Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, "Okullarda Şiddet Hakkında Öğretmen Görüşleri" raporunun sonuçlarını açıkladı. Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi tarafından 1 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmaya 2 bin 296 öğretmen katıldı. Araştırmada okullarda akran zorbalığı, şiddet, siber zorbalık, suça karışan çocuklar, okul güvenliği ve önleyici destek mekanizmalarına ilişkin öğretmen görüşleri değerlendirildi.
OKULLARDA ŞİDDET VE AKRAN ZORBALIĞI ÖNEMLİ BİR SORUN
Okullarda şiddet ve akran zorbalığının, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir sorun olarak öne çıktığı belirtildi. Son olarak Siverek ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarının, özellikle Kahramanmaraş'ta Ayla Öğretmen ile çocukların saldırılar sonucunda hayatını kaybetmesinin toplumu derinden üzdüğüne dikkat çekildi.
Okulların 14 Eylül'de eğitim-öğretime başlayacağı belirtilirken, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşların gerekli ve yeterli tedbirleri almasının büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Millî Eğitim Bakanlığının da okulların açılış sürecinde "Güvenlik okul iklimi"ne vurgu yaptığı ifade edildi. Bunun yanı sıra 12-18 yaş grubunda ağır suçlar için uygulanan ceza sınırlarının yükseltilmesi ve diğer tedbirlerin alınmasının önemine dikkat çekildi.
Çocukların ve öğretmenlerin eğitim kurumlarında huzur, güven ve sağlıklı bir ortam içerisinde bulunmalarının ortak öncelik olması gerektiği belirtildi.
"ÖĞRETMENİMİ VE OKULUMU SEVİYORUM" TEMASI ÖNERİSİ
Türk Eğitim-Sen, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının "Öğretmenimi ve okulumu Seviyorum" temasıyla başlatılmasını talep etti.
Sendika tarafından bu tür acı olayların bir daha yaşanmaması, okulların öğretmenler ve öğrenciler için güvenli eğitim yuvaları olması amacıyla Millî Eğitim Bakanlığına bu yönde çağrıda bulunuldu.
Ayrıca Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi tarafından 1 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında "Okullarda Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar" temasıyla kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirildi.
Çalışma, Türk Eğitim-Sen internet sitesi başta olmak üzere toplam 6 ayrı internet sitesi üzerinden gerçekleştirildi ve ankete 2 bin 296 öğretmen katıldı.
Anket sonuçlarının, okullarda akran zorbalığı, şiddet ve suça sürüklenen çocuklarla ilgili sorunların boyutunu ortaya koyması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından önemli veriler sunduğu belirtildi.

AKRAN ZORBALIĞI YAYGIN VE ÖĞRETMENLER TARAFINDAN FARK EDİLİYOR
Türk Eğitim-Sen araştırmasına göre öğretmenlerin önemli bir bölümü akran zorbalığını okullarda yaygın bir sorun olarak değerlendiriyor.
Katılımcıların yüzde 49,2'si zorbalığın görev yaptığı okulda kısmen yaygın olduğunu, yüzde 34,5'i ise açık biçimde yaygın olduğunu belirtti.
Akran zorbalığına tanıklık oranı da yüksek çıktı. Öğretmenlerin yüzde 65,2'si okulunda akran zorbalığına tanık olduğunu, yüzde 24,2'si ise kısmen tanık olduğunu ifade etti. Böylece zorbalığa bir biçimde tanık olan öğretmenlerin oranı yüzde 89,4'e ulaştı.
Bununla birlikte zorbalığa maruz kalan öğrencilerin yaşadıklarını yetişkinlerle paylaşmadığı da görüldü. Katılımcıların yüzde 26,6'sı öğrencilerin yaşadıkları zorbalığı öğretmenlerine, okul idaresine ya da ailelerine anlatmadığını düşündüğünü belirtti.
Zorbalık fark edildiğinde öğretmenlerin yüzde 81,8'i "zorbalığa maruz kalan ve zorbalığı uygulayan öğrencilerin rehber öğretmenle görüşmesini sağlarım", yüzde 81,7'si "zorbalığa uğrayan öğrenciyle görüşürüm", yüzde 78'i "zorbalığı uygulayan öğrenciyi uyarırım", yüzde 65'i ise "aileleri bilgilendiririm" cevabını verdi.
ZORBALIĞIN EN FAZLA GÖRÜLDÜĞÜ YER OKUL BAHÇESİ
Zorbalığın en fazla görüldüğü ortam yüzde 37,2 ile okul bahçesi oldu. Bunu yüzde 19,5 ile sınıf, yüzde 16 ile sosyal medya ve yüzde 14,7 ile okul dışındaki ortamlar izledi.
OKULLARIN ZORBALIĞA MÜDAHALESİ
Katılımcıların yüzde 53,4'ü, rehberlik biriminin zorbalığı uygulayan ve zorbalığa maruz kalan öğrenciler ile aileleriyle görüştüğünü belirtti.
Önleyici çalışmalar ve farkındalık eğitimleri verildiğini ifade edenlerin oranı yüzde 28,3 olurken, yüzde 16 oranında öğretmen yeterli bir müdahalenin söz konusu olamadığını düşündü.
OKULLARDA SUÇA KARIŞAN ÇOCUKLARA İLİŞKİN SONUÇLAR
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de okullarda suça karışan çocukların varlığına ilişkin bulgular oldu.
Katılımcıların yüzde 23,9'u görev yaptığı okulda suça karışan çocuk bulunduğunu belirtti. Yüzde 44,6'sı böyle bir öğrencinin bulunmadığını söylerken, yüzde 31,5'i bu konuda bilgi sahibi olmadığını ifade etti.
Çocukların adli süreçlerine ilişkin bilgilerin hassas ve gizli olması düşünüldüğünde, bu durumun bütünüyle şaşırtıcı olmadığı belirtildi.
REHBERLİK ÇALIŞMALARINDA DİKKAT ÇEKEN VERİLER
"Bu çocuklar okula devam ediyorsa rehberlik birimi tarafından bireysel rehabilitasyon çalışması yapılıyor mu?" sorusuna katılımcıların yüzde 54,3'ü evet, yüzde 16,7'si hayır cevabı verdi. Bu konuda bilgisi olmayanların oranı ise yüzde 28,8 oldu.
ŞİDDET VE SUÇA YÖNELMENİN NEDENLERİ
Öğretmenlerin değerlendirmelerinde şiddet ve suça yönelmenin en önemli nedenleri arasında ebeveyn ilgisizliği ve sanal medya kullanımının yeterince denetlenmemesi öne çıktı.
Katılımcıların yüzde 85,9'u "katılıyorum" ya da "kesinlikle katılıyorum" seçeneğini işaretleyerek ebeveyn ilgisizliği ve yetersiz denetimin şiddeti tetiklediği görüşüne katıldı.
Sosyal medya içeriklerinin çocukları şiddete yönlendirdiğini düşünenlerin oranı yüzde 82,6 oldu. Şiddet içerikli dijital oyunların öğrencilerin saldırgan davranışlarını artırdığını belirtenlerin oranı ise yüzde 80,1 olarak kaydedildi.
Arkadaş çevresi ve riskli grup ilişkileri de önemli faktörler arasında gösterildi. Öğretmenlerin yüzde 81,9'u "çeteleşme suça yönelmede etkili bir faktördür" ifadesine "katılıyorum" ya da "kesinlikle katılıyorum" cevabını verdi.
Madde kullanımını etkili bulanların oranı yüzde 81,1 olurken, akran baskısının suça yönelmede etkili bir faktör olduğuna katılan ya da kesinlikle katılanların oranı yüzde 74,9 oldu.
Dışlanmışlık ve zayıf aidiyet hissinin etkili olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 77,8, okula aidiyet duygusunun zayıflığını etkili bulanların oranı ise yüzde 70 olarak belirlendi.
Aile-okul iş birliği konusunda katılımcıların yüzde 59,4'ü, şiddet eğilimli öğrencilerin ailelerinin okul ile yeterli iş birliği yapmadığını düşündü.
"Suça karışan çocukların ailelerinin büyük bir kısmında suç geçmişi olan bireyler vardır" ifadesinde "katılıyorum" ya da "kesinlikle katılıyorum" seçeneğini işaretleyenlerin oranı yüzde 56 oldu.
OKUL VE ÇEVRESİNDE KARŞILAŞILAN ŞİDDET TÜRLERİ
"Okulunuzda/okul çevresinde hangi durumlarla ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz?" sorusuna verilen yanıtlara göre sözlü şiddetle sık sık karşılaştığını belirtenlerin oranı yüzde 52,7, ara sıra karşılaştığını belirtenlerin oranı yüzde 35,9 oldu.
Akran zorbalığıyla sık sık karşılaştığını ifade edenlerin oranı yüzde 39,7, ara sıra karşılaşanların oranı yüzde 41,9 olarak belirlendi.
Fiziksel şiddetle ara sıra karşılaştığını belirtenlerin oranı yüzde 48,3, sık sık karşılaştığını belirtenlerin oranı yüzde 17,1 oldu.
Psikolojik şiddetle sık sık karşılaşanların oranı yüzde 32,4, ara sıra karşılaşanların oranı ise yüzde 45 oldu.
Madde kullanımıyla hiç karşılaşmadığını belirtenlerin oranı yüzde 62, nadiren karşılaştığını söyleyenlerin oranı yüzde 29 oldu. Ara sıra ve sık sık cevaplarının toplamı yüzde 9'da kaldı.
Kesici veya delici aletle gelinmesinde "nadiren" cevabı yüzde 37,8 olurken, daha düzenli karşılaşma bildirenlerin toplamı yüzde 13,1 olarak kaydedildi.
OKUL İKLİMİ VE SİBER ZORBALIĞA İLİŞKİN VERİLER
Katılımcıların görev yaptıkları okuldaki okul iklimi, güvenlik ve siber zorbalığa ilişkin ifadelere katılım düzeyleri de değerlendirildi.
Katılımcıların yüzde 71,3'ü "öğrenciler okulda kendini güvende hissetmektedir" ifadesine "katılıyorum" ya da "kesinlikle katılıyorum" cevabı verdi.
Öğretmenlerin yüzde 76,8'i öğrencilerin sorunlarını paylaşabilecekleri güvenli ortamların bulunduğunu ifade etti.

Okul yönetiminin şiddet karşısında etkili ve tutarlı davrandığını belirtenlerin oranı yüzde 69,6, kuralların adil uygulandığını düşünenlerin oranı yüzde 70,5, öğretmenlerin şiddet ve zorbalığı erken fark edebildiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 70 oldu.
Olumlu okul ikliminin şiddet davranışlarını azalttığını düşünenlerin oranının yüzde 87,1 olması dikkat çekti. Sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin olumlu davranış geliştirmeye katkı sağladığını belirtenlerin oranı da yüzde 84,3 oldu.
"Öğrenciler arasında dışlanma ve ayrımcılık yaygın değildir" ifadesine katılanların oranı yüzde 49,5'te kaldı. Buna karşılık yüzde 26,8'i bu görüşe katılmadı, yüzde 23,7'si kararsız kaldı.
Siber zorbalık da önemli bir risk alanı olarak değerlendirildi. Katılımcıların yüzde 63,5'i siber zorbalığın öğrenciler arasında önemli bir sorun olduğunu belirtti.
Yüzde 69,8'i çevrim içi zorbalık ile okul içindeki akran zorbalığı arasında bağlantı bulunduğunu düşündü. Sosyal medyanın öğrenciler arasındaki çatışmaları artırdığını düşünenlerin oranı yüzde 77,7 oldu.
Sosyal medyada dışlama ve küçük düşürmenin öğrencilerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 82,5 olarak belirlendi.
Siber zorbalığın akademik başarı ve okul uyumuna zarar verdiğini belirtenlerin oranı da yüzde 79,2 oldu.
Öte yandan öğrencilerin siber zorbalığı yetişkinlere bildirip bildirmediği konusunda belirgin bir belirsizlik bulunduğu görüldü. Öğrencilerin öğretmenlerine veya ailelerine durumu anlattığını düşünenlerin oranı yüzde 40, bu konuda kararsız olanların oranı yüzde 36,8 oldu.
Katılımcıların yüzde 59,6'sı öğrencilerin siber zorbalığın sonuçları konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını düşündü.
Velilerin çocuklarının dijital medya kullanımını yeterince takip ettiğini düşünenlerin oranı ise yalnızca yüzde 20 oldu.
ŞİDDETİ ÖNLEMEYE YÖNELİK DESTEK MEKANİZMALARI
Öğretmenlerin şiddet ve zorbalığı önlemeye yönelik görüşleri de değerlendirildi.
Risk grubundaki öğrencilerin düzenli psikolojik destek almasını isteyenlerin oranı yüzde 91,3 oldu.
Akran zorbalığını önlemeye yönelik eğitimlerin artırılması gerektiğini düşünenlerin oranı yüzde 90,5 olarak kaydedildi.
Psikolojik danışman sayısının artırılmasına verilen destek yüzde 80,2'ye ulaştı.
Şiddeti önlemede rehberlik servislerinin yeterli sayıya sahip olduğunu düşünenlerin oranı ise yalnızca yüzde 25 oldu.
ÖNLEYİCİ UYGULAMALARDA SPOR VE SOSYAL ETKİNLİK VURGUSU
Şiddet kapsamında önleyici olabileceği düşünülen uygulama ve etkinliklerden spor faaliyetlerinin "etkili" ya da "çok etkili" olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 86 oldu.
Sosyal etkinlikler de yüzde 81,4'lük etkili veya çok etkili cevabıyla benzer bir konumda yer aldı.
Psikolojik desteğin yüzde 81,9 ile sıralamanın üst bölümünde yer alması, sosyal katılım kadar bireysel desteğin de önemsendiğini gösterdi.
Şiddeti önlemede rehberlik çalışmalarını etkili ve çok etkili bulanların oranı ise yüzde 70,9 oldu.
SUÇA KARIŞAN ÇOCUKLARA UYGULANACAK CEZALAR
Açık uçlu sorulara verilen cevaplar çoklu tematik yöntemiyle değerlendirildi.
Buna göre en güçlü talep caydırıcı, ağır, kesin ve tutarlı cezalar yönünde oldu. Bu tema yüzde 42,3 oranında dile getirildi.
Eğitici, onarıcı ve rehabilite edici yaklaşım ise yüzde 22,4 oranında ifade edildi.
Kahramanmaraş'ta yaşanan okul şiddeti olayları dikkate alındığında, benzer olayların önlenmesine yönelik tedbirlerde en sık dile getirilen ilk üç tema; aile eğitimi, denetimi, iş birliği ve sorumluluğu yüzde 39,2, rehberlik, psikolojik destek ve risk izleme yüzde 37 ve okul güvenliği, giriş denetimi ve kolluk desteği yüzde 35 oldu.
Millî Eğitim Bakanlığından beklenen öncelikli tedbirlerde ise okul güvenliği, güvenlik personeli ve giriş denetimi yüzde 41,3 ile ilk sırada yer aldı.
Bunu disiplin yönetmeliği, caydırıcı yaptırımlar ve sınıf tekrarı yüzde 40,2 ile aile eğitimi, okul-aile iş birliği ve veli sorumluluğu yüzde 33,9 ile izledi.

“Akran Zorbalığı En Fazla Okul Bahçesinde Görülüyor”
Anket sonuçlarını değerlendiren Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, şunları kaydetti:
“Araştırmanın bulguları, öğrencilerin şiddete ve suça yönelmesinde birbiriyle bağlantılı pek çok unsurun rol oynadığına ilişkin yaygın bir görüş bulunduğunu göstermektedir. Katılımcıların değerlendirmelerinde dijital medya ve oyunlar, ebeveyn ilgisi ve denetimi, akran baskısı ve çeteleşme öne çıkmaktadır. Okula aidiyet, sosyal dışlanma, rehberlik hizmetlerinin sayısı ve okul-aile ilişkileri de bu çerçevenin önemli parçalarıdır. Bu bağlamda, öğrencinin davranışını içinde bulunduğu aile, okul, akran grubu ve dijital çevreyle birlikte ele almak gerekmektedir. Okulda karşılaşılan şiddet türleri arasında sözlü şiddet, akran zorbalığı ve psikolojik şiddet en sık gözlemlenen sorunlar olarak öne çıkmaktadır. Madde kullanımı ile okula kesici veya delici aletle gelme daha seyrek görülmekle birlikte ciddi sonuçlar doğurabilecek risklerdir. Akran zorbalığının en fazla okul bahçesinde görüldüğünün belirtilmesi, okulun ortak kullanım alanlarına dikkat çekmektedir. Bu saatlerde öğretmen ve okul personelinin görünürlüğünün artırılması, okul giriş ve çıkışlarının düzenli biçimde denetlenmesi ve riskli alanların belirlenmesi yararlı olacaktır.
Okullarda Her 100 Öğrenciye 1 Rehber Öğretmen
Rehberlik hizmetleri, araştırmada öne çıkan bir başka alandır. Rehberlik servislerinin personel ve çalışma koşullarının güçlendirilmesine duyulan ihtiyaç açıkça ortadadır. Ayrıca, düzenli psikolojik destek verilmesi ve psikolojik danışman sayısının artırılması geniş destek görmektedir. Bu noktada okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır.
RİSK GRUBUNDAKİ ÖĞRENCİLERİN BELİRLENMESİ
Risk grubundaki öğrencilerin belirlenmesinde devamsızlık, okuldan uzaklaşma, akademik performansta belirgin düşüş, sosyal dışlanma, akran ilişkilerinde bozulma, ani davranış değişiklikleri ve tekrarlayan disiplin olayları birlikte değerlendirilebilir.
SOSYAL, KÜLTÜREL VE SPORTİF ETKİNLİKLER ŞİDDET DAVRANIŞLARINI AZALTIYOR
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere verilen önemdir. Katılımcıların %87,1’i olumlu okul ikliminin şiddet davranışlarını azalttığını, %84,3’ü sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin öğrencilerin olumlu davranış geliştirmesine katkı sağladığını düşünmektedir. Spor faaliyetlerini etkili veya çok etkili bulanların oranı da %86,0’dır. Aile, bulguların hemen her bölümünde öne çıkan ortak başlıklardan biridir. Ebeveyn ilgisi, çocukla kurulan iletişim, sınır koyma ve dijital medya kullanımının izlenmesi katılımcılar tarafından şiddet davranışlarıyla ilişkili görülmektedir. Bu nedenle veli çalışmalarının yıl boyunca sürdürülen ve belirli ihtiyaçlara göre planlanan bir yapıya kavuşturulması gerekir. Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin süreçteki görevleri de açık biçimde tanımlanmalıdır.
OKUL GÜVENLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK POLİTİKALARA KATKI SUNULACAK
Okul idaresi, öğretmenler ve rehberlik servisi arasındaki bilgi akışı, öğrencinin mahremiyeti korunarak güçlendirilmelidir. Disiplin süreçleri de okulun eğitim ve güvenlik işlevleriyle uyumlu biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada araştırmamızın sonuçları, Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilecektir. Bu noktada, okul güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik politika ve uygulamalara katkı sunması amaçlanmaktadır.”