Türkgün | Kültür Sanat | Lidyalıların dev surunda şaşırtan keşif! İzleri başka bir medeniyete çıktı

Lidyalıların dev surunda şaşırtan keşif! İzleri başka bir medeniyete çıktı

Manisa'nın Salihli ilçesindeki Sardes Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan yaklaşık 20 metre genişliğindeki devasa sur duvarı, 2 bin 500 yıllık bir gizemin izlerini taşıyor. M.Ö. 600'lü yıllarda inşa edilen yapıda kullanılan pişmiş tuğla teknolojisinin dönemin Anadolu'sunda görülmemesi, Asur İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından Sardes'e gelen ustaların bu yapının inşasında rol oynadığı ihtimalini gündeme getirdi.

Manisa'nın Salihli ilçesindeki Sardes Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan yaklaşık 20 metre genişliğindeki devasa sur duvarı, 2 bin 500 yıllık bir gizemin izlerini taşıyor. M.Ö. 600'lü yıllarda inşa edilen yapıda kullanılan pişmiş tuğla teknolojisinin dönemin Anadolu'sunda görülmemesi, Asur İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından Sardes'e gelen ustaların bu yapının inşasında rol oynadığı ihtimalini gündeme getirdi.

KAYNAK: İHA

Tarihte parayı ilk basıp kullanan Lidyalıların başkenti Sardes Antik Kenti'nde gün yüzüne çıkarılan devasa sur duvarı, geçmişin bilinmeyen bir hikâyesinin kapısını aralıyor. Bugün yaklaşık 12 metre yüksekliğinde ve 20 metre genişliğinde olan surun, M.Ö. 600'lü yıllarda dönemin Anadolu'sunda bilinmeyen bir teknolojiyle inşa edildiği belirlendi. Duvarın yapımında kullanılan pişmiş tuğlalar ise araştırmacıları Mezopotamya'ya, yıkılan Asur İmparatorluğu'na götürdü.

20 METRELİK DEVASA DUVAR

Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan Sardes Antik Kenti, Lidya Krallığı'nın başkenti olmasının yanı sıra dikkat çekici mimari yapılarıyla da tarih araştırmalarına ışık tutuyor.

Antik kentte ortaya çıkarılan sur duvarının yaklaşık 20 metre genişliğinde ve günümüze kadar 12 metrelik bölümü korunmuş durumda. Araştırmacılar, duvarın orijinal yüksekliğinin ise 15 metreden fazla olabileceğini değerlendiriyor.

Sardes Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Nicholas Cahill, yapının Anadolu ve Akdeniz dünyasında bilinen diğer surlardan oldukça farklı olduğunu belirtiyor.

DEV SURLARIN İZİ ASURLULARA UZANIYOR

Duvarın M.Ö. 7. yüzyılın sonları ile M.Ö. 6. yüzyılın başlarında inşa edildiği düşünülüyor. Bu dönem ise Asur İmparatorluğu'nun İskitler, Medler ve Babillerin saldırıları sonucunda yıkıldığı döneme denk geliyor.

Araştırmacılar, imparatorluğun yıkılmasının ardından hayatta kalan Asurlu ustaların ve mühendislerin farklı bölgelere göç etmiş olabileceğini değerlendiriyor.

Prof. Cahill'e göre Lidyalıların da Asurlular gibi büyük bir dünya imparatorluğu kurma hedefi taşıdığı dönemde, Asurlu ustaların Sardes'e gelerek devasa surların inşasında bilgi ve tekniklerini aktarmış olması mümkün.

PİŞMİŞ TUĞLALAR ŞÜPHELERİ GÜÇLENDİRDİ

Bu ihtimali güçlendiren en önemli bulgulardan biri ise sur duvarında kullanılan pişmiş tuğla ve kerpiçler oldu.

Prof. Cahill, M.Ö. 600'lü yıllarda bu teknolojinin Anadolu ve Yunanistan'da yaygın olarak kullanılmadığını, benzer yapı teknolojisinin özellikle Asurya ve Mezopotamya'da görüldüğünü belirtiyor.

Sardes'teki duvarın belirli bölümünde bu tekniğin kullanılması, yapının arkasında Mezopotamya kökenli ustaların bulunmuş olabileceği düşüncesini güçlendiriyor.

2500 YILLIK DUVAR İÇİN "KOPYA" YÖNTEMİ

Yaklaşık 2 bin 500 yıldır ayakta kalan sur duvarı ise bu kez doğa koşullarıyla mücadele ediyor. Açıkta bırakılması halinde yağmur ve diğer hava koşullarının kerpiç yapıyı zaman içerisinde aşındırarak yok edebileceği belirtiliyor.

Bu nedenle tarihi yapının korunması amacıyla özel bir koruma yöntemi uygulanıyor.

Duvarın milimetrik ölçümleri yapılırken, kullanılan kerpiç ve tuğlaların renk, doku ve boyutları analiz edilerek birebir benzer yeni malzemeler üretiliyor. Orijinal duvar ile yeni yüzey arasına ise özel bir koruma katmanı yerleştiriliyor.

TARİHİ DUVAR GELECEĞE TAŞINACAK

Yeni üretilen kerpiç ve tuğlalarla oluşturulan yüzey, orijinal duvarı dış etkenlerden koruyacak. Aynı zamanda sistemin ileride sökülebilir olması sayesinde, uzmanların orijinal yapıya yeniden ulaşabilmesi mümkün olacak.

Prof. Cahill, amaçlarının tarihi yapının mümkün olduğunca aslına sadık şekilde korunarak gelecek nesillere aktarılması olduğunu belirtiyor.

Sardes'teki dev sur, hem Lidyalılar ile Asurlular arasındaki olası kültürel ve teknolojik etkileşime dair önemli ipuçları sunuyor hem de Anadolu'nun antik dönem mimarisine ilişkin bilinenleri yeniden tartışmaya açıyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...