Joe Biden üfledi, bazıları heyecan yaptı!

20.11.2020 10:00

          ABD’deki Başkanlık seçimlerini Joe Biden kazanınca, Türkiye’de muhalefet ve etrafında beşinci kol faaliyeti yapanların âdeta kanı kaynadı ve büyük bir heyecan yaşıyorlar. Çünkü Joe Biden açık ve seçik “Türkiye’deki muhalefeti destekleyip, Erdoğan’ı devirmeliyiz” ifadesini kullanmıştı. Bu mesajın kokusunu çok iyi alan Kemal Kılıçdaroğlu, dünyada ABD Başkanı Joe Biden’ı ilk kutlayan olmuştu.

          İlginçtir son günlerde terör örgütü PKK’yı muhatap alacak yeni bir çözüm sürecinden bahsedilmeye başlandı. FETÖ’nün kapatılan Taraf gazetesinde PKK-FETÖ projelerine hizmet eden, 15 Temmuz hain darbe girişiminden bir gün önce televizyon ekranlarından söylediği “Türkiye’de gerçekleşmiş askeri darbelerin önünü açan gelişmeler her ne ise, Erdoğan bugün aynı kararları vererek o yolları teker teker açıyor” sözleriyle bildiğini gösteren Ahmet Altan’ın serbest bırakılacağı, hendek-çukur olaylarında 793 asker ve polisimizi PKK’lı teröristleri azmettirerek şehit ettiren, Kobani olaylarında HDP’nin sayfasından resmi açıklama yapan ve PKK’lıları sokaklara dökerek 53 kişinin ölümünden sorumlu olan terörist Demirtaş’ın serbest bırakılacağı, nerede Kürtçü- bölücü-yıkıcı faaliyet varsa orada “hayalet sponsor” gibi ortaya çıkan “Kızıl Soros” Osman Kavala’nın serbest bırakılacağı konuşulmaya başlandı.

          Kıbrıs’ta, Azerbaycan’da, terörle mücadelede, Akdeniz’de ve daha birçok konuda milli duruş gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemini başlatıyoruz.“ demesinin içeriğini birileri bu konularla doldurmaya çalışıyor.

          “Hukukta reform” denilince neden hainlere, teröristlere, ülkeyi bölmeye çalışanlara, asker ve polis katillerine af akla geliyor ki?

          Pardon, sadece “hukukta reform” denilince değil, “ekonomide reform” denilince de araya bu tür hainleri sıkıştırıyorlar.

          Düşünün ki HDP Diyarbakır Milletvekili ve Dış İlişkiler Sorumlusu Hişyar Özsoy, ekonominin düzelmesi için demokratik ve hukuki reformların yapılması gerektiğini belirterek, “Selahattin Demirtaş’ı bıraksınlar, bakın ekonomi ertesi gün nasıl toparlanmaya başlar” açıklamasını yapabiliyor. PKK’lı Selahattin Demirtaş’ı cezaevinden çıkarıp, hükümette bakan yaparsak herhalde dünyada ekonomik manada süper ülke oluruz. Zekâya bak!

          Oysa terörist Demirtaş’ın organize ettiği, motive ettiği, desteklediği hendek-çukur olaylarında terör örgütünün saldırıları sonucunda ekonomik kaybın 4-5 milyar lirayı aştığı MGK raporlarına girmişti. Terörist Demirtaş’ın ekonomiye katkısı bu işte… Yine Kobani olaylarında da aynısı yaşanmış, Türkiye çok büyük ekonomik zarar görmüştü. Kobani olaylarında da terörist Demirtaş başroldeydi.

          Terörist Demirtaş neredeyse orada fabrika, kamu binaları, okullar, iş yerleri, araçlar, iş makineleri, belediye otobüsleri, ambulanslar, kamyonlar yakılmış, yıkılmış, masum insanlar öldürülmüş, askerlerimiz, polislerimiz şehit edilmiştir. İşte böyle biri cezaevinden elini kolunu sallayarak çıkarsa ekonomi düzelecek, ülkemize “demogggrasiiiii” gelecekmiş... Öyle diyorlar…

          15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra Türkiye, devlet hücrelerinde bir temizliğe girişti. Türk devleti birçok hainden hesap sordu ve sormaya devam ediyor. Bu süreç başladığı günden bu yana CHP’nin başını çektiği muhalefet tüm hainlere özgürlük istemeye devam etti. CHP ve onun peşine takılan muhalefet sürekli terörist Demirtaş’a, Osman Kavala’ya, Ahmet Altan ve benzerlerine sahip çıkarken ve bizler de bunlara karşı mücadele ederken, hükümete yakın gözüken bazı yazarlar da son günlerde bunların propagandalarına destek veren yazılar yazmaya ve konuşmalar yapmaya başlamışlar…

          Mesela Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük “Cezalarını fazlasıyla çektiler, Osman Kavala ve Ahmet Altan artık bırakılsın” diye yazmış ve o da HDP’li Hişyar Özsoy’un açıklamasına benzer “Türkiye göreceksiniz rahatlayacak. Döviz ve ekonomi bu tahliyelere olumlu tepki verecektir” cümlelerini kaleme almıştır.

          Haber Türk yazarı Nagehan Alçı “Gerçek bir hukuk reformu demek Osman Kavala ve Ahmet Altan’ın özgürlüğüne kavuştuğu bir Türkiye demek” diyerek yaratılmaya çalışılan         atmosferde yerini almıştır.

          Türkiye’nin ekonomisi, hainleri, teröristleri, Türkiye üzerinde kirli ve karanlık hesapları olanları serbest bırakınca düzeliyorsa cezaevlerindeki tüm terör örgütü üyelerini serbest bırakalım o zaman…

Olur mu?

          Herhalde Cem Küçük, Nagehan Alçı gibiler bugüne kadar bölücüleri fonlayan Osman Kavala ile görüştüler, bugüne kadar Türkiye’yi bölmek için onlara aktardığı paraları bundan sonra Türkiye ekonomisi için harcayacak?

          Ve Rusya’nın başkenti Moskova’da 2017’nin 15 Şubat’ında yapılan ‘Birleşik Kürt Konferansı’na’ PYD Eş Başkanı Asya Abdullah, terörist Demirtaş, PKK’lı Osman Baydemir, Dilek Öcalan ve CIA’in sesi Michael Rubin ile birlikte katılan Osman Kavala bundan sonra şehit ailelerine mi sponsorluk yapacaktır?

          Sırrı Süreyya Önder’in “Osman Kavala’nın size selamları var” diyerek teröristbaşı Öcalan’a ilettiği selamı, teröristbaşı Öcalan’ın ”Kavala’ya sevgilerimi iletin” şeklinde karşılık verdiği selamlar artık bitecek mi? Selamlar artık şehit aileleri arasında mı gelip gidecektir?

          Sözde “çözüm sürecinde” oluşturulan “Temas ve Diyalog Grubu” üyeliğine direkt teröristbaşı Öcalan tarafından ismi verilen Osman Kavala serbest bırakılınca, ihaneti ödüllendirmekten başka ne sonuç ortaya çıkacaktır? Meral Akşener’in kuzeni olan Osman Kavala’nın özgürlüğünü CHP, HD(P)KK, YPG, PYD, FETÖ dört gözle bekliyor da Cem Küçük’e, Nagehan Alçı gibilere ne oluyor?

Birileri herhalde bunların kulağına bir şeyler üflüyor.

          Bu süreçte bir de AKP eski Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan’ın BBC Türkçe’den Ece Göksedef’e verdiği bir röportajı oldu.

          İhsan Arslan’ın ifadelerinden anlıyoruz ki, İhsan Arslan AKP’nin 15 Temmuz sonrası duruşuna, mücadelesine, ittifakına, söylemlerine, eylemlerine velhasıl her şeyine karşıdır. Çözüm sürecine hasret ve özlem duyduğu anlaşılmaktadır.

          İhsan Arslan röportajında “15 Temmuz kimyamızı bozdu, FETÖ’nün taktiklerini kullandık” şeklinde garabet bir açıklama yapmış. Bu ifade hem FETÖ ile hareket edip, hem de Cumhur İttifakı düşmanlığı yapanların söylemidir.

          İhsan Arslan, emperyalizm yönlendirmeli terör meselesine değinmeden “Türkiye’deki bütün sorunların temelinde bu Kürt Sorunu yatıyor. Biz bunu çözmedikçe ne siyasi istikrara kavuşabiliriz, ne ekonomik istikrara kavuşabilir, ne dış komşularımızla barış içinde yaşayabiliriz” diyerek yine yanlış ve tehlikeli bir söylemde bulunmuş.

          İhsan Arslan “Diyebilirsiniz ki; o zaman bu nasıl çözülecek? Farz edelim federasyon, özerklik gibi çözümler… Türkiye’de de eğer sorunun çözümü oradan geçiyorsa siyasi bir karardan geçiyorsa ne yapacağız? Maalesef Türkiye’de işte bu milliyetçilik ve devletçilik kavramı içinde müthiş bir hamaset var ve orada akıl pek rol almıyor. Bizim mahalleye gelirken milliyetçiler bu duygusallıklarını getirmişlerdir” diyerek aradığı çözüm ve akıl, gerçekten tehlike ötesi ifadeler barındırmaktadır.

          İhsan Arslan’ın yeni çıkardığı “Aklımda Kalan” isimli kitabında “AK Parti’nin bir milliyetçi bagajı yoktu, elinde Kürt kanı yoktu” şeklinde çok talihsiz ifadelerinin olduğunu da bu röportajından öğrenmiş olduk. Terör örgütlerine karşı tavizsiz yapılan mücadele nasıl “Kürt kanı” olarak adlandırabilir? Terör örgütü PKK içinde Türk de varsa onların da Allah belasını versin… Bu işin Kürt’ü, Türk’ü olur mu? Mesele terör meselesidir. Etnik köken meselesi değildir.

          İhsan Arslan, İslamcı pencereden baktığını söylüyor, teröristbaşı Öcalan’a, Salih Müslim’e, HDP’ye sıcak mesajlar veriyor ama söz konusu MHP olunca kendi partisi AKP’yi de yerden yere vuruyor.

          Röportajında önce “İlkeleri doğrusu bir kenara attık. Bizi gelecek seçimlerde hangi kesimler iktidara taşıyacak ve iktidarda kalmamızı sağlayacaksa, onlarla iş tutmayı tercih ettik” diyor ve cümlesini “Şu anda MHP’yle olan ittifakımız da böyle bir sürecin son aşamasıdır” yorumuyla bitiriyordu.

          Yani nereden bakarsan bak, mayınlı bir alandan yapılan bu ifadelerin Cumhur İttifakı’na fitne ve düşmanlık yaratmaktan ve ayrıca Türkiye üzerinde hesap yapanları heyecanlandırmaktan başka bir hükmü olmayacaktır.

          Joe Biden’ın Türkiye’ye yönelik düşmanca mesajlar verdikten sonra seçimlerde Başkan seçilmesinin birileri için umut ve beklenti doğurduğu gerçektir.

          Cumhur İttifakı’nı bozmak, dağıtmak, gücünü zayıflatmak isteyen güçler her türlü fitne oranını arttırarak harekete geçmiştir. Türkiye milli duruşunu her alanda gösterdikçe birilerinin rahatsızlığı oldukça artmaktadır.

          Türkiye’de ekonomide ve hukukta yaşanacak reform dönemi hainlere, bölücülere, teröristlere fırsat ve nefes dönemi değil, Türk milletinin huzurunu, refahını sağlayacak adımlar barındırır ancak…

İşte bu süreçte içimizde görünenlere de, dışımızdaki düşmanlara da çok dikkat etmeliyiz.

          Cumhur İttifakı, Türk milletinin varlığını, geleceğini koruma adına ilkeler etrafında kurulmuş bir ittifaktır.

          Gerek Sayın Erdoğan, gerek Sayın Bahçeli bu ilkeleri korumak için oldukça titiz, ölçülü ve samimi davranmaktadır.

          Joe Biden üfleyince ayarları bozulanlar, heyecan yapanlar, beklentiye girenler bunu anlayamaz ve kavrayamazlar.