HD(P)KK’ya yarayan saldırının önü-arkası aydınlatılmalıdır!

19.06.2021 10:00

          İzmir sürekli provokasyonların denendiği bir şehir hâline gelmiştir. Önce 2015 yılında Fırat Yılmaz Çakıroğlu, PKK’lı alçaklar tarafından Ege Üniversitesinde şehit edildi. Daha sonra 2017 yılında İzmir Adliyesi’ne yine PKK’lı alçaklar saldırı düzenlemiş, bu saldırıda da Fethi Sekin isimli polisimiz kahramanca mücadelesi sonrası şehit edilmişti. Geçtiğimiz gün de HDP il örgüt binasına bir saldırı gerçekleştirilmiş ve orada bir kadın saldırıda hayatını kaybetmiştir. Görüldüğü üzere İzmir’i provokasyon laboratuvarı olarak kullanmak isteyen birileri var. HD(P)KK’nın varlık nedeni sürekli bir kaos, provokatörlük, provokasyon olduğu için her olayda muhakkak taraflardan biri o olmaktadır.

          İzmir’de HDP’ye yapılan saldırının provokasyon dışında başka bir tarifi yoktur. HDP’nin kapatılma davasının görüldüğü şu günlerde ve Anayasa Mahkemesi raportörünün iddianamenin kabul edilmesini istediği günün hemen öncesi, HDP’ye saldırı düzenlemeyi karanlık bir istihbarat çalışması dışında tarif etmek mümkün değildir.

          “Bir ruh hastası saldırdı” şeklinde basitleştirip olayı kapatmak yerine, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi olaya “HDP binasına saldırı emri verenler, kapalı devre faaliyet içinde olanlar, alacakaranlık ortamdan nemalananlar, el ovuşturanlar, eylemin rotasını çizenler, kamçılanan toplumsal gerginliği kırılma noktasına kadar bükmeyi amaçlayanlar tespit, teşhir ve tecziye edilmelidir” içeriğinde yaklaşılmalıdır. HD(P) KK’ya fayda sağlayan, toplumda etnik fitne ateşi yakmak isteyenlere malzeme veren bu saldırının önü-arkası her manada irdelenmelidir. Mesela HDP İzmir il örgütü önünde 2 yıldır evladı için nöbet tutan Mehmet Laçin’in, HDP’li yöneticilerin saldırıdan kısa süre önce binayı boşalttığını anlatması ilginç ve tuhaf değil midir?

40 kişilik heyetli toplantı yapılacak binada niçin tek bir kişi bırakılmıştır?

          Saldırıda öldürülen Deniz Poyraz’ın, partide çay servisi yapan ve temizlik işleri yapan annesi Fehime Poyraz rahatsızlandığı için bir günlüğüne onun yerine işe geldiği söylenirken, annesi Fehime Poyraz’ın olaydan sonra çok diri bir şekilde polise saldırırken, bağırırken görülmesi de tuhaf değil midir?

          On binlerce insanı mayınla, bombayla, kurşunla öldüren bir terör örgütüne hizmet eden HD(P)KK için Deniz Poyraz’ın canının bir önemi olacağını sanmıyorum. Deniz Poyraz’ı sadece yine kendilerine terör alanı yaratmak adına istismar edeceklerdir.

          Saldırıda hayatını kaybeden Deniz Poyraz aile boyu PKK’lıdır. Annesinin “3 çocuğumu cezaevine koydular” ifadesi de sanırım bunun delilidir. Kürt düşmanı terör örgütüne hizmet eden bu ailenin bataklığa bilerek, isteyerek sürüklendiği anlaşılıyor. PKK’nın haber ajansı Mezopotamya Ajansa konuşan Deniz Poyraz’ın annesi Fehime ve babası Abdülilah Poyraz’ın kurduğu cümleler ve yaptığı propagandalar bizzat örgüt dilidir. Sıradan bir Kürt kökenli vatandaş dili asla o olamaz.

          Bu karanlık bir elin yönlendirdiği saldırı HDP ve HDP’yi korumak için can atanlara bir fırsat olmuştur. Saldırıyı düzenleyen alçak kimin maşası ise onlara bu fırsat alanını açmıştır.

          HDP’ye saldırı gerçekleştiğinde hemen Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Devlet Bahçeli ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef almaya başladılar. Neymiş efendim HDP=PKK dendiği için bu saldırı olmuş…

Peki, HDP=PKK değil mi?

“Sırtımızı PKK’ya dayıyoruz” diyen eski HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ değil miydi?

“HDP Öcalan’ın projesidir” diyen HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş değil miydi?

          “Sayın Öcalan’ın arkasındayız. Kandil’deki dostlarımız, arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, yoldaşlarımız, sayın Karayılan, sayın Bayık... Bu insanlar dağlarda. Hakkarili gençler dağlarda, Hakkari’nin çocukları dağlarda” diye yerel seçimlerde konuşmalar yapan HDP’nin mevcut Eş Başkanı Pervin Buldan değil miydi?

          HDP yöneticisi olup da PKK’lı olmayan birini gösterin, HDP’lilerden biz özür dileyelim. PKK sivilleri öldürecek, bebekleri öldürecek, askerimizi, polisimizi şehit edecek, HDP de bunlara hizmet edecek ve biz HDP=PKK ilişkisini görmeyeceğiz öyle mi?

Niye görmeyeceğiz, HD(P)KK yine masum insanları öldürsün diye değil mi?

Yok öyle yağma…

          HDP’ye saldıran alçak kimse, tüm karanlık ilişkileri ortaya çıkarıldıktan sonra yarın Kızılay Meydanı’nda idam ipinde sallandırılsın. Hiç umurumuzda olmaz. Ama HDP, terör örgütü PKK’ya yaptığı hizmetlerin bedelini muhakkak ödemelidir.

          HDP’nin alçaklıklarını, teröre hizmetlerini, kan akan ellerini vurgulayınca bu olay üzerinden psikoloji oluşturarak devleti, hükümeti, Cumhur İttifakı’nı ve MHP’yi suçlayan alçaklar bilmelidir ki, Deniz Poyraz gibilerin ölümünü de sağlayan HD(P)KK’nın kurduğu terör düzenidir.

          HDP’nin olduğu yerde kan vardır, terör vardır. O yüzden Türkiye’nin huzura ermesi için terör yatağı olan HDP kapatılmalı ve benzeri hiçbir parti kurulmamalıdır.

          Türk devleti, HDP’nin kapatılmasının yargıda görüşüldüğü bu süreçte oldukça dikkatli olmalıdır. Ölmek ve öldürmek için programlanmış PKK’nın bu süreçte feda etmeyeceği HDP’li yoktur. Yabancı istihbaratlara ve yerli taşeronlarına dikkat edeceğimiz bir süreçte olduğumuzu HDP’ye yapılan saldırının zamanlamasına ve yarattığı atmosfere bakarak anlayabiliriz.

          Merhum Abdürrahim Karakoç’un şiirindeki içerik bunların ideolojik karakterini çözmeye yetecektir:

“Yüz yaşında bir ümmi kadının cesedini

Bulsa bizim solcular, seyredin manzarayı

“Devrimci şehidimiz, katil iktidar” diye

Tabut omuzda semt-semt gezerler Ankara’yı.