Türkgün | Gündem | MHP Lideri Devlet Bahçeli'den 23 Nisan mesajı: Emperyalizmin istikameti bozulmuş, kutlu bir dönüm noktasıdır

MHP Lideri Devlet Bahçeli'den 23 Nisan mesajı: Emperyalizmin istikameti bozulmuş, kutlu bir dönüm noktasıdır

MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı; emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren; vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolbaşçılığında baş kaldıran bir milletin, kendi mukadderatına bizzat hâkim olduğu kutlu dönüm noktasıdır." dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı; emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren; vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolbaşçılığında baş kaldıran bir milletin, kendi mukadderatına bizzat hâkim olduğu kutlu dönüm noktasıdır." dedi.

KAYNAK: Haber Merkezi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 23 Nisan’ın tarihi ve siyasi anlamına dikkat çekerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının milli iradenin tecellisi olduğunu vurguladı. MHP Lideri Bahçeli, Türk milletinin istiklal mücadelesini yalnızca cephede değil, Meclis iradesi ve hukuk anlayışıyla da yürüttüğünü ifade etti.

MHP Lideri Devlet Bahçeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Sözlerimin başında 106. Sene-i devriyesini idrak edeceğimiz 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın aziz hatırasını hürmetle selamlıyor; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunda iradesi, duası, cesareti ve fedakârlığı bulunan bütün büyüklerimizi rahmet, minnet ve tazimle yâd ediyorum. 

1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 

Mondros’un ardından dalga dalga gelen işgaller, Sevr’de hukuki kılıfa büründürülmek istenen tasfiye tasavvuru ve Anadolu’nun dört bir yanında hissedilen kuşatma iklimi, hamiyetperver milletimizi yalnız mukavemete çağırmamış; aynı zamanda kendi kaderini kendi iradesiyle tayin edecek yeni bir meşruiyet zeminini inşa etmeye sevk etmiştir.

23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş; temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir.

"TBMM EMPERYALİZMİN İSTİKAMETİNİ BOZDU"

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı; emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren; vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolbaşçılığında baş kaldıran bir milletin, kendi mukadderatına bizzat hâkim olduğu kutlu dönüm noktasıdır. 

Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken; karayolları, demiryolları milletin tasarrufundan sökülüp alınmışken; kadınıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla Türk milleti bir başka devlete maiyet ve mahkumiyet tehdidiyle çepe çevre sarılmışken Ankara’da yanan meşale, karanlığı yaran milli uyanışın, esareti reddeden kararlılığın ve Anadolu’dan hayat bulacak bir şahlanışın adı olmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli iradenin ete kemiğe bürünüp hüviyet kazandığı, hüküm ve haysiyet tesis ettiği, hakimiyet iradesinin milletin kendisine teslim edildiği, hürriyet sevdasının devlet nizamına tahvil edildiği tarihi yürüyüşün cümle kapısıdır. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi, meşruiyetini garbın başkentlerinden değil; Türk milletinin bağrından almıştır.; Türk milleti ise egemenlik hakkını Malazgirt’te atasının açtığı Anadolu kapısından, Söğüt’te filizlenip cihanı saran o koca çınardan, İstanbul’un fethiyle katlanan şanından, Çanakkale’de yazılan destandan ve her karışı şehit kanıyla sulanan toprağından almaktadır. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi; ateş çemberine alınmış bir vatanın, yoklukla imtihan edilen ocakların, namusundan başka sermayesi kalmamış bir ulusun bağrından doğmuştur. Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde semalara yükselen duaların, Rahman’a açılan avuçların, besmeleyle atılan adımların, tekbirlerle yürünen yolların ardından kapılarını açmıştır.

İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu aziz milletin iradesini ne de güzel haykırmıştır:

“Yılmam ölümden, yaradan, askerim; 
Orduma, “Gâzî” dedi Peygamberim. 
Bir dileğim var, ölürüm isterim: 
Yurduma tek düşman ayak basmasın!
Âmin! desin hep birden yiğitler, 
“Allahu ekber!” gökten şehidler. 
Amin! Amin! Allahu Ekber! Allahu Ekber!”

İşte o ruh, bugün de dimdiktir. İşte o iman, bugün de sarsılmazdır.

Bu sebeple 23 Nisan’ı yalnız bir bayram günü olarak anmak, onun taşıdığı tarihî ve siyasî mânâyı daraltır. 

23 Nisan, devlet fikrinin kriz karşısında dağılmadan düşünebilme kabiliyetidir. 

23 Nisan, mağlubiyetin ağır gölgesi altında dahi hukuk üretebilme iradesidir. 

23 Nisan, toplumsal acıyı kurucu bir siyasal akla dönüştürebilme kudretidir.

İşte içinde bulunduğumuz 28. yasama döneminde, ülkümüze gönül vermiş 45 milletvekili dava arkadaşımla birlikte çatısı altında görev yapmaktan şeref duyduğumuz Gazi Meclisimiz; böylesi bir imanla yoğrulmuş, böylesi bir mücadeleyle kurulmuş, böylesi bir fedakârlıkla ayakta tutulmuş milli iradenin tecelligahıdır. 

“GAZİ MECLİSİMİZ, İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR”

Gazi Meclisimiz, aziz milletimizin istiklal beratı, istikbal ruhsatı, istikrar sancağı, itibar membaıdır. Ve ilelebet payidar kalacaktır.

“Ulusal egemenlik” ifadesi manasını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde; “çocuk bayramı” ifadesi ise manasını evlatlarımızın neşesinde bulmaktadır. 23 Nisan’ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması; ne tali bir tercih, ne tesadüfi bir irade, ne de temelsiz bir tasarruftur. 

23 Nisan’ın “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak kutlanması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biridir. 

 “ÇOCUK DEVLET FİKRİNİN CEVHERİDİR”

Çünkü devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir.

Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir.

Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır.

Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır.

Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar.

Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır.

İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir.

Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir."

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...