Her türlü felaket, kötülük, kaos, kriz umarak hükümet devirmek!

06.01.2021 10:00

          Türkiye’deki muhalefet “erken seçime gerek yok” derken, birden “erken seçim korosu” oluşturdu. ABD’nin seçim sonuçları ve Joe Biden’ın seçimden aylar önceki “Türkiye’deki muhalefeti destekleyerek Erdoğan’ı devirmeliyiz” içerikli röportajı sanırım Türkiye’deki muhalefete bir heyecan getirdi ve enerji verdi.

          “Kılıçdaroğlu erken seçim istiyor’ şeklinde yorumlar yapılıyor. Siz erken seçim istiyor musunuz, Türkiye’de bir erken seçim ihtimali var mı?” sorusuna “Kimsenin erken seçim istediği yok ki... Kaldı ki benim veya bir başkasının erken seçim istemesinin bir anlamı da yok…” diyen bir Kemal Kılıçdaroğlu ve yancıları şimdi “erken seçim” diye kendini parçalıyor.

          Küçük enişte Serok Ahmet bile “Benim görevim erken seçimi gündeme getirmek” açıklamasını yaptı.

          Türkiye’deki muhalefet, iktidar değişsin de Türkiye’nin başına ne gelirse gelsin eylem ve söylemi içindedir. Merhum Necip Fazıl Kısakürek’in yıllar önce ifade ettiği “Bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme şartıyla vatanı düşürmeye bile razıdır” sözü bugünün manzara fotoğrafıdır.

          CHP’nin başını çektiği muhalefet Türkiye’deki, dünyadaki tüm gelişmeleri ülkenin aleyhine kaos ve kriz malzemesi olarak kullanmaktadır. Türk devleti ülke menfaatleri adına hangi adımı atsa bunlar kesinlikle o adımı gölgelemek için olağanüstü bir çaba ile davranmaktadır.

          “Türkiye’nin Libya’da ne işi var?”, “Türk ordusu Afrin’e girmemeli”, “S-400 Saray’ı korumak için alınacak”, “Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor.” diyen ve her milli davada Türkiye’yi sırtından hançerleyen gerzek muhalefettir. Türk devleti hangi milli davada adım atarsa Türkiye’nin aleyhine olabilecek eylem ve söylem ortaya koymaktadırlar. Türkiye’nin terörle mücadelesi önünde de barikat kurma çabalarıyla tarihe geçmişlerdir. Türkiye’nin içeride ve dışarıda yaptığı her türlü terörle mücadelesinde savundukları, korumaya çalıştıkları ya teröristler, ya onların siyasi uzantıları olmaktadır. Alenen onlarla ittifak bile yaptılar.

          Türkiye’deki iktidarı ihanet oluşumlarıyla devirebilmek için sürekli kaos peşinde koştukları artık alenen anlaşılmış ve son günlerde de bunun dozajını arttırma eğiliminde oldukları görülmüştür.

          Emperyalizme umut bağlayan Türkiye’deki kanı beş para etmez muhalefetin “erken seçim” baskısı yaptığı bir ortamda bu ülkede Genelkurmay Başkanlığı yapmış birisi çıkıyor “erken seçim-darbe” birleşimi olan mesaj veriyor.

          Bunu da Cumhuriyet gazetesi gibi emperyalizmin medyadaki sesi olan gazetede veriyor. İlker Başbuğ diyor ki: “Menderes erken seçime gideceğim deseydi darbe olmazdı

          Cumhuriyet gazetesi de hedefine uygun bir şekilde bunu direkt manşeti yapıyor. Türkiye’deki muhalefetin ABD Başkanı Joe Biden’dan aldığı mesajdan sonra “erken seçim” diye kudurduğu bir ortamda böyle bir cümle niçin kurulur ki?

          İlker Başbuğ’un CHP’lilerle, İP’lilerle düşüp kalkması herhalde onların hedeflerine böyle hizmeti gerektirdi ki, “darbe-erken seçim” birlikteliğini mesaj olarak verme ihtiyacı duydu.

          İlker Başbuğ daha önce de terör örgütü PYD-YPG’nin yanında saf tutan muhalefeti eleştirmek yerine iktidara mesaj verircesine “Afrin operasyonu siyaset malzemesi yapılmasın” demişti.

          İlker Başbuğ’un bu açıklamasına Cumhurbaşkanı Erdoğan “Siyasete alet edildiğini neye dayanarak söylüyor? Gerekli cevabını alacak. Asla da bunu böyle konuşmasını tasvip etmemiz mümkün değil, yazıklar olsun” diyerek, MHP Lideri Devlet Bahçeli de “Partimizin, Afrin üzerinden siyasi plan içinde olduğunu iddia edenler de en hafif tabirle küstah ve karakter yoksunudur. Neymiş, Zeytin Dalı Harekâtı siyasete alet edilmemeliymiş. Asker operasyondayken siyaset doğru değilmiş. Bunu söyleyen Genelkurmay eski Başkanı Sayın İlker Başbuğ’a sormak lazımdır, Afrin’i siyasete alet eden kim ya da kimlerdir? Kimi kastediyorsunuz? PKK/PYD/YPG üzerinden siyaset yaptığını zanneden iş birlikçi emellere laf etmeyenler neyden gocunmuşlardır? Askerimiz operasyondayken, PYD’ye selam gönderip cesaretlendirenlere tek söz etmeyenlerin maksadı nedir? Siyaset, beka mücadelesini konuşmayacak da neyi konuşacaktır?” şeklinde karşılık vermişti.

          İlker Başbuğ, CHP’li ve İP’lilerle düşüp kalktıkça daha çok saçmalamaya devam edecektir. Geçmişte Genelkurmay Başkanı sıfatını taşımış birinin böyle bir ortamda “Menderes erken seçime gideceğim deseydi darbe olmazdı” cümlesini kurmasının akılla izah edilecek bir mantığı yoktur. FETÖ’nün kumpaslarla cezaevinde yatırdığı İlker Başbuğ’un FETÖ projesi partilerle, FETÖ projeleriyle hareket edenlerle ne işi olur ki?

          Türkiye’deki muhalefetin medyadaki unsurları da kriz, kaos dayatmalı erken seçim, hükümet devirmeye yönelik propagandası da tüm hızıyla devam etmektedir.

Her konuda tuhaf bir saçmalama kabiliyeti olan Can Ataklı bu konuda da atak içindedir.

          Can Ataklı’nın kurduğu “Tayyip Erdoğan’ın gitmesi için çok büyük bir halk öfkesinin olması lazım. Büyük bir doğal afet, büyük bir deprem, başka bir doğal felaket… Çok büyük sel, çok büyük yangınlar… Hani Avustralya’yı yakan yangın vardı ya o kadar büyük yangınlar, deprem, çok büyük can kaybına yol açacak sel felaketi gibi… Ama en korkutucu olan Türkiye’nin bir askeri başarısızlık elde etmesi” şu cümleler akıl sağlığı yerinde olan yahut ihanet projelerine çalışmayan birinin kuracağı cümleler midir?

          Hükümetin ve Cumhur İttifakı’nın devrilmesi için medet umdukları kötülük hayallerine bakar mısınız?

          Sürekli Türkiye’nin tökezlemesini, Türk milletinin büyük felaket yaşamasını iktidar değişikliği için isteyenler gerçekten ruh sağlığı yerinde olmayanlardır. Türkiye’nin “Milli Güvenlik Meselesi” olan CHP ve onun yancıları Türkiye’de iç karışıklık ve kaos için düğmeye basmışlardır. Boğaziçi Üniversitesine terör örgütü sempatizanlarını yığarak Türk polisine saldıran CHP ve onlara destek veren HDP, İP ve diğerleri her türlü kaos atmosferi için çabalamaktadır.

          Türkiye’deki kanı beş para etmez muhalefet, önümüzdeki günlerde “Türkiye yönetilemiyor” sloganıyla her türlü provokasyon için aldıkları talimatları yerine getirecektir. Türk devleti ve hükümeti çok dikkatli olmalıdır. Emperyalizmin cesaret hapını içen Kemal Kılıçdaroğlu’nun başını çektiği muhalefetin ağız bozukluğu, sinirli hâlleri, nefret ve öfke yüklü siyasetleri her türlü provokasyon için hazır olduklarını göstermektedir.