Türkgün | Gündem | MHP’li Ersoy’dan Türk dünyası için güçlü mesaj: Ortak müfredat ve iş birliği şart

MHP’li Ersoy’dan Türk dünyası için güçlü mesaj: Ortak müfredat ve iş birliği şart

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ruhi Ersoy, Antalya Diplomasi Forumu’nda Türkoloji çalışmalarının güncellenmesi ve Orhun Değişim Programı’nın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ruhi Ersoy, Antalya Diplomasi Forumu’nda Türkoloji çalışmalarının güncellenmesi ve Orhun Değişim Programı’nın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

KAYNAK: Haber Merkezi

Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Bir Asırlık Dil ve Kimlik” panelinde konuşan MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ruhi Ersoy, Türk dünyasında dil, kültür ve akademik iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut yaklaşımların yetersiz kaldığını belirtti. Türkoloji alanının yalnızca dil ve edebiyatla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Ersoy, ortak alfabe çalışmaları, kültürel diplomasi ve dijital çağın imkanları doğrultusunda müfredatların yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu.

Ersoy paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

"Antalya Diplomasi Forumu kapsamında, 1926 yılında Birinci Bakü Türkoloji Kongresi’nin yüzüncü yıl dönümü vesilesiyle tertip edilen “Bir Asırlık Dil ve Kimlik: Bakü Türkoloji Kongresi’nden Türk Entegrasyonuna” başlıklı panel, Türk dünyasının müşterek hafızasını, dil birliğini ve kültürel istikbalini yeniden düşünmek adına son derece kıymetli bir zemin teşkil etmiştir. Söz konusu panelde; Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TURKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanychbek Omuraliev, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev, Türk Kültürü ve Mirası Vakfı Başkanı Aqtoty Raiymqulova’nın konuk olduğu panelde biz de forum kapsamında özel yorumcu olarak konuşmacı olduk.

Tarafımızdan gerçekleştirilen konuşmada ise:

Türk dünyasında “dilde, fikirde, işte birlik” ülküsünün, Birinci Bakü Türkoloji Kongresi’nin fikri temellerine uzanan tarihî bir mefkûre olduğunu vurgulayarak bu mirasın günümüzde, çağdaş Türkolojinin dil, edebiyat ve folklor eksenine sıkışmasının yetersiz olduğu; jeopolitik gelişmeler, kültürel diplomasi, ortak alfabe çalışmaları ve dijital çağın imkânları doğrultusunda Türkoloji müfredatının ivedilikle güncellenmesi gerektiğini dile getirdik.

Özellikle Türk Devletleri Teşkilatı ve Türk Akademisi öncülüğünde, Türk Dil Kurumu başta olmak üzere ilgili kurumların kendilerini nasıl yenilediklerinin ve ortaya koydukları vizyonun, Türk dünyası üniversitelerine müşterek müfredat anlayışıyla yansıtılmasının zaruri olduğu özellikle ifade ettik.

Bununla birlikte, Türk dünyası içerisinde akademik ve beşerî dolaşımı artırmayı hedefleyen Orhun Değişim Programı’nın, Erasmus+ benzeri bir entegrasyon modeli oluşturma potansiyeline rağmen, mevcut haliyle beklenen verimliliğe ulaşamadığı; bu durumun temelinde yeterli motivasyonun sağlanamadığını açık bir şekilde ortaya koyduk.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın bu noktada daha güçlü bir koordinasyon ve yönlendirme rolü üstlenmesi gerektiği vurgulayıp tarih, ülkü ve müşterek medeniyet tasavvuru üzerine yapılan bütün bu değerlendirmelerin somut neticelere dönüşebilmesi için Orhun Programı’nın içeriğinin ivedilikle doldurulması ve işlevsel hâle getirilmesi gerektiğini belirttik.

Diğer taraftan; 1926 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nden Fuat Köprülü’nün başkanlığında Bakü Türkoloji Kurultayı’na katılan Türkiye Türkologları heyeti hariç muhtelif Türk yurtlarından katılan 92 Aydın, dönemin ağır “repressiya” koşullarına maruz kalıp tamamına önce işkence yapılmış sonra da şehit edilmişlerdir! 

Öte yandan;
Bakü Türkoloji Kongresi sonrası Türkiye’ye dönüşün ardından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde hayata geçirilen alfabe devrimiyle Latin harflerine geçiş sürecinin Bakü Türkoloji Kurultayı’nda ortaya konulan karar ve yönelimlerle de irtibatlı bir düşünsel zeminin devamı olduğunu ve Türkiye’nin Latin harflerine geçişinin farklı saiklerle yorumlanabilecek bir mesele olmaktan ziyade, Türk dünyasında ortaklaşa ilmî tartışmaların ve kurultayda şekillenen fikirlerin bir politika düzeyinde uygulanması olduğu gerçeğinin, müfredatlarımızda genç nesillere doğru ve bütüncül bir tarih anlatımıyla izah edilmesi gerektiğini de vurguladık.

Represia da şehit edilen başta Kasım Tınıstanov’dan Törekul Aytmatov’a, Mağcan Cumabay’dan Alibey Hüseyinzade’ye kadar  tüm Türk aydınlarımızı rahmetle anıyoruz.

Türkoloji sahasının hafızasında yer alan bu isimlerin, millî ve manevi değerlerin taşıyıcıları olarak gelecek nesillere aktarılmasını, hepimizin tarihî ve vicdani bir sorumluluğu olduğunu da unutmuyoruz.

Netice itibarıyla, bir asır evvel Bakü’de yakılan ilim ve fikir meşalesinin bugün halâ yolumuzu aydınlattığı aşikârdır. Ancak bu meşalenin, kurumsal yapılarda, eğitim politikalarında ve somut iş birliklerinde karşılık bulması elzemdir. Aksi takdirde, tarihî mirasın ağırlığına rağmen, geleceğe dair müşterek bir ufuk inşa etmek mümkün olmayacaktır."

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...