MHP Genel Sekreteri Büyükataman, Mudanya'da konuştu. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Türkiye'nin kritik virajı aşma noktasında olduğunu belirterek, "Bu virajın sağlıklı bir şekilde aşılabilmesi, Türkiye'nin düzlüğe çıkarılabilmesi adına '2023 bir kader seçimidir' diyoruz." dedi.

Büyükataman, Mudanya'daki Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Adım Adım 2023 İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma" konulu toplantıda, adım adım Anadolu'yu gezerek vatandaşlarla bir araya gelmeye, fikir alışverişinde bulunmaya gayret gösterdiklerini anlattı.

Bu tür toplantıların ardından kendilerine "Erken seçim mi var?" sorusunun yöneltildiğini belirten Büyükataman, aslında bu çalışmaların önceden de var olduğunu, ancak salgın nedeniyle ertelendiğini söyledi.

Büyükataman, siyaset kurumunun toplumun tüm dinamikleriyle bir araya gelmesi kadar doğal bir şey olamayacağını dile getirerek, "Ülke olarak muhatap olduğumuz tehdit ve tehlikeler dikkate alındığında, muhatap olduğumuz sıkıntılar değerlendirildiğinde, siyaset kurumunun sorumlulukları dünle mukayese edilemeyecek kadar çok fazla." diye konuştu.

6 muhalefet partisinin bir araya gelmesini "Gökkuşağı koalisyon ittifakı" olarak nitelendirdiğini belirten Büyükataman, "Bu ittifakın 28 Şubat'ta ortaya koyduğu tavır bizim şapkamızı önümüze alıp ciddiyetle düşünmemize vesile olabilecek yaklaşımdır. Ülkenin geleceğine dair ne kadar samimi olduklarını ortaya koydular." ifadelerini kullandı.

Büyükataman, 2023 seçimlerine de değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin geleceğinin oylanacağı, gelecekte nasıl bir Türkiye olacağı, hayati kararların alınacağı tarihi bir seçimdir. Bu seçimlerin telafisi yok. Türkiye kritik virajı aşma noktasında. Bu virajın sağlıklı bir şekilde aşılabilmesi, Türkiye'nin düzlüğe çıkarılabilmesi adına '2023 bir kader seçimidir' diyoruz. Bu seçimleri önce ülke sevdalısı olan milliyetçiler çok önemsemek zorunda. Elimizin erdiği her yere mutlaka ulaşarak ülkenin geleceğine dair ihanet oyunlarını, CHP ve taşeronlarının Türkiye'yi nereye götürmek istediklerini bıkmadan usanmadan anlatmalı, vatandaşlarla paylaşmak zorundayız.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, 2 Kasım 2021 ve 6 Şubat 2022 tarihlerinde yaptığı açıklamalarla en son seçimlerde CHP’nin sandıktan birinci çıktığı 6 il ve 125 ilçeyi kapsamına alan 131 ayrı seçim bölgesinde, bu partinin HDP ile ittifakını, terörle mücadeleye karşı gelişini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le bağını koparışını, zillete nasıl düştüğünü, bölücülüğe nasıl teşne olduğunu, karanlık yönlerini CHP’ye oy veren millî insanlarımızla paylaşacağımızı ifade ederek bugün burada bir araya gelmemize vesile olan “Anlatma ve Aydınlatma Toplantıları”nın işaretini vermiştir.

İlkini 19 Şubat’ta İzmir Bayraklı’da gerçekleştirdiğimiz toplantılarda Atatürk sevdalısı kardeşlerimizi birer birer uyaracağız, CHP’nin neye dönüştüğünü, şu anda nasıl bir hüviyete büründüğünü, kimlere hizmet ettiğini, kaynağından nasıl koptuğunu halka hizmet, Hakk’a hizmet şiarıyla izah edeceğiz, takdiri millete bırakacağız.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si için “Atatürk’ün kurduğu parti”, “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”, “Kuvayı Milliye” ve “Kurtuluş Savaşı” kavramları geçmişin muhteşem değerlerinin sömürülmesinden başka bir anlam ifade etmemektedir.

Bağımsızlık mücadelesinin verilmesinde tek yürek olarak millî bir şuurla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün etrafında kenetlenen büyük Türk milleti, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin CHP eliyle tahrip edilmek istendiğine tanık olmaktadır.

7 Haziran 2015 Milletvekili seçimlerinin ardından PKK terör örgütü Türkiye’deki eylemlerini artırmıştır. “Kürdistan halkı için öz yönetimden başka bir seçenek kalmamıştır.” sözleriyle 19 farklı yerde “sözde Öz Yönetimler” ilan ederek hendek terörüne başlamıştır.

İçişleri Bakanlığımızın verdiği bilgilere göre hendek operasyonlarını da içine alan 22 Temmuz 2015 ile Ocak 2017 arasında 859 güvenlik görevlimiz şehit düşmüş, 4.711 güvenlik görevlimiz ise yaralanmıştır. Yine bu tarihler arasında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 335’e ulaşmış, 2.106 vatandaşımız da yaralanmıştır.

Türkiye, sınırlarında beka mücadelesi verirken “Bu suça ortak olmayacağız!” diyen ve devleti “katliam yapmakla” suçlayıp Türkiye’ye “dış müdahaleyi” meşru gören “barış için akademisyenler” adıyla örgütlenen yerli yabancı 2.212 hainin birçoğu görevlerinden uzaklaştırılmıştır.

Yüce Meclis’e bu hainler için bir kanun teklifi de veren Kılıçdaroğlu, tüm şehirlerimizin meydanlarını kirleten “Barış akademisyenlerini görevlerine iade edeceğiz.” afişleri ile millî vicdanları yaralamaktadır.

15 Temmuz 2016 tarihinde ordunun içine sızan FETÖ’cü hainler; insanımızın üzerine bombalar yağdıracak kadar alçalmışlar, millî iradenin karargâhı Gazi Meclis’imizi bombalamışlardır. Bu kara gecede 251 insanımız şehit düşmüş, 2 bin 734 insanımız ise gazi olmuştur.

“Darbe girişimi olursa tankın önüne ilk ben çıkarım.” diyen Kılıçdaroğlu, darbeye karşı olduğunu beyan ettiğinde takvimler artık 16 Temmuz’u göstermektedir. Kısa bir süre sonra da bu hain teşebbüsü bir tiyatro olarak gördüğünü söyleyebilmiştir. Kılıçdaroğlu, ülke aleyhine çalışan, ülkeye açıktan ihanet eden kim varsa onlarla aynı safta olmayı ne yazık ki kendine şeref addetmiştir.

Türkiye 16 Nisan 2017 tarihindeki halkoylaması ile “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçmiştir. Yeni sistemin ilk seçimleri 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşmiş ve Cumhur İttifakı’nın adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Seçim sürecinde Kılıçdaroğlu ve Akşener hendek terörünün müsebbiplerinden PKK’lı Selahaddin Demirtaş’ın cezaevinden çıkartılması konusunda göstermiş oldukları performansı seçimlerde gösterememiştir.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, katıldığı TV programında ihaneti bir sonraki aşamaya taşımış ve seçimlerin ikinci turda kendi adayları tarafından kazanılması durumunda Selahattin Demirtaş’ın Temel Karamollaoğlu ve Meral Akşener ile birlikte Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmasını teklif etmiştir.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan 16 Ocak 2022 tarihindeki Batman İl Kongrelerinde “Kimse HDP'nin bu seçimlerde yapacağı ve uygulayacağı strateji ile birlikte yönetimin bir parçası olacağını asla aklından çıkarmasın.” sözleriyle yapılacak olan seçim işbirliğini itiraf etmektedir.

Böylece Kılıçdaroğlu’nun 2015 ve 2018’de olduğu gibi 2023’te de HDP’yi iktidarı taşımak için mücadele edeceği şimdilik İP dışındaki tüm taraflar tarafından itiraf edilmiş durumdadır.
Türkiye’nin sınırlarımızı güvence altına aldığı sınır dışı operasyonlarla PKK’nın Türkiye sınırları boyunca oluşturmak istediği terör koridoru yerle bir edilmiştir.

Terör unsurlarını temizlemeye giden kahraman vatan evlatları “Kızılelmaya gidiyoruz.” diyerek kararlılık ifade ederken “Mehmetçiğin Suriye’de ne işi var? Afrin şehir merkezine girersek çok askerimiz hayatını kaybeder.” diyerek askerin ve geride onları dualarla destekleyen halkın moralini bozmaya çalışan da Kılıçdaroğlu, Akşener ve diğer yancılarıdır.

31 Mart 2019 tarihinde gerçekleşen Mahalli İdareler Seçimlerinde CHP-İP-HDP ortaklığı ete kemiğe bürünmüştür. HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin “Yavaş ve İmamoğlu bilecek ki seçilmişse HDP oylarıyla seçilmiştir.” sözleri hafızalardaki yerini korumaktadır.

18 Ekim 2021 Pazartesi akşamı ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin resmî Twitter hesabından Osman Kavala’nın serbest bırakılması hususunda bir açıklama yapılmış, 9 devletin büyükelçisi de bu açıklamaya iştirak ederek devam eden bir davanın failiyle ilgili Türkiye’ye hukuksuz bir çağrıda bulunmuştur.

Bağımsız yargıya müdahale teşebbüsüne karşı çıkması gerekirken aynı talebi Kılıçdaroğlu da ısrarla seslendirmiş, İP Başkanı da her zamanki gibi Kavala’ya dolambaçlı sözlerle yeşil ışık yakmıştır. Böylece zilletin kimlerden emir aldığı, akıl babaları bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır.

Kılıçdaroğlu’nun “İstanbul Kanalı” ile ilgili yabancı ülkelerin Türkiye’deki büyükelçilerine yolladığı rezil mektup da unutulmaması gereken bir alçaklıktır. Türkiye’nin iç meselesi olan bir konunun yabancılara şikâyet edilmesi Atatürk’ü suiistimal etmek için ağzından düşürmeyenlerin gerçek yüzünü göstermektedir.

İP Başkanı, 2021’in Nisan ve Aralık aylarında ABD Büyükelçisi ile, Kasım ayında ise AB Büyükelçileri ile basına kapalı toplantılar gerçekleştirmiştir.

Hanımefendi, ittifak halinde olduğu rakiplerinin dışarıdaki “emir vericiler”le daha sıkı fıkı olan ilişkilerinin hızına yetişmek için partisinden bir heyet oluşturmuş ve heyeti ABD’ye göndermek için hazırlıklarını yapmıştır. Bu heyetin maksadı nedir, hanımefendi partisinin ABD’de yapacağı gizli ve açık temaslardan nasıl bir menfaat ummaktadır. Ziyaretler kapsamında Pensilvanya’da da bir görüşme ayarlanmış mıdır?

Aziz milletimizin kendilerine vermediği yetkiyi yurt dışındaki karanlık odaklarda aramak, tam bağımsızlık ilkesini açıktan ihlal etmektir. Zilletin temsilcilerinin birbirlerine çelme takma siyasetinin bir sonucu olan bu görüşmelerin bir sonu gelmeyeceğe benzemekle birlikte bu gizli görüşmelerden kendileri adına bir sonuç çıkmayacağını bilmelerinde fayda vardır.
Bu topraklarda hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir, efendi millettir ve yabancı odaklardan alınan yetkinin bir hükmü de asla olmayacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi, büyük Türk milletinin ahlaki ve kültürel değerlerinden de hızla uzaklaşmaktadır.

Ağzının dikişleri patlamış CHP’li grup başkanvekili Özgür Özel, Kuran kursları için “Orta Çağ zihniyeti” demek suretiyle ucuz, uydu, köhne, din dışı bir bühtanda bulunmuştur.
Bu âcizin Genel Başkanı ise şehirlerimizin meydanlarına astırdığı afişlerde “Etnik köken, inanç, engellilik, cinsel yönelim yasayla dezavantaj olmaktan çıkarılacaktır.” diyebilmektedir.
Her bir başlığını reddettiğimiz bu kötü afişlerde cinsel yönelim hususundaki dezavantajdan dem vurup bunun yasal güvenceye alınacağını vaat etmek ahlak ve maneviyatımıza sürülmüş kara bir lekedir.

“Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer.” diyen Kılıçdaroğlu’nun yolu nereye çıkıyor? Karanlık yolculuğu nereye doğru gidiyor?

Demokrasinin bir yolu vardır, o da insanımızın, milletimizin vicdan, asalet ve ahlakından geçmektedir.

Eğer ille de demokrasiye ulaşacak bir yol aranıyorsa başkent Ankara’nın tertemiz ve geniş yolları aziz milletimizin her ferdine sonuna kadar açıktır, her zaman da açık kalacaktır.
Yozgat’ta “Kandil denen yuvayı yerle yeksan etmezsem bana da Kılıçdaroğlu demesinler.” diye kükreyen Kılıçdaroğlu, Meclis’te tezkereye HDP ile birlikte hayır diyerek terörist Demirtaş’ın kardeşinin ve PKK’nın takdirini kazanmıştır.

CHP yönetimi PKK’ya, YPG’ye, PYD’ye evet; Türkiye’ye hayır demiştir.

Kamuoyundan gelen tepkileri azaltmak isteyen zillet ittifakı, HDP ile birlikte diğer marjinal partileri tek bir çatı altında toplamak gibi bir hamlenin peşinden koşmaktadır.
Üçüncü bir ittifak projesiyle HDP’yi bagaja koymayı düşünen zillet ittifakının Türkiye’ye katacağı, Türk milletine kazandıracağı hiçbir şey yoktur.

HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’ın Ankara’da kurulan zillet masası için “Bizi yok sayanı biz de yok sayarız.” demesinin ardından CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, yuvarlak masanın altında yuvarlanan bölücülük odağı HDP’yi daha fazla saklayamamış, en sonunda HDP’nin yok sayılamayacağını, HDP ile de görüştüklerini ve ihtiyaç olduğunda yine görüşeceklerini söylemek durumunda kalmıştır.

İşte bu, suçüstü hâlidir.

İp gibi dizildikleri masada içi boş Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem imzaları atan zilletin kayyımlara son vereceğini beyan etmesi HDP’nin masanın neresinde olduğunu anlamak için yeterlidir. Zaten imzalanan protokole bakıldığında bu altılı ganyanın açıklama yapmak için bir otel kiralaması gereksiz olmuştur. Zira bu imzaların atılmasına en uygun mekân, HDP Genel Merkezidir.

İmzaladıkları değersiz kâğıtta Atatürk’ten hiç bahsetmeyen, “Türk” kelimesine ise yalnızca bir yerde ve “Türk Ceza Kanunu” ifadesinde yer veren zilletin, buradaki Türk kelimesini de çıkarması yahut değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü şerefli Türk milleti, dışlandığı bu rezillikte isminin hiçbir şekilde geçmesini kabul etmemektedir.

Türkiye’nin iyi yönetilmediğini belirtip, tek adam yönetiminden şikâyetle ülkeyi meşgul edenler, reçete olarak 28 Şubat itibariyle ne idüğü belirsiz “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisini dillendirmiş ve kamuoyu ile paylaşmışlardır.

Bu mutabakat metni eski vesayetçi sistemin allanıp pullanıp tekrar canlandırılmaya çalışmasından başka bir şey değildir, Milletimiz buna itibar etmeyecektir.

Protokolün nasıl olması gerektiğini bilmek isteyen varsa Milliyetçi Hareket Partisi ile Ak Parti arasında 4 Mayıs 2018 tarihinde imzalanan 5 maddelik Cumhur İttifakı protokolüne bakabilir, burada aziz Atatürk’ü de büyük Türk milletini de maneviyatımızı da görebilir.

Türkiye, 2012 yılında hava sahasını korumak maksadıyla patriot almak için tüm adımları atmış ancak NATO müttefikimiz ve stratejik ortağımız ABD, Türkiye’yi bu sistemlerden mahrum bırakmıştır.

ABD’nin eski başkanı Trump bile Türkiye’nin haklılığını ortaya koyan cümleler sarf edebilmişken Türkiye’deki ihanet korosu bir türlü Türkiye’den yana tavır koyamamaktadır.
Rusya’nın Ukrayna’ya gerçekleştirdiği saldırıda Rusya’nın, Ukrayna hava sahasını kendi hava sahası gibi kullanmasıyla hava savunma sistemlerinin değeri bir kez daha anlaşılmıştır. İP ve CHP ise Türk milletinden özür dilemek yerine aynı kelimelerle ve sıcağı sıcağına Türkiye’yi hedef almıştır.

Önce İP Başkanı, ardından da CHP’nin gamlı baykuşu Faik Öztrak devlet ciddiyetinden uzak bir şekilde verdikleri beyanlarda S-400’lerin acilen iade edilmesi gerektiğini vurgulamışlardır.
ABD’ye “Neden partriotları vermiyorsun? F-35 savaş uçağı projesinden Türkiye’yi hangi hakla çıkartıyorsun ve parasını ödediğimiz uçakları bize nasıl oluyor da teslim etmiyorsun?” diyemeyen zilletin, tek hava ve kara savunma sistemi; ABD ve AB’nin kendilerine bahşedeceği iktidarlarında Türkiye’ye kimsenin saldırmayacağı kandırmacasıdır. Bunun adı ihanettir, bunun adı mandacılıktır.

Batsın sizin siyasetiniz, batsın sizin hırslarınız.

Cumhuriyet Halk Partisine gönül veren kardeşlerim ya Kılıçdaroğlu ve dar kadrosundan derhâl kurtulacak ya da partilerinin siyaset çöplüğüne gitmesini hüzünle izleyeceklerdir.
Bu mandacı kadroya en küçük güven duymak mümkün müdür?
Sayın Genel Başkanımızın Kemal Kılıçdaroğlu’na uzattığı yardım eliyle sözlerime son vermek istiyorum:

“Sayın Kılıçdaroğlu ne hâllere düştün?

Seni ele geçiren, iradene pranga vuran kimdir?

İzanın kaldıysa itiraf et, sonra nedamet getir.

İtiraf et de yardım edip elinden tutalım, ihbar et ki düştüğün derin çukurdan seni çekip alalım.”
Adım Adım 2023; İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma Toplantımıza iştirak eden siz değerli katılımcılara bir kez daha teşekkür ederken Kılıçdaroğlu yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisinin içerisine düştüğü ihaneti CHP’ye oy vermiş her bir kardeşimize anlatmanızı istirham ediyorum."

HALKI SOKAĞA DÖKMEYE ÇALIŞIYORLAR

MHP Bursa Milletvekili Hidayet Vahapoğlu da enflasyonun dünyada artış gösterdiğini dile getirerek, "Bizim ülkemizde de artıyor. Girdi fiyatları arttı, doğru ama bunu kaşımak yerine çözüm üretiyor musunuz? Kapı kapı gezip toplumu kaşımaya, halkın tepkisini sokağa dökmeye çalışıyorlar. Çok dikkatli olmalıyız. Bu çatı yanacaksa hepimizin başına yanacak. Hiç kimsenin bizim evimizi yakıp köşede keyif yapmasına müsaade etmeyeceğiz." değerlendirmesini yaptı.

Toplantıya Bursa Milletvekili Hidayet Vahapoğlu, MYK Üyesi Fevzi Zırhlıoğlu, MDK Üyesi Muhammet Tekin ve çok sayıda partili katıldı."