çekmiştir. Televizyon ekranları, gazete köşeleri ve dergi sayfaları on yıllar boyunca tek tipçi, tek sesli ve üstenci bir zihniyetin tahakkümüne mahkum olmuştur.

Geçmişte öyle günler yaşadık ki farklı sesler susturuldu, halkın tarafsız haber alma hakkı engellendi. Medya organları; toplum ve siyaset mühendisliğinin aparatı olarak hoyratça kullanıldı. Ama şimdi bunların hemen hepsi mazide kaldı. Manşetleriyle hükümetler kurup hükümetler deviren medya baronları artık eski Türkiye'de kaldı. Millete parmak sallayan, millete tepeden bakan, vesayetçiler adına milli iradeye ve siyaset kurumuna ayar veren medya düzeni artık geride kaldı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...