Ekran karşısında ruh sağlığı korumak Ekran karşısında ruh sağlığı korumak

YILDIRAY ÇİÇEK / TÜRKGÜN

Deniz Baykal’a düzenlenen kaset operasyonu sonucu CHP’nin başına genel başkan yapılan ve o koltuğa oturduğu günden bu yana Atatürk’ün emanetine her türlü ihaneti eden Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz akşam yine kameraların karşısına geçip, siyasetin tüm istismar duruşunu ve ikiyüzlülüğünü bir kez daha göstermiştir. Bir insana oynadığı rol bile bu kadar mı yakışmaz. Yakışmıyor işte…

Sinan Ateş’in hayatını kaybettiği olayı istismar ederek kendine siyasi alan açmaya ve konum belirlemeye çalışan ve HD(P)KK ile yürüdüğü yolu maskelemeye çalışan Kemal Kılıçdaroğlu’nun kamera karşısındaki hâlini görünce Hazret-i Mevlânâ'nın eseri Mesnevî'den ibretlik şu mesel aklıma geldi:
Bir sinek, eşek sidiğinin üzerinde gezinen bir saman çöpünün üstüne kondu ve bir gemi kaptanı gibi başını yukarı doğru kaldırdı ve şöyle meydan okudu "Ben bu denizin ve gemiciliğin mektebinde okumuş, bu işe ömrümü vermişim. İşte deniz, işte gemi, işte adam, işte kaptan, işte görüşü keskin bir kahraman".

Aynı bu hâli andıran komik ama kendi tipine yakışmayan öfkeli hâliyle demiş ki: Burası Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi. Ben şimdi buradan o çetelere sesleniyorum. Siz haddinizi çok aştınız. Biz Kuvayımilliyeci gelenekten gelen yüz yıllık bir hareketiz. Size mi yedireceğiz bu Cumhuriyet’i. Aklınızı başınıza toplayın, bu memleket sahipsiz değil."

Sen kalk “PKK’lıların cenaze törenine gitmeyen HDP milletvekiline soruşturma açtırırım” diyen PKK’lı terörist Selahattin Demirtaş’ı “Serbest bıraktırıp, onunla Türkiye’yi inşa edeceğini” söyle, sonra kalk çetelerden hesap soracağına dair trajikomik videolar çek. Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalardan dolayı Kürşat Yılmaz’a söylüyor bunları. Kürşat Yılmaz bir gün olsun asker ve polis şehit ettirmede azmettirici katil olmadı. Ama ırkdaşın, yoldaşın terörist Demirtaş “Hendek kazanların (PKK’lı teröristler) ellerinden öpüyorum” diyerek 793 askerimizi, polisimizi şehit ettirmiştir.

PKK’nın uyuşturucu işine çıtın çıkmıyor, PKK’nın terör eylemleri karşısında sesin çıkmıyor, PKK çocukları dağa kaçırıyor hiç tepki vermiyorsun. Aksine Türk devleti terör örgütü PKK’ya karşı ne zaman bir operasyon yapsa, engellemek adına âdeta kendini paralıyorsun. PKK sana göre çete, terör örgütü değil zaten değil mi Kılıçdaroğlu? PKK’nın Suriye kolunu “YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” diye tanımlayan bir zekâdan bahsediyoruz. Bu zekâ ve karakter sahibi CHP’nin başında. Gerisini siz düşünün.

“Kuvayımilliyeci gelenekten” geliyormuş. Bak sen!

“Cumhuriyet’i yedirmeyecekmiş.” Bak sen!

CHP’ye PKK geleneğini kim yerleştirdi?

HD(P)KK’nın aile büyüğü, “Kürdistancı, özerkçi, federasyoncu” CHP’den Cumhuriyet’i korumak gerekmiyor mu? Sen, CHP’nin acınacak hâline bir video çek Kılıçdaroğlu. Bu kötü yola nasıl düştünüz onları anlat bize.

Şimdi sana destek veren İP’in gazetesi Yeniçağ’da 14 Aralık 2010 tarihinde Hasan Demir imzalı “Önkuzu hadisesine dönecek olursak. Şöyle ya da böyle, mesele gündeme gelmişse Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir açıklama yapması kaçınılmazdır. “Pek çok olaya karıştım ama Önkuzu cinayetinde orada değildim” de diyebilir; “Oradaydım, pişmanım, çok üzgünüm” de…” şeklinde bir yazı çıkmıştı. Ona cevap vermiş miydin Bay Kemal?

Hadi işine-gücüne bak. Türk siyaseti senin ihanet ve komedi dükkânın değildir.