Işıkları yakıp karanlığa göz kırptılar

Anayasa Mahkemesi Üyesi Engin Yıldırım’ın sosyal medya hesabından çalıştığı binanın fotoğrafını paylaşıp, altına da “Işıklar yanıyor” yazmasıyla başlayan tartışmalarda, zillet ittifakı yine yanlış tarafta yer aldı. Yıldırım’ın mesajına Cumhur İttifakı’ndan sert tepkiler gelirken, CHP-HDP-İP cephesinden kınama yerine hükümeti suçlama sesleri yükseldi.

Google Haberlere Abone ol
Işıkları yakıp karanlığa göz kırptılar
16.10.2020 09:30

Kadir YILDIZ / TÜRKGÜN

Anayasa Mahkemesi Üyesi Engin Yıldırım skandal bir paylaşıma imza atarak, AYM binasının gece çekilmiş bir fotoğrafını ‘Işıklar yanıyor’ ifadeleri ile Twitter hesabından paylaştı. Yıldırım’ın paylaşımına “darbe çağrısı” ve “vesayet özlemi” olduğu gerekçesiyle tepki yağdı.

Cumhur İttifakı’ndan tepkiler peş peşe geldi. İçişleri Bakanlığı “ışıklarımız hiç sönmüyor” mesajıyla karşılık verdi. MHP Genel Merkez binasının 15 Temmuz darbe akşamı ışıklarının yandığı fotoğraf ise sosyal medyada binlerce kullanıcı tarafından paylaşıldı.

KINAMAK YERİNE HÜKÜMETİ SUÇLADILAR

CHP-HDP-İP ittifakı, AYM Üyesinin skandal paylaşımına tepki gösteremedi. Darbe ve vesayet özlemini çağrıştıran paylaşıma tepki göstermek yerine hükümeti suçlamayı tercih etti.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Yargı ışıklarıyla değil kararları ile konuşur... Yürütme mafya usulü ile yargıyı tehdit edemez...” dedi. Daha sonraki paylaşımında ise; Kendilerini devlet sanan siyasi şizofrenler hatalarının karşısında duran herkesin ajan/terörist/hain olduğu halüsinasyonunu görüyorlar...” ifadelerini kullandı.

CHP PM Üyesi Gaye Usluer ise, “Işıklar yanıyor! Işıklarımız hiç sönmüyor! İyi güzel de “tuz neden koktu?” dedi.

CHP eski Yalova Milletvekili Muharrem İnce de, “Ciddiyet! Mahkemenin ışığı yanar adaleti olmaz, Bakanlığın ışığı hiç sönmez örgütlenen tarikatları göremez. Elektrik faturaları cep yakıyor, kurumlar ışıkla mesaj veriyor.

Söndürün ampülleri. Işıklar yansa ne olur milletin ocağını söndürdünüz” ifadelerini kullandı.

İP Adana Milletvekili İsmail Koncuk, Twitter hesabından yaptığı açıklamada; “Engin Yıldırım’ın ‘Işıklar yanıyor’ ifadesi, olsa olsa, günümüz Türkiye’sinde, yargı bağımsızlığının, tartışılmaz bir şekilde zedelenmesine karşı, alışık olmadığımız (!) bir tepki olarak görülmelidir” dedi.

İP İzmir Milletvekili Aytun Çıray da, “AYM darbe yapacakmış” diyerek alaycı bir paylaşımda bulundu. İP İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu ise, “Anayasa Mahkemesi ile İçişleri Bakanlığı arasındaki polemik için daha önce “Bisiklet savaşları başladı.” demiştik. Şimdi de ampul savaşları başladı. Kıymetli devlet ricalimiz:

Devlet yönetiyorsunuz devlet! Lütfen, biraz ciddiyet...”

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da ittifak ortaklarının paylaşımlarına destek vererek, “Susma, sustukça sıra sana gelecek! Ama sussa da sıra gelenlerin yanında olacağız” dedi.

İSTİFA ETMEYECEK

“Işıklar yanıyor” mesajıyla bir skandala imza atan Anayasa Mahkemesi Üyesi Engin Yıldırım’a tepki yağarken, siyasetçiler de istifa etmesi gerektiğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı değerlendirmede “AYM Başkanı ve üyeleri aynı düşüncede değilse gereğini yapmalı” demişti. CHP-HDP ve İP’in açıklamalarından destek alan AYM Üyesi Engin Yıldırım istifa etmedi. Engin Yıldırım’ın istifa etmesi beklenirken kendisinin böyle bir düşüncesi olmadığı belirtildi.

AYM SKANDALLARA DOYMUYOR

Anayasa Mahkemesinin geçmişi skandal kararlarla doldu taştı. Milletin vicdanında yer bulmayan sayısız kararlar AYM tarafından hak ihlali, ifade özgürlüğü gibi kararlar ile gerekçelendirildi.

ÖCALAN’A ‘HAK İHLALİ’

Teröristbaşı Öcalan’ın “Kürdistan Devrim Manifestosu, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü (Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunma)” isimli çalışmasına, basım aşamasındayken toplatılması, el konulması ve yakılması nedeniyle haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle teröristbaşının avukatları tarafından yapılan bireysel başvuruyu incelemiş ve 25 Haziran 2014 tarihinde Öcalan’ın hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştı.

CAN DÜNDAR’A TAHLİYE

Adana’da silah yüklü olduğu iddiası ile bazı tırların durdurularak arandığı, tırların durdurulması ve aranmasına ilişkin olaylar ile TIR’larda taşınan malzemelerin ne olduğu ve nereye götürüldüğünün ifşa edilmesi üzerine başlatılan soruşturmada Can Dündar ve Erdem Gül “casusluk” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Anayasa Mahkemesi, Dündar ve Gül’ün yaptıkları bireysel başvuru üzerine hukuka aykırı olarak özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları, tutuklanmalarını gerektirir herhangi bir nedenin bulunmadığı, haklarında verilen tutuklama kararının tek nedeninin yaptıkları haberler olduğu, yayımlanan haberler dışında aleyhlerine herhangi bir delil gösterilmediği ve yürütülen soruşturmada ‘hak ihlali’ yaşandığına hükmetmişti.

DERSANELERİN KAPATILMASINI İPTAL ETTİ

FETÖ’nün devlet içinde paralel yapılanmasının ayyuka çıkmasıyla birlikte dersanelerin kapatılması yönünde bir kararı alınmış ve bu düzenlemeye CHP itiraz etmişti. CHP’nin itirazı üzerine başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi (AYM) 14 Temmuz 2015 tarihinde verdiği kararla dersanelerin kapatılmasına yönelik yapılan düzenlemeyi iptal etmişti.

FETÖ’CÜLERE TAHLİYE

Anayasa Mahkemesi kapatılan Zaman gazetesi eski yazarlarından Şahin Alpay ve gazeteci-yazar Ahmet Altan ile Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay’ın bireysel başvuruları üzerine “hak ihlali” kararı vererek oy çokluğuyla tahliyelerine hükmetmişti.

2018 yılında çıkarılan düzenlemeyle kamu hizmeti ve görevine atanacaklar hakkında ‘güvenlik soruşturması’ ve ‘arşiv araştırması’ yapılacağı şartı getirildi. CHP, 1 Şubat 2018 tarihli ve 7070 sayılı ‘Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkındaki Kanun’un bazı maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Davayı karara bağlayan AYM, memuriyete girişte aranan ‘güvenlik soruşturması’ şartını içeren düzenlemeyi iptal etti. Bu kararla devlet görevine alınacaklar için güvenlik soruşturması yapılması engellendi.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’A HAK İHLALİ VE 50 BİN TL TAZMİNAT

Selahattin Demirtaş’ın uzun tutukluluk süresine itiraz eden avukatı Benan Molu, “İkinci tutukluluk, ilk tutukluluğun devamı niteliğinde olduğu için Demirtaş’ın 20 Eylül 2019’dan beri cezaevinde kaldığı her gün, verilen bu makul süreyi aşan tutukluluğun devamıdır ve Demirtaş’ın serbest bırakılması gerekmektedir” diyerek Anayasa Mahkemesine başvuru yaptı.

19 Haziran 2020 tarihinde yapılan başvuruyu karara bağlayan Anayasa Mahkemesi (AYM), eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluk süresinin azami süreyi aşması ve tutukluluk incelemesinin yapılmamasıyla ilgili başvurusunda hak ihlali kararı verdi.

AYM, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğini kararlaştırdı ve Demirtaş’a 50 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Enis Berberoğlu, MİT tırları görüntülerini Cumhuriyet gazetesi eski Ğenel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a verdiği gerekçesiyle 13 Şubat 2018’de “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Anayasa Mahkemesi, Berberoğlu’nun “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Anayasa Mahkemesinin, Enis Berberoğlu ile ilgili verilen kararı ‘hak ihlali’ olarak değerlendirmesinin ardından İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Enis Berberoğlu’nun yeniden yargılanmasına yer olmadığına hükmetti.

ERDOĞAN YEŞİL IŞIK YAKTI

Partisinin grup toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesinin yeniden yapılandırılması için yaptığı çağrıya “İnşallah” diyerek cevap verdi. MHP’li Semih Yalçın, “Bütün siyasi partileri; darbeci ve müdahaleci zihniyetten arındırılmış bir Anayasa Mahkemesi vücuda getirilmesi için parlamentoda el birliği etmeye davet ediyoruz” dedi.

BAHÇELİ AYM İÇİN UYARMIŞTI

MHP Lideri Devlet Bahçeli, 30 Eylül tarihinde yaptığı açıklamada AYM’nin Türk milletinin vicdanında yer bulmayan ve hukuka gölge düşüren değerlendirmeleri nedeniyle AYM’nin yapısının değiştirilmesi çağrısında bulunmuştu.

MHP Lideri Bahçeli açıklamasında, “Anayasa Mahkemesi yeni hükümet sisteminin doğasına uygun şekilde yeni baştan yapılandırılmalıdır. 27 Mayıs darbecilerinin, 12 Haziran 1960 tarihinde çıkardığı “1” numaralı geçici kanun ile hem Türkiye Büyük Millet Meclisinin hak ve yetkileri hem de Türk milleti adına yapılan yargılama yetkisi “Yüksek Adalet Divanı” adı verilen icazetli ve boyunduruk altındaki yapı tarafından gasbedilmiştir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecini hızlandıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle çelişmeyecek demokratik, etkin, adil, tartışmaların odağı olmaktan çıkarılmış bir “Yüce Mahkeme”, deyim yerindeyse bir “Divan- ı Ali” kurulması Türkiye’nin gücüne güç katacaktır. Geçmişin hüzünlü ve kaotik dönemlerinden hukuken, fiilen, fikren ve ruhen kurtuluş bu şekilde sağlanacaktır. Anayasa Mahkemesinin son zamanlarda verdiği kararlar sancılı ve sakattır. Hak ihlalleri adı altında, milli haklara ve adalet duygusuna telafisi imkânsız zararlar verilmektedir” ifadelerini kullanmıştı.

İMZACI AKADEMİSYENLERE ‘HAK İHLALİ’

“BARIŞ İçin Akademisyenler” inisiyatifi adı altında, 2015 yılında başlayan hendek operasyonlarında sivil halkın zarar görmemesi için sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş ve terör örgütlerine karşı operasyon yürüten güvenlik güçlerine tepki göstermek amacıyla bir bildiri yayınlamıştı.

Bildiride, “Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyoruz” açıklamasına yer verilen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri, 11 Ocak 2016 tarihinde kamuoyu ile paylaşılmıştı. Bunun ardından da bildiriye imza atan akademisyenler hakkında yargı süreci başlatılmıştı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriye imza attıkları için yargılanan akademisyenlerden 9’unun bireysel başvurusunu 26 Temmuz 2019 tarihinde karara bağladı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, akademisyenlerin bildiriyi imzaladıkları için “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan cezalandırılmaları nedeniyle ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği kararına varmıştı.

Yorumlar