Hamas-İsrail arasında 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan çatışmalara 24 Kasım’da insani ara verilmiş ve o tarihten itibaren 3 kez uzatılan geçici ateşkes geçtiğimiz gün, sabah saatlerinde sona ermiştir.

Geçici ateşkes kapsamında İsrail ve Hamas arasında esir takası gerçekleştirilmiş tarafların serbest bıraktığı esirlerin fizyolojik ve psikolojik durumları arasındaki fark ise dikkatlerden kaçmamıştır. Hamas’ın serbest bıraktığı esirlerin tamamı Hamas askerleri ile vedalaşarak ayrılırken İsrail’in serbest bıraktığı Filistinlilerin ise hapishanelerde yaşadıkları, insanlık suçunun sadece sahada değil arka planda da sürdüğünü bir kez daha ortaya koymuştur.

24 Kasım 2023 tarihinde ilan edilen geçici ateşkes, İsrail askerlerinin Gazze şeridinin güneyinden Gazze kenti ve kuzey bölgelerine dönmeye çalışan Filistinlilere ateş açmasıyla kanlı başlamıştır. Süreç boyunca İsrail vahşeti boyutunu azaltmış gibi gözükse de İsrail tarafından serbest bırakılan esirlerin durumları esasında insanlık suçunun cephe gerisinde devam ettiğini açıkça göstermiştir. Nitekim İsrail saldırıları sebebiyle ilk gününde kana bulanan ateşkesin sona ermesi ile birlikte Gazze’ye yönelik acımasız ve ahlaksız İsrail saldırıları tekrar başlamıştır.

Avrupa hükümetlerinin sessiz ve cılız tepkilerine karşın dünyanın pek çok başkentinde İsrail’e tepkiler devam etmekte, Filistin’e destek veren ve kalıcı ateşkesin sağlanması yönünde gösteriler düzenlenmektedir. AB ülkeleri arasında Filistin meselesinde pozitif yönde ayrışan bazı devletler olmakla beraber (İspanya gibi) henüz, İsrail zulmüne karşı ortak bir duruş sergilenmesi adına somut bir sonuç ortaya çıkmamıştır.

İsrail’in işlediği insanlık suçlarının son bulması, kalıcı ateşkesin sağlanarak 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğü sağlanmış Filistin devletinin kurulması tüm insanlığın ortak vazifesi olmak zorundadır. Bölge dışı aktörlerin Ortadoğu’da izlediği savaş yanlısı, çarpık ve yanlış politikalar İsrail’i zulme teşvik ettiği gibi aynı odakları da Gazze’de işlenen insanlık ve savaş suçlarına ortak etmektedir.

Diğer yandan Gazze’de insanlık suçu işleyen başta İsrail Başbakanı Netanyahu olmak üzere soykırıma dahil olan herkesin Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gerekmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan konuyla ilgili olarak  “3 bine yakın avukat Lahey’de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gerekli başvuruyu yaptı. Oradan beklentimiz, Netanyahu başta olmak üzere suçüstü yakalanan bu soykırımcıların, bu Gazze kasaplarının gereken cezayı almalarıdır” ifadeleriyle Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetinin somut adımlarla ilerlediğini göstermiştir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı açıklamalarında da ifade buyurdukları üzere “1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne haiz Filistin devleti mutlak surette tecelli etmelidir. İsrail tazminat ödemeye mahkum edilmeli, CANİYAHU Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde adalet ve insanlık namına yargılanmalıdır.”

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Tüm dünya sessiz kalsa da Türkiye ve Türk milleti Gazze’deki haksızlığa ve zulme sessiz kalmayacaktır. Türk milleti, Hasan Onbaşıdan devraldığı nöbeti sürdürme, Filistinli kardeşlerimizin huzur ve can güvenliğini sağlama kudretine sahiptir. Bu kapsamda, Kudüs’teki mukaddesatımıza sahip çıkmak için de her türlü göreve hazırdır.