MHP'li Aksu: 2022'de açılacak projelerle İstanbul trafiği rahatlayacak

MHP Genel Başkan yardımcısı İsmail Faruk Aksu, Ulaştırma Bakanlığı Plan ve Bütçe Komisyonu'nda önemli açıklamalarda bulundu.

Google Haberlere Abone ol
MHP'li Aksu: 2022'de açılacak projelerle İstanbul trafiği rahatlayacak
18.11.2021 18:23

Plan ve Bütçe Komisyonu'n'da söz alan Aksu, ''2022'nin ortalarında peyderpey açılması planlanan bu projeler, İstanbul'un trafiğini rahatlatacak, vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak, havalimanının etkinliğini ve yolculuk konforunu artıracak önemli bir kazanım olacaktır.'' dedi.

MHP'li Aksu, şunları söyledi;

Ulaştırma sistemleri ve hizmetleri modern ekonomilerin ve toplumsal gelişmenin temel ögesidir. Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında ekonomik, çevresel ve sosyal boyutların tamamına etki etmesi bakımından ulaştırma sektörü kritik bir öneme sahiptir. Günümüz dünyasında yeterli ve çağdaş ulaşım hizmeti olmaksızın, sosyal ve ekonomik hayatı canlı ve dinamik tutmak mümkün değildir. Bize göre, ulaştırma sisteminin hızlı, güvenli ve ileri teknolojiyi kullanan, çevreye duyarlı, rekabeti tesis edecek, uluslararası ulaşım koridorlarıyla bütünleşen, sanayiyi yönlendirecek, yaygın ve katlanılabilir maliyette olması esastır. Bu kapsamda, kentsel alanlarda hareketlilik ve erişim ihtiyacının en ekonomik ve çevreye duyarlı şekilde karşılanması amacını taşıyan sürdürülebilir kent içi ulaşım politikalarının geliştirilmesi de önemli hâle gelmiştir. Ulaşım hizmetine olan talep sosyal, kültürel ve ekonomik aktivitelerin sonucunda oluşmakta, altyapı ihtiyacı da bu talebe bağlı olarak gelişip büyümektedir. Bu anlayışla, ulaştırma ve haberleşme alanında planlı bir yaklaşımla sürdürülebilir ulaşım ve iletişim yapısının oluşturulması, çok modlu ve dengeli ulaşımın desteklenmesi, ayrıca uluslararası tehditlere karşı Türkiye'nin siber güvenliğinin sağlanması önem arz etmektedir.

Dünya ticaretinde yaşanan daralma ve genişlemeler ulaştırma sektörünü, bilhassa da dış ticaretin önemli bir bölümünün yapıldığı alt modlar olan deniz yolu ve kara yolu taşımacılığını önemli oranda etkilemektedir. Bununla beraber, dünya ticaretinin değişen ekseni, tüketim ve üretim merkezlerine olan coğrafi yakınlığı ve üretim kapasitesi ülkemize önemli fırsatlar da sunmaktadır.

Esasen Bakanlığınızın faaliyet alanlarının tümü, Türkiye'nin topyekûn kalkınması için gereken altyapının temel ayaklarını oluşturmaktadır. Bunun bilinciyle Türkiye; havalimanları, otoyollar, köprüler, barajlar, tüneller, demir yolu, liman gibi dünya çapında devasa ulaştırma ve altyapı yatırımları gerçekleştirmiştir.

Geçmişten bu yana; Güney Marmara-Ege aksı ile Avrupa kara ulaşım koridorunun bütünleşmesini sağlayacak Çanakkale boğaz geçişi projesi olarak seçim beyannamelerimizde yer alan, 1915 Çanakkale Köprüsü'nün kısa zamanda hayata geçirilecek olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Diğer taraftan, bir İstanbul Milletvekili olarak, İstanbul'a yaptığınız ulaşım ve kentiçi ulaşım yatırımları için şahsınızda Bakanlık, bağlı ve ilgili kuruluş çalışanlarına teşekkür ediyorum.

İstanbul Havaalanı, Kuzey Marmara Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Marmaray, Avrasya Tüneli, metro çalışmaları, İzmir Otoyolu, Osmangazi Köprüsü ve Gebze-Halkalı Banliyö Tren Hattı gibi projeler İstanbul'a ve dolaylı olarak etkilediği diğer bölgelere ulaşım alanında fayda sağlayarak ekonomik anlamda da değer katmıştır.

Bazı büyükşehirlerle birlikte İstanbul'da da 103 kilometreyi aşkın önemli metro çalışmaları devam etmektedir, sizin de sunumunuzda ifade ettiğiniz gibi. Bunlar; Beşiktaş-Gayrettepe-İstanbul Havalimanı, Halkalı-Başakşehir-Arnavutköy-İstanbul Havalimanı, Başakşehir-Çam ve Sakura Şehir Hastanesi-Kayaşehir, Bakırköy-Bahçelievler-Güngören-Kirazlı, Pendik-Tavşantepe-Sabiha Gökçen Havaalanı, Altunizade-Çamlıca metro hatları ile Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı bunlardan sadece bazılarıdır.

2022'nin ortalarında peyderpey açılması planlanan bu projeler İstanbul'un trafiğini rahatlatacak, vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak, havalimanının etkinliğini ve yolculuk konforunu artıracak önemli bir kazanım olacaktır.

Güvenli, verimli, süratli ve kolay erişilebilir bir ulaştırma sistemi, lojistik hizmetlerinin etkin sunumu için de kritik önemdedir.

Nitekim Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda, lojistik hizmetlerinin etkin sunumu için ulaşım maliyetleri, erişilebilirlik ve trafik güvenliği gibi unsurları temel alan ve türler arasında dengeli ve birbirini tamamlayıcı bir ulaştırma sisteminin oluşturulmasını amaçlayan Ulusal Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı'nın güncellenerek uygulamaya konulmasına ilişkin çalışmaların devam etmesi gerekliliği vurgulanmıştır.

Ayrıca, etkin bir koordinasyonla lojistik mevzuatının düzenlenmesi ve lojistik sektörüne yönelik standartların oluşturulması yönündeki ihtiyacın önemini korumakta olduğu da belirtilmiştir.

Ülkemizin coğrafi konumunun da etkisiyle yüksek potansiyel sunan ulaştırma sektöründe yapılanların yanında, makro ölçekte kat edeceği ve ulaşacağı önemli rotaların olduğu da görülmektedir.

Türkiye'deki mevcut demir yolu ağı 2020 yılı sonu itibarıyla toplam 12.803 kilometredir. Türkiye'deki mevcut demir yolu ağı yoğunluğu dikkate alındığında hem nüfus hem de yüz ölçümü bazında AB ortalamasının altında bir ağa sahip olunduğu görülmektedir.

2020 yılında uluslararası demir yolu taşımacılığında önemli mesafeler katedilmiş, yurt içi demir yolu yük taşımalarında yüzde 11,5, yurt dışı yük taşımalarında ise yüzde 80,7 artış gerçekleşmiştir. Bu potansiyel dikkate alınarak önemli demir yolu güzergâhlarında kapasite artışı sağlanması, öngörülen ve planlanan projelerin hayata geçirilmesi ve özel sektör işletmeciliğinin geliştirilerek orta ve uzun vadede demir yolu yük taşımacılığında istenilen gelişmenin sağlanması mümkün olabilecektir. 30 Ekim 2017 tarihinde resmî açılışı yapılan Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı gibi stratejik öneme sahip projelerin hayata geçirilmesi kuşkusuz, Türkiye'ye ekonomik olduğu kadar siyasi üstünlük de sağlayacaktır.
Nitekim, Türk Dünyası 2040 Vizyonu Belgesi'nde, üye devletlerin ihtiyaç ve isteklerine hizmet etmek için ortak eylemi yönlendirecek 4 ana ilkeden biri olarak "Ekonomik ve Sektörel İş Birliği" başlığı altında nakliye ve gümrük alanında Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridor'un doğu ile batı arasındaki en kısa ve en güvenli ulaşım bağlantısı hâline getirilerek üye devletlerin bu koridor üzerinden bölgesel ve küresel tedarik ve üretim zincirlerine dâhil edilmesi, sınır geçişi için gümrük ve transit prosedürlerinin sadeleştirmesi ve uyumlu hâle getirilerek koridor boyunca verimli, istikrarlı, hızlı ve sorunsuz taşımacılığın önündeki fiziksel olmayan engellerin ortadan kaldırılması konularına yer verilmiştir.

Ulaştırma ve altyapı alanında önemli adımlar atılırken önemli önceliklerden biri de ekonomiyi ve sosyal yaşamı her noktada canlandıracak, mevcut yol ağının trafik güvenliğini artıracak, taşıt işletme maliyetini düşürecek ve ülke genelindeki yerleşim birimlerine her mevsim kolay ulaşımı sağlayacak yolların yapılmasıdır.

Trafik güvenliği konusu önemli bir sosyoekonomik sorun alanı oluşturmakta ve ülkemizde trafik kazalarının önlenmesine yönelik tedbirler önemini korumaktadır. Bu kapsamda, son dönemlerde inşa edilen kara yollarında kullanılan Akıllı Ulaşım Sistemi sayesinde trafik güvenliği en üst seviyeye çıkarılarak kazaların minimum düzeye düşürülmesine katkı sağlanmıştır.

Küreselleşmeyle birlikte, dünyadaki ticaret hacminin hızla artması, ulaşım sektörünü dünya ekonomisinin en önemli aktörlerinden biri hâline getirmiştir. Buna paralel olarak havacılık sektörü de hızla gelişerek uluslararası entegrasyon ve bütünleşmede büyük rol oynamakta, hatta öncülük etmektedir. Küresel ölçekte yaşanan tüm bu gelişmeler Türkiye'de de hava yolu sektöründe büyümeyi beraberinde getirmiştir.

Covid-19 salgınına bağlı kapanmalarla birlikte dünya genelinde hava yolları çok zor bir dönem geçmiştir. Türk Hava Yolları da bu süreçten etkilenmiş ancak uyguladığı akılcı politikalarla süreçten güçlenerek çıkmayı başarmıştır. Türk Hava Yolları operasyonel ve finansal sonuçlarıyla rakiplerinden olumlu ayrışarak tüm olumsuzlukları ve belirsizlikleri daha iyi yönetmiştir.

2020 yıl sonu itibarıyla, İstanbul Havalimanı, Londra Heathrow ve Frankfurt Havaalanlarını geride bırakarak Avrupa Yolcu Trafiği Sıralaması'nda en çok yolcuya hizmet veren havalimanı olarak tarihe geçmiştir. Türk Hava Yolları yolcu yerine kargo taşımış, katma değeri yüksek ürünlerin yanı sıra, dünya için kritik öneme sahip ilaçların nakliyesini gerçekleştirmiş, yeni fikirler sayesinde pandemi sürecini başarıyla yönetmiştir.

Posta sektörünün haberleşmedeki rolü giderek azalırken posta hizmetleri, ticaretin ve kurumlar arası iletişimin önemli bir altyapısı hâline dönüşmüştür. Kurye, kargo ve lojistik sektörleri arasındaki sınırlar giderek belirsizleşirken e-ticaretteki artış sektörün büyümesine önemli katkı sağlamakta, pandemiyle birlikte güçlenen bu eğilimin önümüzdeki dönemde de devam etmesi beklenmektedir.

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün gelişimi, gayrisafi yurt içi hasılaya yapacağı doğrudan katkının yanı sıra, diğer sektörlerin gelişimi için de kritik önemdedir.
Türkiye'nin küresel uydu haberleşme pazarlarındaki ağırlığının artırılması adına, uydu haberleşme hizmetleri alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden TÜRKSAT'ın, bu alanda ülkemizde yapılan çalışmalara öncülük eden kurumlar arasında yer alması gurur vericidir. Uydu ve uzay teknolojileri alanında yürütülen çalışmalarda dışa bağımlılığın azaltılması ve sahip olunan imkân ve kabiliyetlerin geliştirilmesi ülke kaynaklarının verimli bir şekilde koordine edilmesine katkı sağlayacaktır.
Denizcilik, uluslararası ticari taşımacılıkta en büyük paya sahip olan sektör olarak dış ticaretimizin geliştirilmesi, ekonomimizin dışa açılarak dünya ekonomisiyle bütünleşmesi ve diğer ekonomik hedeflerimizin gerçekleştirilmesi açısından son derece önemli fonksiyona sahiptir.

Deniz yolu, taşımacılığın birim başına en düşük maliyetle gerçekleştirildiği ulaştırma modudur ve kara yolu taşımacılığına göre ortalama 6,5 kat, demir yolu taşımacılığına göre ise 3,5 kat daha ekonomiktir.

Etkili deniz taşımacılığı politikaları yalnızca ticari değil, kültürel zenginliğin de önünü açmakta, turizme katkıda bulunmaktadır.

Ülkemizdeki küçük ölçekli, verimsiz ve dağınık liman altyapısı lojistik maliyetleri yükseltmekte, sektörde aşırı rekabete yol açarak liman işletmecilerinin kârlılığını azaltmakta ve kaliteli liman altyapısının önüne geçmektedir.

Bu çerçevede, ülkemizdeki liman yatırımları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmeli, fiziksel altyapının geliştirilerek deniz yolu taşıma paylarının artırılması önem arz etmektedir.

Dünyada doğal kaynakların sınırlı olması ülkeleri alternatif arayışlar içerisine sokmaktadır. Özellikle mal ve hizmetlerin ulaştırılmasında lojistik maliyetlerin düşürülmesi mod tercihinde belirleyici unsur olmaktadır. Günümüzde mal ve hizmetlerin nihai tüketiciye ulaştırılmasında, hem tek seferde daha fazla yük taşıma imkânı bulunması hem de maliyetlerin daha uygun olması nedeniyle en çok kullanılan ulaştırma modu deniz yoludur.

Bu şekilde, deniz yolu ana taşımacılık modu olurken demir yolu, kara yolu ve hava yolunun en ideal noktadan deniz yoluna bağlanması gerekmektedir.

Diğer yandan, e-ticaret uygulamalarıyla artık insanlar mal ve hizmetlere hem ucuz hem de bulunduğu noktadan hızlı bir şekilde ulaşma gayretine girmektedir. Bu durum deniz yolu taşımacılığının güçlü liman altyapıları ile liman geri sahalarının da lojistik kümelerle desteklenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Dünya Bankası tarafından yayımlanan Lojistik Performans Endeksi'nde iç su yolu taşımacılığını en ileri seviyede kullanan ülkeler ilk sıralarda yer almaktadır.

Kanal İstanbul çalışmaları kapsamında, düşünülen liman ve geri sahasında oluşturulacak lojistik merkez İstanbul Havalimanı, demir yolu projeleri ve kara yolu projeleriyle birlikte değişen davranış modellerinin de en önemli lojistik "hub" noktası olabilecektir.

Tamamlandığında denizcilik, ulaşım ve uluslararası ilişkiler tarihini değiştirecek olan Kanal İstanbul projesi gemi trafiğini rahatlatmanın yanı sıra Türkiye'nin elini güçlendirecek, jeostratejik imkân ve kabiliyetini perçinleyecektir. Şu anda dünyada gerek ticari ve ekonomik amaçlarla, gerekse siyasi ve askerî kaygılarla inşaatı süren pek çok kanal çalışması da mevcuttur.

Devletimizin bugünden geleceği görerek çalışmalarını yürüttüğü ve yapmak için tüm bilimsel çalışmaları tamamladığı Kanal İstanbul Projesi, Türkiye'nin ve İstanbul'un gücüne güç katacak yeni bir can damarı olacaktır.

Diğer taraftan, ülkemizdeki farklı fırsatları da değerlendirmek üzere iç su yolu taşımacılığının dinamikleri araştırılmalı, bu konuda dünyadaki örnekler de incelenerek detaylı master plan çalışmaları yapılmalıdır.

Bu doğrultuda Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Bey'in "İç Su Yolları Projesi" adı altında önerdiği Yeşilırmak ve Kızılırmak'ın taşımacılıkta kullanılması vizyonu ile Kızılelma İç Deniz Yolu ve Yeşil Kuşak İç Deniz Yolu Projelerinin ulusal su yönetimi konusunda yapılan çalışmalarla beraber değerlendirilerek hayata geçirilmesini de temenni ediyoruz.

Sonuç itibarıyla, can ve mal emniyetinin en üst seviyede sağlandığı, toplumun tüm kesimlerini kapsayan, sürdürülebilir, kesintisiz ulaştırma hizmetleri sağlanması; ulaştırma, lojistik ve dijital hareketlerin sürdürülebilir olması için yapay zekâ uygulamalarına hızlı bir şekilde geçilmesi, ülkemizde e-lojistik uygulamalarına destek verecek çalışmalar yapılarak e-ticarette faaliyet gösteren şirketlere uygun lojistik kümelerin oluşturulması, demir yolu işletmesine giriş şartlarının rasyonelleştirilmesi, demir yolu taşımacılığının diğer taşıma türleriyle rekabet edebilmesini sağlanması, tek seferde uzun demir yolu projeleri yerine kritik nüfus yoğunluklarının belirlendiği kısa alanların birleştirmesi, İç Anadolu Bölgesi'nde büyük bir tarım lojistik bölgesi kurulması; raylı sistemlerde yerli sinyalizasyon, otomasyon, kumanda sistemleri, yerli çeken-çekilen araç; deniz yolu sektöründe gemi simülasyonları, dalga analizleri, kıyı iklim ve benzeri konular üzerinde çalışacak Bakanlık bünyesinde bir bilişim, AR-GE merkezi oluşturulması, tüm ulaşım modlarının entegrasyonunun bütüncül bir yaklaşımla sağlanarak ulaşım altyapılarının planlı bir şekilde gerçekleştirilmesi, ileri haberleşme teknolojileri yaygınlaştırılarak bilgi toplumuna dönüşümün hızlandırılması, ayrıca ulaştırma projelerinin tamamının iklim değişikliği, yer altı su kaynaklarına ve çevreye etkileri bakımından detaylı olarak incelenmesinin yerinde olacağını değerlendiriyoruz.

Bu düşüncelerle Bakanlığınız bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluş bütçelerinin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Millî ekonomi temeline dayalı olarak millî bağımsızlığımızı koruma hedef ve kararlığıyla yapacağınız çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Etiketler İsmail Faruk Aksu
Yorumlar