MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver'in “Türk ve Türkiye Yüzyılında Elazığ” konulu gündem dışı konuştu.

MHP'li Işıkver'in açıklaması şu şekilde;

Elâzığ-Pertek Yolu, Türkiye’nin Güney-Kuzey istikametindeki önemli karayolu bağlantılarından biridir. 

Ancak Keban Baraj Gölünün faaliyete geçmesiyle Pertek civarındaki Murat nehrinin üstünden geçen Cumhuriyet dönemi köprülerinden kemer köprü sular altında kaldığı için şu an ulaşım feribotla yapılmaktadır. Keban Gölü oluştuktan sonra ulaşım bu kesimde kısıtlı saatlerle feribotla yapılmaktadır. 

Yoğun trafiği olan bu yolda feribot seferleri yetersiz kalmaktadır.

Pertek Köprüsünün yapımı ile kuzey illerimizden gelen trafiğin güney illerimize bağlantısının yaklaşık 60 km daha kısa olacağı; bakım hizmetleri, yakıt ve zaman açısından bölge ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu yüzden köprü ile ilgili çalışmaların ivedilikle yapılması büyük önem arz etmektedir. 

Bu hususta Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü ile gerekli görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Ancak maalesef henüz bir ilerleme sağlanamadı. 

Depremlerin etkisiyle 11 şehirdeki imar faaliyetlerinin ortaya çıkardığı yüksek maliyetler de göz önünde bulundurularak bahse konu bu köprünün sadece devletimizin imkanlarıyla değil, sonuca daha hızlı ulaşabilmek amacıyla yap-işlet-devret yöntemiyle de yapılması düşünülebilir. 

Dört tarafı sularla çevrili şehrimizde yaklaşık otuz yıldır suyla buluşmadığı için çoraklaşmış tarlalarımız vardır. Uluova ve Kuzova Projeleri yeniden açılacak olan sulama alanlarının oluşması adına elzemdir. 

Uluova’da 32 köyü sulayacak olan ve Kuzova’da 48 köyü sulayacak olan bu projelerin bir an önce gerçekleştirilmesi hem bölgede ve şehrimizde yaşayan insanımıza fayda sağlaması açısından hem de milli ekonomiye sağlayacağı katkı sebebiyle çok önemli olduğu düşüncesiyle bahse konu sulama projelerinin tamamlanmasının önemini bir kez daha gazi meclisimizde dile getirmek istiyorum.

Bununla birlikte Elazığ bölgesindeki Uluova, Kuzova, Kovancılar, Karakoçan, Serince sulama projelerinin hayat bulmasıyla şeker pancarı üretiminin yaklaşık 8-10 katına çıkacağı ve çiftçilerimizin şeker pancarına olan talebinin artarak devam edeceği herkesin malumudur.

Mevcut rekoltenin yaklaşık 10 katına çıkacak olmasından hareketle 1925’te kurulan Elazığ Şeker Fabrikası’nın mevcut kapasitesiyle çok yetersiz kalacağı gerçeğiyle bir kez daha yüzleşeceğiz. 

Bu itibarla Şeker Fabrikasının kapasitenin artırılması noktasında da gerekli çalışmaların bir an evvel başlatılmasının bölgemiz ve şehrimiz adına çok büyük önem arz ettiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum. 

Malumunuz olduğu üzere 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ merkezli meydana gelen 6,8 şiddetindeki deprem felaketi sonrasında AFAD verilerine göre Elazığ ilinde;  

Toplam 41 bin 102 adet bağımsız bölümde hasar tespit edilmiştir. 

Devletimiz tarafından yapılan imar faaliyetleri sonucunda 24 bin 481 hak sahibinden 21 bin 786 hak sahibinin işlemleri tamamlanmıştır. 2 bin 695 hak sahibinin işlemleri ise devam etmektedir.


Üzerine meydana gelen 6 Şubat tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin AFAD verilerine göre;

İlimiz Elazığ’da ağır hasarlı bağımsız bölüm sayısı 21 bin 500’dür. 

Bağımsız bölümden 14 bin 596’sı hak sahibidir. Bunlardan 12 bin 800’ü konut hak sahibidir. 2500 civarı imalatı devam eden ve tamamlanmış konut vardır. 10 bin civarı hak sahibimiz ise ihale ve imalat sürecini beklemektedir.

Bu kadar büyük boyutları olan felaketler sonrasında sosyal, kültürel ve ekonomik hayat da doğal olarak ciddi manada etkilenmiştir.

Elazığ’da TOKİ kanalıyla şehrin il merkezi dışında yapılan 30 bin konut güvenli barınma alanları oluşturmuştur. Fakat bununla beraber yüz yıllık yerleşim yerleri olan 16 mahallemizde henüz herhangi bir dönüşüm sağlanamamıştır. 

Bu 16 mahallemizin zemin + 4 kat sınırlanması sebebiyle (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Yerinde Dönüşüm Projesine rağmen) dönüşemeyecek olması, hemşehrilerimizi ve yüklenici firmaları zor durumda bırakmaktadır.

Yaklaşık 100 bin insanımızı olumsuz etkileyen bu durumun ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu hususta gerek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızdan gerekse Cumhurbaşkanımızdan yardım talep etmekteyiz.