Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini en sert şekilde hissettiği "olağanüstü kuraklık" periyoduna girdi. MGM’nin 2026 Ocak verilerini değerlendiren Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, özellikle büyükşehirler ve tarım ambarı Konya için tablonun hiç olmadığı kadar ciddi olduğunu ifade etti. "Meteorolojik kuraklık artık hidrolojik ve tarımsal bir krize dönüştü" diyen Kadıoğlu, yer altı sularındaki "yıllık 3 metrelik kayıp" için "derinleşen bir borç" benzetmesi yaptı. İlkbahar aylarında beklenen sıcaklık artışı ise tarımsal verim kaybı riskini zirveye taşıyor.
Kadıoğlu, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün (MGM) 2026 Ocak Standart Yağış İndeksi (SPI) haritalarını değerlendirerek, şunları dile getirdi:
"Türkiye 2026 yılına son iki yılın en ağır su açığıyla girdi; meteorolojik kuraklık, hidrolojik ve tarımsal kuraklığı beraberinde getirdi. SPI, bir bölgedeki yağışın uzun yıllar ortalamasından ne kadar saptığını gösterir. Üç aylık SPI kısa vadeli yağışı anlatır ama 12-24 aylık SPI toprağın ve yer altı suyunun kaç yıldır ekside olduğunu ortaya koyar. Kısa vadeli toparlanmalar yanıltıcı olabilir."

Prof. Dr. Kadıoğlu, ülkenin batısı ve iç kesimlerinin iki yılı aşkın süredir normalin altında yağış aldığını hatırlatarak, "Bu süre boyunca biriken su açığı birkaç aylık iyi yağışla kapanmaz. Karadeniz kıyıları bu tabloyu yaşamadı, Doğu Anadolu kısmen daha dengeli ancak İstanbul, Ankara, İzmir, Konya ve Bursa için tablo ciddi." ifadelerini kullandı.
Olağanüstü kurak kategorisinin istatistiksel olarak nadir görülebilecek yağış eksikliğini ifade ettiğini vurgulayan Kadıoğlu, "SPI haritasında siyah görülen yerlerde toprak nemi, yer altı suyu ve baraj seviyeleri tarihsel olarak çok düşük eşiklere gerilemiştir. Bu bir meteorolojik an değil, uzun sürecin birikimidir." dedi.

Tarımda Kritik Alarm
Tarımsal sulama suyunun yüzde 60’ının yer altı sularından karşılandığını belirten Kadıoğlu, şunları kaydetti:
"Yer altı su seviyesi Konya'nın bazı bölgelerinde her yıl ortalama 3 metre düşüyor. Bu, yılda 3 metre derinleşen bir borç demektir. 2026-2027 dönemi için olağanüstü kuraklık alarmı verilmesi kritik eşik anlamına geliyor. Şubat 2026’daki bazı aşırı yağışlar yüzey ürünlerine zarar verdi ama derin su açığını kapatmadı. Sulama sezonunda kuyu seviyeleri yine düşük olacak. Mart-mayıs kritik dönem. Sıcaklık yüksek giderse verim kaybı kaçınılmaz."

Prof. Dr. Kadıoğlu, Seyhan ve Çatalan barajlarındaki yüzde 51-73 arası doluluk oranlarının mısır ve ayçiçeği için bir miktar rahatlama sağladığını belirterek, Adana-Mersin hattında ise yağışların su yılı boyunca normalin yüzde 60 altında kaldığını ifade etti.
Mardin, Şanlıurfa ve Kilis çevresinde kuru tarım alanlarında çimlenme ve kardeşlenme evrelerinin olumsuz etkilendiğini aktaran Kadıoğlu, "Sulanan alanlarda umut var ama kuru tarım yapılan alanlarda kriz riski sürüyor." dedi.

İlkbaharda Sıcaklık 1-2 Derece Yüksek
Bölgesel iklim tahminlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Kadıoğlu, şubat-mart, nisan ve mart, nisan, mayıs dönemlerinde sıcaklıkların mevsim normallerinin 1-2 derece üzerinde seyretmesinin beklendiğini ifade etti.
Karadeniz için de bilgiler paylaşan Kadıoğlu, "Karadeniz kıyı kuşağının bu kuraklıktan neredeyse hiç etkilenmemesi, Türkiye'nin iklim coğrafyasındaki en çarpıcı zıtlıklardan birini gözler önüne seriyor. Rize-Artvin hattında 24 aylık SPI'da bile mavimsi tonlar görünmesi, bölgenin nemli Karadeniz hava kütlelerinden kesintisiz beslendiğini kanıtlıyor. Bu sistemler coğrafi bariyerler nedeniyle İç Anadolu'ya sokulamıyor, Karadeniz kıyılarını adeta bir 'nem adası' haline getiriyor." dedi.

Su, Stratejik Bir Kaynak
Hidrolojik açığın kısa süreli yağışlarla kapanmayacağını vurgulayan Kadıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Derin hidrolojik kuraklıktan çıkmak için en az 6-12 ay boyunca ortalamanın üzerinde yağış gerekir. Bu mümkündür ama mevcut tahminler bunu göstermiyor. Eğer ilkbaharda yağışlar düşük, sıcaklıklar yüksek giderse 2026 yazına kısıtlı baraj rezervleriyle gireriz. Su kısıtlamaları gündeme gelebilir, özellikle Konya ve Güneydoğu'daki kuru tarım alanlarında verim kayıpları kaçınılmaz olabilir. Su, artık yalnızca iklim meselesi değil, stratejik bir ulusal kaynak meselesidir."
Kadıoğlu ayrıca su arzı güvenliği için kentsel tasarruf önlemlerinin artırılması, havzalar arası transfer sistemlerinin maksimum kapasiteyle çalıştırılması ve tarımda damla sulama ile kapalı devre sistemlere geçişin hızlandırılması gerektiğini söyledi. Kuraklığa dayanıklı tohum ve dijital sulama sensörlerinin önemine de dikkat çekti.