TBMM bünyesinde kurulan Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları risklerin araştırılması amacıyla çalışmalarını sürdüren komisyonda, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş ile RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler sunum yaptı.
Komisyonda konuşan RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, şiddet içerikleri, siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri, dezenformasyon ve yaş grubuna uygun olmayan yayınların çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyebildiğini belirtti.
RTÜK'ün çalışmalarını koruyucu yayıncılık, farkındalık ve eğitim, nitelikli içeriklerin teşviki, etkin denetim ve uluslararası iş birliği anlayışıyla yürüttüğünü ifade eden Daniş, Akıllı İşaretler Koruyucu Sembol Sistemi sayesinde izleyicilerin programların içerikleri ve yaş uygunluğu konusunda önceden bilgilendirildiğini söyledi.
RTÜK'ten Yeni Dönem: 10+, 16+ ve Yeni İçerik Sembolleri Geliyor
Yeni koruyucu sembol sistemiyle ilgili bilgi veren Daniş,
"Kısa zaman içerisinde uygulamaya başlayacağımız yeni koruyucu sembol sisteminde şiddetin türleri, ayrımcılık, intihar gibi isteğe bağlı yayın hizmetlerine özel yazılı uyaranlar geliştirildi. Çocukların korunmasına yönelik kriterleri güçlendirdik, savunmasız gruplara yönelik koruma yaklaşımı daha da genişlettik. Günümüzde çocuklar için önemli bir sorun olan zorbalık ilk kez çok boyutlu şekilde ele alındı. Kumar gibi davranışsal bağımlılık, uyuşturucu gibi madde kullanımına ve dilin doğru kullanımına özen gösterilerek bağımlılık ve uygunsuz dil olmak üzere iki yeni içerik sembolü eklenmesi planlanmaktadır. Ayrıca, yaş kategorilerine de 10+ ve 16+ sembollerinin eklenmesi ve çocuklara yönelik olumsuz içerik taşıyan yayınların yayınlanma saatlerinin yeni semboller ışığında yeniden düzenlenmesi yapılacaktır. Böylece hem içeriklerin daha doğru sınıflandırılmasını hem de ailelerin daha bilinçli tercihler yapabilmesini hedefliyoruz."
dedi.
Çocuk dostu medya politikasının yalnızca zararlı içeriklerle mücadeleden ibaret olmadığını belirten Daniş, nitelikli içeriklerin teşvik edilmesine de önem verdiklerini söyledi.
Çocuklara Zararlı Yayınlara 345 Milyon Liralık Ceza
RTÜK'ün denetim faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Daniş,
"Diğer taraftan şiddeti özendiren, suçu ve suç örgütlerini meşrulaştıran, müstehcenlik veya ayrımcılık içeren ve çocukların fiziksel, zihinsel ya da ahlaki gelişimini olumsuz etkileyebilecek yayınlara karşı 6112 sayılı Kanun çerçevesinde denetim ve yaptırım süreçlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Çocuklara karşı genel ahlaka aykırılık, dilin kaba kullanımı, bağımlılık riski içeren yapımlar, suç, şiddet ve istismar içeriklerinden dolayı son 5 yılda 454 kez idari yaptırım uygulanmıştır. Uygulanan idari para cezalarının toplamı 345 milyon lira civarındadır."
ifadelerini kullandı.
Yayıncılara yalnızca ceza uygulamadıklarını belirten Daniş, yayıncılarla sürekli diyalog halinde olduklarını ve çocuk hakları odaklı yayıncılığı güçlendirmeyi önemsediklerini dile getirdi.

RTÜK: Çocuklar İçin Güvenli Dijital Gelecek Ortak Sorumlulukla Mümkün
Dijital platformların etkisine de değinen Daniş,
"Bugün mesele yalnızca çocukların hangi içeriği izlediği değildir. O içeriğin çocukların karşısına nasıl çıkarıldığı, hangi tasarım araçlarıyla sunulduğu ve algoritmalar tarafından nasıl önerildiği de en az içeriğin kendisi kadar önemlidir. Bu nedenle algoritmik şeffaflığın artırılması, yaş güvencesi sistemlerinin geliştirilmesi, ebeveyn kontrol araçlarının güçlendirilmesi ve çocuk hakları etki değerlendirmesinin yaygınlaştırılması, önümüzdeki dönemin temel çalışma alanları arasında yer almalıdır. RTÜK olarak amacımız çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak değil, dijital dünyanın sunduğu imkanlardan güvenli, bilinçli, dengeli ve haklarına uygun biçimde yararlanmalarını sağlamaktır. Çocuklar için güvenli bir dijital gelecek ancak kamu kurumlarının, ailelerin, eğitim camiasının, yayıncıların, teknoloji şirketlerinin ve uluslararası kuruluşların ortak sorumluluk anlayışıyla mümkün olacaktır."
dedi.
Komisyon üyelerinin sorularını da yanıtlayan Daniş, Türkiye'de çok sayıda ulusal kanal bulunduğunu, bunun da reyting kaygısıyla içerik üretimini etkilediğini söyledi.
Dijital mecralara yönelik düzenleme ihtiyacına dikkat çeken Daniş, "Bizim bu anlamda mevzuatımızın yenilenmesi ve mümkünse YouTube gibi habercilik, yayıncılık yapan kuruluşları da bizim lisanslamamız, bunların lisanslanması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Sosyal medya ve dijital yayınları takip edecek yeni bir sistem üzerinde çalıştıklarını belirten Daniş, bunun birkaç ay içerisinde devreye alınacağını açıkladı.
Toplantıda sunum yapan RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler ise "Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması-2025" sonuçlarını paylaştı.
Araştırmanın 26 ilde 15-21 yaş arasındaki 7 bin 511 gençle gerçekleştirildiğini belirten Güler, gençlerin sosyal medyayı günlük ortalama 3 saat 24 dakika, isteğe bağlı yayın platformlarını 58 dakika, televizyonu 40 dakika ve radyoyu 38 dakika kullandığını söyledi.
Gençlerin yüzde 90'ının sosyal medya kullandığını belirten Güler, "Her 10 gençten 9'u sosyal medyada aktif durumdadır." dedi.
Medya tüketim alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Güler, "2018'de yaklaşık 3 saat olan günlük televizyon izleme süresi 2025'te 40 dakikalara gerilemiştir. Bu dönüşüm, medyanın regülasyon açısından yalnızca televizyon merkezli düşünülemeyeceğinin de açık göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.
Sosyal Medya Artık Psikososyal Bir Mesele
Araştırmaya göre gençlerin yüzde 30'unun sosyal medyanın gerçek hayattan uzaklaştırdığını düşündüğünü aktaran Güler,
"Bu tablo tabii bize üç temel mesaj vermektedir: Sosyal medya meselesi yalnızca teknik bir regülasyon konusu olmaktan çıkmıştır, aynı zamanda psikososyal bir mesele olarak karşımıza gelmektedir. İkincisi, aslında gençlerimiz bilinçlidir, riskin farkındadır. Üçüncü olarak da koruma politikalarımızın yalnızca yasaklayıcı değil, bilinç artır şekilde ortaya çıkması zorunluluğudur."
ifadelerini kullandı.
Güler ayrıca, araştırmada gençlerin yüzde 88'inin sosyal medya için yaş sınırı uygulanmasını desteklediğini, talep edilen ortalama yaş sınırının ise 16 olarak belirlendiğini söyledi.
Komisyonda dijital platformlar ile yapım şirketlerinin temsilcilerinin sunumlarının devam ettiği bildirildi.