İhanete saplanmış muhalefet sorunu var!

22.09.2021 10:00

          CHP günden güne ya büyük bir cinnet geçiriyor ya da “Türk milletine nasıl cinnet geçirtiriz?” hedefi için kullanışlı bir hainliği oynuyor. Elbette işgal edilmiş, ele geçirilmiş CHP özellikle son 7 yıldır her şeyi bilinçli yapıyor.

          CHP’nin yaptığı ihanetler bir değil, iki değil ki “istemeden, yanlışlıkla oldu” diyeceğimiz bir savunma geliştirelim. CHP’nin alenen ortaya koyduğu ihanetlere artık günlük şahit oluyoruz. İhanetler karşısında CHP’de ne bir geri adım var, ne de iç bünyesinde herhangi bir huzursuzluk. Köşeye sıkıştıklarında “Biz Atatürk’ün kurduğu partiyiz” şişinmeleri olsa da, mevcut CHP Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyenlerin güçlü motivasyon merkezi olmuştur. CHP ismini duyunca benim aklımda tek canlanan PKK-HDP-terörist Demirtaş oluyor. CHP denildiğinde beyninde aksi bir şey canlanan varsa kesinlikle şizofren ve tedavi olması gereken bir hastadır.

          Kemal Kılıçdaroğlu da zaten toplumda şizofren sayısını artırmamak için elinden geldiğince CHP’yi HD(P) KK çizgisinde tutarak büyük gayret gösteriyor.

          HDP son aylarda CHP karşısında elini güçlendirmek için sürekli “Yeni bir yol belirleyeceğiz” açıklaması yapıyordu. Bu tür sözler karşısında telaşlanan Kemal Kılıçdaroğlu hemen HDP’yi konumlandırma gayretine girdi.

          Kemal Kılıçdaroğlu, terör örgütü PKK’nın kendini meşrulaştırmak için kullandığı “Kürt sorunu” ifadesini kullanarak, bu sözde sorunu HDP ile çözeceğini şu cümlelerle kamuoyuna duyurdu:

          “Siyaset kurumunun 35-40 yıldır çözemediği bir Kürt sorunu var. Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. Devlet dediğiniz kurum gayrimeşru bir organla muhatap olmaz. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Halkın desteği var. Parlamentoya gelmiş, dolayısıyla parlamentonun içinde bulunuyor, görevini yapıyor. Bu sorun çözülecekse, meşru bir organla, HDP ile çözebiliriz. Bu nedenle HDP, Mecliste olması gerektiğini düşünüyorum”

          Kemal Kılıçdaroğlu terör sorununun adını “Kürt sorunu” yapıyor, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP’yi de çözüm muhatabı görüyor. Peki HDP kendisine ne cevap veriyor?

          Eski HDP Eş Başkanı Sezai Temelli “Kürt sorununun çözümünün yegâne muhatabı HDP değil ama bu sorunun çözümü adına bugün demokratik siyaseti var eden ve kolaylaştıran başlıca aktör HDP’dir. Ama asla unutulmaması gereken şey demokratik çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı’dır” diyor.

          Duyduğu bu söz karşısında utanacak, yüzü kızaracak bir Kemal Kılıçdaroğlu var mı? Elbette yok…

          Çünkü HDP Eş Başkanı Mithat Sancar, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında “PKK ve Öcalan konusunda CHP ile aramızda hiçbir sorun yok” diyerek CHP-HDP ilişkisini zaten netleştirmişti. Bizzat muhatapları tarafından da itiraf edildi ki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun İmralı konusunda da uyumlu davrandığı ortada…

          Yerel seçimlerden önce teröristbaşı Öcalan “Millet İttifakı’na da, Cumhur İttifakı’na da mesafeli olun” içerikli mektup yazdığında HDP ne demişti: Önder Apo’nun mesajından gerekli mesajı aldık. CHP’yi destekleme stratejimiz değişmedi”

          Teröristbaşı Öcalan’ın mektubu sonrası Kandil’deki terör yöneticileri de aynı açıklamaları yaparak CHP’yi destekleme kararını değiştirmemişti.

          Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek isteyen terör merkezi HD(P)KK ve Kandil, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ün miras bıraktığı CHP’yi destekleme kararını dünyaya duyuruyor ve CHP içinde bir tane helal süt etmiş adam çıkıp da bu rezilliğe karşı sesini yükseltmiyor. Tabii bu destek karşılıklı, CHP de her fırsatta HD(P)KK’yı destekliyor. Kemal Kılıçdaroğlu özenle yeni CHP’yi yarattı ve CHP’lileri de ihanetin yanında yer almak için resmen hipnoz etti. CHP artık terör örgütlerini, teröristleri savunanların en kalabalık merkezi oldu.

          HDP’nin terör örgütüne yardım ve yataklıktan dolayı kapatılma dosyası Anayasa Mahkemesinde incelenme sürecindeyken Kemal Kılıçdaroğlu “HDP meşru, Kürt sorununu onunla çözeriz” diyor. Heval Akşener’in partisi hamamın namusunu kurtarmak için tepki gösterir diye beklerken, Muharrem Sarıkaya’nın yazısından anlıyoruz ki, İP Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da çıkıyor HDP’nin meşru bir parti olduğunu söylüyor ve Kılıçdaroğlu’nun bu kapsamda İmralı’yı gayrimeşru olarak görmesini anlamlı bulduğunu ve desteklediğini belirtiyor.

          Yani diyor ki, “HDP meşrudur. Kürt sorunu vardır, CHP bunu HDP ile çözebilir. İP olarak biz de bunu destekliyoruz”

          Biz de Barzani’ye gidip “Kürt sorununu çözeceğiz” diyerek emperyalizm kemiği yalayan CHP heyetine niye tepki göstermiyorlar, niye susuyorlar diyorduk. Meğer onlar da Kürt sorunu denilen bölücü tanımlamayı PKK’nın uzantısı dedikleri HDP ile çözeceklerine inanıyormuş…

CHP, HDP konusunda çok net ama İP sürekli siyasi menfaatini düşünerek davranıyor.

          Meral Akşener, “HDP, Kürtlerin siyasal temsilcisidir” dedi. Tepkilerden dolayı köşeye sıkıştı sonra çıkıp “Biz HDP’yi terör örgütü PKK’nın yanında konumlandırıyoruz” dedi. Ama HDP ile yerel seçim ittifakı yaptı. HDP’li belediyelere kayyum atanmasına karşı, HDP Eş Başkanı terörist Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istiyor. HDP’nin kapatılmasına karşı… En son çıktı “HDP’yi şeytanlaştırıyorlar” diyerek şeytanın avukatı oldu. Yeter ki bunlara “CHP’li belediyelerde kadro var, ihale var” deyin, anında HDP’yi vatansever topluluğu diye pazarlarlar.

          Görüldüğü gibi Türkiye’de menfaatleri için ihanete saplanmış muhalefet sorunu var… Bu sorun çözülürse, iktidar-muhalefet dengesi Türkiye adına daha faydalı hâle gelir.