İçimizdeki truva atları

21.10.2020 10:00

Ekmeği nimet sayan bir milletiz. “Komşu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Yemek ne kadar bol ve çeşitli olursa olsun, ekmeksiz sofra eksiktir. Ekmek olmazsa doymayacağımızı zannederiz. Dostumuzla, kardeşimizle paylaşacağımız en değerli şey ekmeğimizdir. “Askıda Ekmek” bu anlayışın, bu kültürün bir yansımasıdır. Ancak gelin görün ki, bazı kansızlar MHP’nin bu kampanyasını kendi küçük hesaplarına alet etmeye kalkıştılar. Bu zavallılara en güzel cevabı, grup toplantısında MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli verdi:

Biliyoruz ki, bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. Biz askıya ekmek koyduk, şu işe bakınız ki, ekmeksizler birer birer saklandıkları delikten fırlayarak ortalığa çıktılar. Manevi dayanışmayı hedefleyen, paylaşmayı önceliğine alan, empatiyi gözeten “Askıda Ekmek” kampanyamıza yüzsüzce kulp takıp kara çalanlar, utanmalarını kaybetmiş gafillerdir. Biz askıya ekmek çıkardık, deva yerine beladan ibaret olan siyasi fosiller, bazı sözde aydın ve cühela köşe yazarları seviyesizlikleriyle, sevimsizlikleriyle, yalan ve riyalarıyla sazan gibi ağa takıldılar, askıya çıktılar. Bu küstahlar, ekmeksizlikleriyle, vefasızlıklarıyla, döneklikleriyle, Türkiye düşmanlarının içimizdeki Truva atı hâlinde sivrilip milletimizin hafızasına kazınmışlardır. “Milliyetçilik askıya ekmek koymak değildir” diyen ekmeksiz, sen nereden bilirsin milliyetçiliği, ne ilgin ve irtibatın var milletle ve milliyetle? Be hey şaşkın, aşı, ekmeği, milleti, milliyetçiliği bırak da, sana talimat veren, seni kafese sokan, ayağına pranga vuran karanlık lobilere, yabancı efendilerine takla atmaya, şirinlik yapmaya devam et. Nasıl olsa en iyi yaptığın iş budur.”

DAĞLIK KARABAĞ ASIL SAHİBİNE GEÇİYOR

Azerbaycan’ımızın Karabağ’daki işgale son vermek için başlattığı harekâtı büyük bir heyecanla izliyoruz. Dünyanın gündeminde olan bu mesele, elbette Sayın Bahçeli’nin de gündemindeydi:

“Dağlık Karabağ meselesi sıradan bir mesele değildir. Aziz milletimizin nabız atışının sahnelendiği, özlemlerinin bir yakut gibi saklı durduğu Türk yurdudur. Dağlık Karabağ coğrafyasında yazılan Türk tarihidir, dökülen Türk kanıdır, feda edilen Türk canıdır; bunun karşısında defteri dürülüp tepelenecek, yerle yeksan edilecek işgalci unsur ise terör devleti Ermenistan’dır. Tohum çatlayalı çok olmuş, mefkure güneş gibi doğmuş, mazlumların gözyaşıyla ıslattığı, kanlarıyla suladığı Dağlık Karabağ’ın asıl sahibine geçmesinin zamanı gelip çatmıştır. Doymak ve kanmak bilmeyen zalimlerin bu gerçeği engellemeye ne güçleri ne de takatleri yetecektir. Ermenistan hem korkak, hem hain, hem de savaş suçlusudur. Türk’e kefen biçmeye çalışan zalimlerin sonu, hamdolsun korkunç olmaktadır. Dağlık Karabağ Azerbaycan’a geçmeden ateşkes, müzakere ve diyalog uçurumdur, işgalcilerin taktik adımıdır.”

BU SUSKUNLUK TÜRK’E YAKIŞIYOR MU?

Azerbaycan’ımızın şanlı zaferleri karşısında bütün Türk düşmanları ittifak ederken, Türk dünyasının derin bir sessizliğe gömülmesine, Sayın Devlet Bahçeli’nin itirazı var:

Bizi derinden üzen ve kahreden bir başka konu, 1990’lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetlerinin Dağlık Karabağ konusundaki sessizliği, tepkisizliği ve hareketsizliğidir. Bişkek’te baş gösteren sokak eylemlerine, FETÖ’nün oyunlarına bugüne kadar yüksek sesle itiraz eden hangi Türk devletleri olmuştur? Bu suskunluk, bu durgunluk Türk’e yakışıyor mu? Sokak hazır diyerek aba altından sopa gösteren Soros uşakları, millet iradesiyle demokrasi onurunu yok saymalarının bedelini çok ağır ödeyeceklerdir. Türk’ün feryat ettiği bir ortamda, bir başka Türk’ün buna duyarsız kalması abesle iştigaldir. Hadi Kıbrıs davasında sesiniz çıkmıyor, hadi Kerkük’ten habersizsiniz, bari Dağlık Karabağ’da taraf olun, üstelik hakkın ve hakikatin safında yer alın. Bugün Azerbaycan’ın başına gelenlerin aynısı, Allah muhafaza yarın bir başka Türk cumhuriyetini etkileyebilecektir. Hangi coğrafyada yaşarsak yaşayalım, Türk milletinin şerefli mensupları olarak, haklı ve meşru mücadele şartlarının gereği her neyse hesap yapmadan, tereddüde kapılmadan yerine getirmek zorundayız.”

KKTC’DE MİLLİ DURUŞ KAZANDI

KKTC tarihi bir seçim yaptı ve çok güzel bir sonuç ortaya çıktı. Sayın Bahçeli’nin bu konudaki değerlendirmeleri bundan sonrası için de yol haritasıdır:

“KKTC’nin beşinci Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Ersin Tatar’ı bütün hissiyatımla tebrik ediyor, zorlu ve çetin mücadelesinde üstün muvaffakiyetler diliyorum. KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde bahis oynayan kumandalı anket şirketleri hezimet yaşayarak vahim şekilde çuvallamışlardır. ‘Eğer Kıbrıs’taki seçimleri Türkiye’nin desteklediği Ersin Tatar kazansın, ben bu mesleği bırakacağım’ diyen hangi anketçi varsa artık işini tasfiye ederek sözünü tutmalıdır. KKTC Cumhurbaşkanı seçiminde, mücahit ruhu müzakereci saplantıları tarihin kenarına itmiştir. Taviz değil, milli duruş kazanmıştır. Rum tezleri değil, Türk’ün muteber iradesi kazanmıştır. Çözümü federasyonda arayan, çareyi toprak vermekte gören gayrimilli zihniyetler Kıbrıs Türklüğünün önünden çekilmek zorunda kalmışlardır. Eşit ve egemen iki devlet esasına dayalı, ahlaki ve milli siyaset anlayışı devlet sorumluluğu üstlenmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, kronikleşmiş sorunları Türkiye’nin desteğiyle köklü çözümlere ulaştıracağına güvenimiz tamdır. KKTC’nin tanınması, uluslararası toplum nezdinde kabulü, aynı şekilde egemen bir devlet hâlinde varlığı ve sürekliliği mutlaka sağlanacak, gecikmiş adalet yerini bulacaktır.”