İki takım da istim üzerindeydi. İkisi de iyi bir hazırlık dönemi geçirmiş, kupa maçlarını da rahat geçmişlerdi. Üstelik ikisinin de kadrosunda, kalesinden başlayarak, her mevkide kaliteli isimler yer alıyordu.

Yani “İki testiden biri kırılacaktı”, beklenti oydu.

Kırılan testi, Fenerbahçe’ninki oldu. Karadeniz ekibinin hocası, güçlü Fenerbahçe orta sahasına direnç koymak için Siopis’i sahaya sürdü. Başarılı da oldu. İyi bir hazırlık dönemi geçiren Umut Bozok ve Naci Ünivar’ın yerine Maxi Gomez’i tercih etmesi ve onun da ligde ilk golünü atması hocanın ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Visca’nın maç eksiği hissedildi. İkinci yarının başında bulduğu pozisyonda eski günlerini arattı. Trabzonspor’da, Vitor Hugo belki de takımın en iyisiydi. Fenerbahçe ve Jorge Jesus bildiğimiz görüntüsünden uzaktı.

Tamam, takım yine pres yaptı, mücadele etti ama kanatlar eskisi gibi çalışmadı, gol ayakları sessiz kaldı. İrfan Can Kahveci, hazırlık maçlarındaki görüntüsünden çok uzak kaldı. Sarı Lacivertli takımın en başarılı ismi sakatlıktan çıkan Altay oldu.

Crespo gibi mücadelenin her an içerisinde olan ve sarı kart gören bir futbolcunun sahada tutulması da, Jesus’un hatasıydı, diyebiliriz. Maç içerisinde takıma sihirli dokunuşlar yapan Jesus bu kez geç kaldı ve atı alan Üsküdar’ı geçti.