Kurultayların anlamı

27.02.2021 10:00

Şubat ayının sonuna geldik. Mart baharın müjdecisi olduğu gibi, Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler için de kurultay ayı olacak. Büyük kurultaylar önemli siyasi olaylardır ve partiler için bir yenilenme fırsatıdır.

İSTİKLAL İÇİN BİRLİK İSTİKBAL İÇİN DİRLİK

MHP, 13’üncü Olağan Büyük Kurultay’ını yapacak. Daha önce 14 Mart 2021 Pazar günü olarak açıklanan kurultay tarihi, salgın şartlarının ağırlığı ve hafta sonları sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanması nedeniyle 18 Mart 2021 Perşembe gününe alındı. Maske, mesafe ve temizlik şartlarına titizlikle riayet edilerek kucaklaşma havasında bir kurultay yapılacaktır. İl ve ilçe kongre süreçleri çok verimli ve çok seviyeli geçti. Buralardaki güzelliklerin, sağduyunun, şuurun ve heyecan dalgasının Büyük Kurultay’a da yansıyacağı muhakkaktır. Kurultayın ana sloganı, “İstiklal için birlik, istikbal için dirlik, kazanan Türkiye olacak” olarak çok önceden belirlendi. Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu yeniden şekillenecek. Sayın Devlet Bahçeli 13’üncü Büyük Kurultay’ın rotasını, “Partimiz, Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümünü kucaklayacak yenilenmiş kadrolarıyla, gücüne güç katmış köklü politikalarıyla tarihsel yolculuğuna azimle devam edecek, milletimiz ne diyorsa ona kulak verecektir. Allah yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Taşıdığımız niyet, sahip olduğumuz haslet, tavizi imkânsız Türk ve Türkiye sevdamız, millete mensubiyet onurumuz, dava ahlakımızın refakatiyle inanıyorum ki, kutlu bir geleceğin kapısını ardına kadar aralayacaktır. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Gayret bizden, takdir büyük Türk milletindedir” diyerek çizdi.

SİSTEM DEĞİŞTİ FARKINDA DEĞİLLER

Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı AK Parti de 24 Mart tarihinde büyük kurultayını yapıyor. Hükümet sorumluluğu dolayısı ile bu kurultaya başka anlamlar da yükleniyor. Son günlerde özellikle kabine değişikliği iddiaları gündemde tutuluyor. Kurultaya bağlı olarak parti kademelerinde yenilenmeler olması muhtemeldir. Bunun hangi seviyede olacağını elbette en iyi kendileri bilir ve ona göre hareket ederler. Ancak, kabine revizyonu farklı bir iştir. Türkiye’de belli bir kesim, yazacak konuşacak bir şey bulamayınca sık sık kendi kafasına göre bakan değiştiriyor, revizyon yapıyor, atama gerçekleştiriyor. Bunlar hâlâ Türkiye’de sistem değişikliğine gidildiğinin ya farkında değiller veya akılları almıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde kabine üyeleri Meclis dışından seçiliyor. Milletvekili olanlar bakan olarak atanırlarsa siyasi sıfatlarını kaybediyor.

YETKİ TAMAMEN CUMHURBAŞKANI’NDA

Bu düzenlemenin bir amacı var. Cumhurbaşkanlarına kabinesini oluştururken daha rahat hareket etme, çok daha geniş bir havuzdan bakan atama imkânı verilmiştir. Yapılan haber, yorum ve değerlendirmelerde iddia edildiği gibi, parti içi dengeleri gözetmek söz konusu değildir. Hükümetin güvenoyuna ihtiyacı yoktur. Güvenoyunu Sayın Cumhurbaşkanı 5 yıl için doğrudan Türk milletinden alıyor. Bakanlık yapmış olanlar elbette istenirse daha sonra siyasete atılabilir, partili olabilirler. Ancak kimin bakan olacağı, kimin yerinin değiştirileceği veya kabine dışı bırakılacağında yetki tamamen Sayın Cumhurbaşkanı’ndadır. Genel olarak, bu sistemde çok fazla bakan değişikliğine gidilmediğinin altını çizmek gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanı kendi belirleyeceği kriterlere göre, isteği zaman ve istediği kadar bakan değişikliğine elbette gidebilir. Aynı kabine ile sonuna kadar devam da edebilir. Tercih kendisine aittir. Nitekim, geçen süre içinde sınırlı da olsa bakan değişikliği yapıldığı unutulmamalıdır. Toto oynar gibi, ikide bir ısıtıp ısıtıp kabine revizyonunu gündeme getirmek abesle iştigaldir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın kafasının içinde olanlara, öngörü ve tespitlerine ve tamamen kendi inisiyatifi ile vereceği kararlara hiç kimse vakıf olamayacağına göre, bakan değiştirmek, sayı vermek, hatta isim belirlemek en hafif şekliyle hadsizliktir.

ESKİ SİSTEM VE SAVUNUCULARI GERİDE KALDI

Yeni hükümet sistemi eski sistemin olumsuzluklarını ortadan kaldırmak, istikrarı sağlamak, hızlı ve etkili karar almak için düşünülmüş ve hayata geçirilmiştir. Sadece hükümet etme sistemiyle de sınırlı değildir. Aynı şey yasama için de geçerlidir.

Bu sistemde erken seçim çok çok istisnai bir durumdur. Dolayısı ile başta zillet güruhu olmak üzere, yine birtakım çevrelerin akıllarına estiği zaman erken seçim masalları anlatmaları da beyhudedir.

Birileri istiyor veya işlerine öyle geliyor diye, ne Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde en küçük bir değişikliğe gidilir, ne kabine revizyonu olur, ne de erken seçim gündeme gelir. Bunlar eski sistemin sorunlu taraflarıydı ve artık çok gerilerde kalmıştır. Ancak sadece sorunlu sistem değil, Türkiye gerçeklerinden haberi olmayan güruhun da gerilerde kaldığını ve bir türlü bugüne gelemediklerini ibretle görüyoruz. Kendilerine tavsiyemiz, saplantılarından, güdük zihniyetlerinden kurtulup gerçekleri görmeleri ve buna göre siyaset üretmeleridir.