MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut, TBMM Genel Kurulunda Adalet Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde konuştu.

MHP'li Bulut'un açıklaması şu şekilde;

Karşılamak üzere olduğumuz 2024 yılının adalet, eşitlik ve kardeşlik duygularının somutlaştığı, barışın ve refahın arttığı bir yıl olmasını diliyorum. Geride bıraktığımız yüzyıl boyunca olduğu gibi 2023 yılı da hukuk kavramının, hukuk kurumlarının ve ideal hukuk sisteminin nasıl olması gerektiğinin tartışılageldiği bir süreç olarak geride kalmıştır. İnsan var oldukça hukuk da var olacak. İnsanın ihtiyaçları, hedefleri ve ilişkileri değiştikçe ve çeşitlendikçe elbette ideal olan hukuk ve hukuk sistemi de tartışılmaya, daha iyiyse aranmaya ve bu değişime uygun reform ve değişim çabaları da var olmaya devam edecektir. Tüm bu tartışmalar ve arayışların geldiği nokta itibarıyla ideal olan hukuk sistemine daha süratli ve daha emin adımlarla ilerlemenin ön koşulunun yeni bir anayasa olduğu açıktır. Türkiye’nin acilen sivil, demokratik, millî, yerli ve bütünüyle yeni bir anayasayla buluşturulması tarihî bir görev ve omuzlarımıza yüklenmiş millî bir ödevdir. Darbeler tarihiyle anayasa tarihçemizin neredeyse örtüştüğü bir akışın neticesi olarak anayasa metinlerimizin neredeyse tamamının ülkenin sevk ve idaresini silah zoruyla ele geçiren unsurların gölgesi altında hazırlandı ve bu metinlerin, aynı odakların vesayetini korumaya dönük temel metinler şeklinde kaleme alındığı gerçeği karşısında, Türkiye'nin çok partili hayata geçişi sonrasında bütünüyle sivil ve millî bir anayasa metnine sahip olamadığı açıktır. Askerî yönetimlerin gölgesi altında hazırlanan ve tartışmalı halk oylamalarıyla meşruiyet kazandırılmaya çalışılan bu metinler, millî mutabakatı sağlamaya yönelik bir toplum sözleşmesi olmaktan daha ziyade, mutlu azınlıkların zahmetsiz iktidarlarını, millete ve milletin tercihleriyle işbaşına gelen meşru iktidarlara karşı korumaya çalışan metinler hâlini almıştır. Darbeler sonrasında sivil yönetimlerinin işbaşına gelmesiyle birlikte anayasa metinlerimizde yapılan değişiklikler günün ihtiyaçlarına uygun çözümlerin Anayasa metnine girmesine imkân vermiş olsa da son tahlilde, anayasal metnimizin bütünlüğü de esaslı bir şekilde sarsılmıştır. Tüm bu değişiklikler, eklemeler ve düzenlemeler mevcut Anayasa'mızın bir darbe yönetimi anayasası olduğunu ve hâlen darbenin izlerini taşıdığı gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır.

Bundan yüzyıl önce Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milletimize kazandırmış oldukları siyasi bağımsızlığın ebediyen varolması ve tarihî anlamına uygun, daha güçlü bir kazanıma dönüşmesi için ekonomik ve kültürel bir bağımsızlıkla da taçlanması gerekmektedir. Türkiye Yüzyılı’nın gerçek manada kapılarını aralayacak olan kendi kurumlarını dünya gerçekleriyle uyumlu ama öncelikle kendi kültürel birikimine uygun ve tarihî kodlarını temsil eden bin yıllık devlet geleneğinin milletimize bahşetmiş olduğu siyasi, sosyal ve kültürel mirası taşıyacak şekilde yeniden dizayn etmekle olacaktır. İşte, bu yeniden inşa sürecinin elbette ki en önemli adımı yeni ve millî bir anayasanın bir bütün olarak milletimizle buluşturulması olmalıdır.

MHP'li Ersoy: MHP'nin topluma sunduğu üreten ekonomi programının temel unsurlarından biri de hakkaniyetli paylaşımdır
MHP'li Ersoy: MHP'nin topluma sunduğu üreten ekonomi programının temel unsurlarından biri de hakkaniyetli paylaşımdır
Bugün, muhterem Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de sıklıkla vurgulamış olduğu bu ihtiyaç elbette ki mirasını lekesiz ve şerefli bir şekilde taşımış olduğu kurucu Genel Başkanımız Alparslan Türkeş Bey’in 9 Şubat 1969 tarihinde partimizin kuruluş kongresinde dile getirdiği 21’inci yüzyıl hedeflerinin de vücut bulması demektir. 9 Şubat 1969 tarihinde merhum kurucu Genel Başkanımız Alparslan Türkeş Bey 21’inci yüzyıl hedeflerimizi kastederek “İslam imanı ve fazileti, Türklük şuur ve gururu, Türk harsıyla 21’inci yüzyıl medeniyeti, uzay, atom ve elektronik çağının yeni Müslüman Türk medeniyeti; davamızın esası budur, bu amaçla Türk milletini yeniden teşkilatlandırmaya, devleti yeniden kurmaya kararlıyız. Tembelliği, meskeneti, yokluğu, sefaleti, geriliği, karanlığı ve adaletsizliği yeneceğiz.” sözleriyle temel hedeflerimizin altını çizmekteydi. Bugün bu mirası titizlikle taşıyan Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin Cumhur İttifakı’yla izlenen siyasetinin özünü bu temel hedefin teşkil ettiği açıktır. Her türlü vesayet zincirlerinin tek tek kırılmasıyla Türkiye âdeta hemen her alanda bir teknoloji devrimiyle kendini yenilerken ve kendi silah sanayisi millî yatırımları eşliğinde kendi enerji kaynaklarını millî bir siyasetin neticesi olarak tek tek ihya ederken, bölgesinde hemen her gün daha etkin bir siyasetle Türkiye Yüzyılı’na doğru ilerlerken MHP'nin tarihî birikimi, hedefleri ve mirası da elbette doğru yerde durduğumuzu bir kez daha teyit etmektedir. Bu temel hedeflerle örtüşen bir gerçeklik ve karşılıklı fedakârlıkla inşa edilen Cumhur İttifakı protokolünde de Cumhur İttifakı Türkiye'yi hedef alan saldırılar karşısında parti çıkarları ve günlük siyaset hesapları yapmaksızın ortak bir duruş ortaya koymaya ve Türkiye'yi zayıflatarak uluslararası operasyonlara açık hâle getirmeye yönelik her türlü faaliyetin karşısında yer almaya kararlıdır. Bu kararlılık ve iş birliğiyle ittifakımız Türkiye'yi bölgesel güç ve lider ülke yapacak 2023 hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra, İlayıkelimetullah uğruna asırlarca dünya barışının ve adaletinin teminatı, İslam aleminin ve bütün mazlum milletlerin yegâne ümidi olan Türkiye'yi küresel bir güç hâline getirecek 2053 ve 2071 vizyonunun altyapısını adım adım inşa edecektir ifadeleriyle yer bulmuştur. Cumhur İttifakı’na inanmış ve destek vermiş aziz milletimizin bu hedefler etrafında kenetlendiği açıktır, bu hedeflerin bugün özü “Türkiye Yüzyılı” kavramıyla ifade edilmektedir. Türk milletinin bu hedeflere her geçen gün daha da yakınlaşması beraberinde Türkiye'nin üzerindeki baskı, kuşatma, yıldırma ve itibarsızlaştırma gayretlerine de ivme kazandırmaktadır. Emperyalizm ve izdüşümleri millî birlik ve beraberliğimizi sarsacak sinsi propagandalarına hız kesmeden devam etmekte, bir yandan topluma kirli bilgi ve dezenformasyon eşliğinde kin ve nefret şırınga ederken, diğer yandan şuursuzca artan sosyal medya kullanımı toplum yapımızı içten içe çürütmeye hedef almaktadır. Millî hedefler etrafında birleşen fedakâr millet yapımız, sapkın sosyal medya fenomenlerinin ucube içeriklerinin etrafında yuvalanmış ve şuursuzca verdikleri destekle kötülüğün meşrulaşmasına ve yayılmasına çanak tutan cehalet sarmalının saldırısı altındadır. Cehalet meşrulaştırılamaz, cehalet hoş görülemez, cahilce davranışlar bir tercih ve hak olarak değerlendirilemez. Ahlaksızlık, demokratik sınırlar içerisinde hukuk koruması altındaki bir yaşam tarzı ya da tercih olarak kabul edilemez, yaptırımsız bırakılamaz. Teşhircilik ne bir para kazanma yöntemi ne de bir yaşam tarzı olarak topluma dayatılamaz, genel kabul görecek şekilde sıradanlaştırılamaz. Toplumun ahlaki duyarlılıklarının her gün sistemli bir şekilde aşındırıldığı, böylece her türlü ahlaksızlığın sıradanlaştığı ve toplum yapımızın günden güne bayağılaştırılmak istendiği bu sinsi sürece kayıtsız kalınamaz. Ahlaki reflekslerin mutlaka etkili bir hukuki mücadeleyle desteklenmesi, bir avuç çığırtkan ve sapkının başları sıkıştıkça ağızlarında sakız gibi çiğnedikleri özgürlük, fikir hürriyeti ve modernizm gibi kavramların arkasına sığınmalarına aldırış etmeden ve bu kavramları daha fazla kirletmelerine müsaade etmeden toplum yapımız bu aşırılıklardan arındırılmalıdır. Yeni bir anayasayla millî kültürümüz, tarihî birikimimiz ve ahlaki değerlerimiz çerçevesinde devletimizin yeniden teşkilatlandırılması mücadelesine devam etmeli, dünya tarihinde derin izler bırakan medeniyetimizin güçlü, tam bağımsız ve refah seviyesi yüksek bir şekilde geleceğe taşınması kararlılığını sürdürmeliyiz.

Tüm bu gerçekler ışığında 2024 yılı bütçe görüşmelerinin yapıcı ve birleştirici bir seyir içerisinde takip etmesini diliyor, 2024 bütçemizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.