Kulaktan kulağa oynamak

18.10.2020 10:00

Bütün çocukluğum köyde geçti. Dolayısıyla günümün büyük bir çoğunluğu; fasulye tarlası beklemek, patates sulamak, hayvanların altını temizlemek ve hayvanları otlatmakla geçerdi. Arkadaşlarımızla çoğunlukla işleri bitirip akşamları buluşur, sokak lambası yanan çeşme başında geç vakitlere kadar oynar ve vaktin nasıl geçtiğini anlamazdık.

Çiftçiler ile karar vericiler arasındaki durumu düşündüğümde bu durumu en iyi anlatan bizim de köyde oynadığımız çocuk oyunlarından birisi olan “kulaktan kulağa” oyunu çok iyi anlatır diye düşünüyorum.

Oyunda siz kısa bir cümleyi arkadaşınızın kulağına söylerdiniz, o da diğer arkadaşının kulağına… ! Oyun böyle devam ederdi.

Sonuç …?

Sizin söylediğiniz ilk cümleyle arkadaşınızın söylediği son cümle, uzaktan yakından alâkası olmayan iki farklı şeye dönüşürdü…!

Şimdi, gelin hep beraber bir düşünelim. Çiftçinin ağzından çıkan bir söz; bu söz bir istek olabilir, şikâyet olabilir, teşekkür olabilir. Olabilecek diğer sözleri size bırakıyorum.

Söyler misiniz?

Karar verici organlara ulaşana kadar bu sözler ne hâle gelmişlerdir? Bir düşünün…

Sorunların çözümünde imkânlarımız ölçüsünde birinci ağızdan dinlemek, çözümlemelerde bize kolaylıklar sağlar. Bir insanı başka bir insandan dinlemek farkında olmadan o kişi ile ilgili yanlış kararlar vermemize sebep olabilir. Çünkü kişi olayı anlatırken kendinden de mutlaka bir yorum katacaktır.

Çiftçilerimizi dinleyelim, onlara dokunalım, sorunlarına çözüm olamasak bile onların bir hatırını soralım, bir güler yüz gösterelim. Onları unutmadığımızı hissettirelim ve yanlarında olduğumuzu gösterelim. Cebimizde her zaman paramız olmayabilir ama ağzımızda tatlı bir dil her zaman olabilir.

ÇİFTÇİ TEMSİLCİLERİNİN İNANCI MI KIRILDI?

Çiftçileri en çok üzen, sayısız imkânlara sahip olan çiftçi temsilcilerinin her şeyi çiftçilerden beklemesidir. Çiftçiye yapılanlara bakıldığında, bunların çiftçi temsilcisi mi, çiftçi iştiraki ile kurulan bir kooperatif mi, birlik mi, yoksa oda mı? Anlamakta güçlük çekiyor insan.

Gerçekten kimleri temsil ediyorsunuz?

Çiftçinin derdiyle dertlenmeyi ne zaman düşünüyorsunuz?

Sizler ayrıca çiftçi ile Tarım Bakanlığı arasında birer köprüsünüz. Günah keçisi olarak Tarım Bakanlığını ne zamana kadar gösterebileceksiniz? Çiftçi temsilcileri ile ilgili olarak Hindistan’daki fillerin hikâyesi bu olayı iyi anlatır düşüncesiyle paylaşmak istiyorum.

Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları küçücükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlarmış. Tabi bu yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz.

Yıllar geçer, fil kocaman olur... Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık.

Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır.

Her gün sabah ezanıyla çalışmaya başlayan başta annemin, tarımsal üretimin her aşamasında fedakârca emek harcayan, âdeta toprağı tırnaklarıyla kazıyarak üretim yapan kadın çiftçilerimizin, Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü kutlarım. Güvenilir gıdaları tercih edip besleyici gıdalara yönelik talebi arttırarak, sürdürebilir bir geleceğin temelini hep birlikte atabiliriz.

Gıda çeşitliliğini küçük işletmeleri destekleyerek arttırabilir ve gıda sistemimizi büyütebiliriz. Hep birlikte ihtiyacımız kadar alalım ve geleceğimizi çöpe atmayalım. Dünya Gıda Günü’müz kutlu olsun.