Halkın tepkisiyle Ermeniler engellendi

21.10.2020 10:00

TÜRK KAPISI NAHÇIVAN -14-

Nerimanov’un beyanatından sonra Nahçıvan’da durum iyice gerginleşti. 5 Aralık 1920’den sonra Nahçıvan halkı bu beyanata ve politikaya karşı ciddi itirazlarda bulunmaya başladı. Bunun üzerine durumun gerginleştiğini gören Azerbaycan Başkanlığı, 15 Aralık’ta Adliye Komiseri (Bakanı) Behbut Bey Şahtahtinski’yi Nahçıvan’a gönderdi.

Şahtashtinski, halkla konuşarak; “siz toprağınızla birlikte öz müstakilliğinizi korumak istiyorsanız, burada dayanabileceğiniz tek kuvvet Türkiye askerleridir. Halk bu askerler etrafında birleşmelidir. Sizin müstakilliğinizi ve toprağınızı yalnız onlar koruyacaklar ve sizi ağır felaketlerden kurtaracaklardır.” dedi.

Şahtahtinski’nin, Nahçıvan, Şerur ve Ordubat şehir merkezlerinde yaptığı mitinglerde halk, “Azerbaycan himayesinde olmak şartıyla Nahçıvan’da Özerk Sovyet Cumhuriyeti oluşturulmasına taraftar olduklarını” ifade etmiştir.

Bütün bunlara rağmen, 23 Aralık’ta Ermeni yanlısı Buhadur Velibeyov, Ermenistan Devrim Komitesi tarafından bölgeye “Fevkalade Komiser” tayin edilmiştir. Fakat halk onu Nahçıvan’a sokmamak için onun geldiği vagonu Şahtahtı İstasyonu’nda trenden çıkartmıştır.

Halkın bu tepkileri, Kazım Karabekir ve Türk Müfreze Komutanı Binbaşı Veysel Bey’in aktif çalışmaları sayesinde Nahçıvan’ın Ermenistan’a bağlanması engellendi. Mustafa Kemal Paşa’ya göre, “Türk Kapısı”, Kazım Karabekir Paşa’ya göre “Şark Kapısı” olan ve Türkiye’nin Kafkasya ve Orta Asya politikalarında önemli bir yer tutan Nahçıvan’ın statüsü meselesi; Türkiye-Rusya ve Türkiye-Ermenistan diplomatik ilişkilerinde birinci derecede önemli bir mesele hâline geldi. Nitekim 2-3 Aralık 1920 gecesi imzalanan Gümrü Antlaşması ile hemen hemen bugünkü Nahçıvan sınırları tespit edilmiş ve bölgede “şimdilik” kaydıyla Türkiye idaresinde bir mahalli yönetim oluşturulması kararlaştırılmıştır. Fakat, Sovyet Ermenistanı Gümrü Antlaşması şartlarını kabul etmedi ve 10 Aralık 1920’de değiştirilmesi için TBMM Hükümetine müracaat etti. Zaten bu antlaşma Moskova Antlaşması ile yürürlükten kalkacaktır. Türkiye’nin buradaki tavrı, Nahçıvan’ın egemenliğine diplomatik zemin hazırlanması ile ilgili idi.

Bu arada, Ermenistan Devrim Komitesi, 28 Aralık 1920’de bir beyanname yayınlayarak, “Nahçıvan’ı Özerk Bir Sovyet Cumhuriyeti olarak tanıdığını” belirtiyordu. Anlaşılacağı gibi, Ermenilerin bu diplomatik çıkışı, Ermenistan’ın gelecekteki planları için iyi düşünülmüş stratejik bir adımdı. Fakat, bölge halkının kesin ve açık iradesi Ermenilerin bu planının akim kalmasına yol açtı. 1921 yılının başlarında Azerbaycan Ssc, Ermenistan Ssc, ve Rusya Sscf temsilcilerinin yaptıkları toplantılarda % 90 oy oranıyla bölgenin “Özerk Cumhuriyet Statüsü İle Azerbaycan’ın bünyesinde kalması” kararlaştırıldı.

MOSKOVA VE KARS ANTLAŞMALARI

Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi siyasi ve teşkilat kadroları, 12 Ocak 1921 tarihinde Behbut Bey Şahtahtinski’yi Nahçıvan’a Komiser olarak gönderme kararını aldı. Bütün bu çalışmalar ve çabalar, Azerbaycan ve Türkiye’ye devletler arası görüşmelerde ve yapılan antlaşmalarda bir durum üstünlüğü sağlıyordu.

Nitekim Türkiye-Rusya görüşmeleri sonucu 16 Mart 1921’de yapılan Moskova Antlaşması ile Nahçıvan’ın toprak bütünlüğü kısmen de olsa korundu ve onun Azerbaycan bünyesinde kalması sağlandı. Bu antlaşma ile Nahçıvan arazisi; muhtar bir bölge olarak koruyuculuk hakkını hiçbir zaman üçüncü bir devlete bırakmamak şartıyla Azerbaycan Cumhuriyeti’ne verilmiştir. Ancak bu siyasi garanti alındıktan sonra Türk askeri kuvvetleri Türkiye’ye dönmüşlerdir.

Moskova Antlaşması’nı imzalayan Türk diplomatları, Ankara’ya ulaştıkları zaman Mustafa Kemal Paşa’ya, “Nahçıvan için elimizden geleni yaptık” derler. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, “Kapımız mevcudiyetini muhafaza ediyor, bizim için mühim olan budur” diyerek Nahçıvan’ın Türkiye bakımından konumunu ve ulaşılan neticenin değerini ifade etmiştir.

13 Ekim 1921’de Rusya temsilcisinin da katıldığı Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan-Gürcistan arasında yapılan Kars Antlaşması ile Nahçıvan’ın Moskova Antlaşması ile onaylanan statüsü yeniden teyit edilmiştir.

Nahçıvan, Moskova ve Kars Antlaşmaları ile belirlenen statüsünü, Azerbaycan’a bağlı bir özerk cumhuriyet olarak Sovyetler Birliği’nin dağıldığı doksanlı yıllara kadar sürdürmüştür.

YARIN: SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN DAĞILMASINDAN SONRA