Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Bahadır Bumin Özarslan, "Son günlerde gerçekleşen terör saldırıları, yaşanan bazı gelişmeler, TBMM çatısı altında yapılan bir takım açıklamalar ve ardından yaşanan tartışmalar, bazı unutulan gerçeklerin yeniden hatırlanması gerektiğini göstermektedir." dedi.

Son günlerde gerçekleşen terör saldırıları, yaşanan bazı gelişmeler, TBMM çatısı altında yapılan bir takım açıklamalar ve ardından yaşanan tartışmalar, bazı unutulan gerçeklerin yeniden hatırlanması gerektiğini göstermektedir.

Bölücü terör örgütü PKK, dört aşamalı bir stratejiye sahiptir. PKK’nın sözde kongre kararlarına dayanan ve bugüne kadar değişmeyen bu yol haritasının ilki, Türkiye içinde, Anayasa ve diğer hukuk kurallarına yansıyacak düzeyde sosyo-kültürel kollektif haklar elde etmektir.

PKK’nın ikinci hedefi, Türkiye içinde siyasal (bölgesel) özerkliği kabul ettirmektir. Bu yolla PKK, Irak örneğinde olduğu gibi belirli bir bölgede, devletin bazı yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kullanarak federatif bir yapıyı amaçlamaktadır.

Üçüncü aşamada ise Türkiye içinde kurulacak bağımsız bir devleti hedefleyen PKK, son olarak Türkiye, Irak, İran ve Suriye devletlerinden koparılacak topraklarda, “dört parçalı Büyük Kürdistan” devleti kurmayı hayal etmektedir.

Söz konusu stratejiye karşı, Partimiz MHP’nin tavrı açıktır ve tartışmaya yer bırakmayacak kadar berraktır. Her dört aşamaya da açıkça karşı olan ve bu hedeflerin önünde aşılmaz bir kale gibi duran Partimiz, hiçbir dönemde tutumunu değiştirmemiştir.

Öte yandan Partimiz, 100. yılını idrak ettiğimiz Lozan Antlaşması’nın ve Cumhuriyet’in yılmaz bir bekçisidir. Zira Lozan Antlaşması ile uluslararası hukuk açısından Türkiye Devleti kurulmuş ve tanınmıştır. Bu devlet de “üniter Türk ulus devleti”dir.

Objektif statü yaratan ve bu sebeple taraf olmayan devletleri de bağlayan Lozan Antlaşması, siyasal ya da kültürel özerkliğin reddedildiği bir belgedir. Lozan Antlaşması ile Türkiye, bahsi geçen nitelikleriyle bir devlet olarak uluslararası toplum tarafından tanınmıştır.

29 Ekim 1923’te ilân edilen Cumhuriyet ile Türk devleti, rejime ilişkin tercihini de belirlemiştir. Partimiz, kurulduğu günden bu yana, Lozan ve Cumhuriyet ile çerçevesi belirlenmiş olan Türk devletini kıyamete kadar ayakta tutmayı değişmez bir ilke olarak benimsemiştir.

Son dönemde ortaya çıkan bazı gelişmeler sebebiyle yapılan tartışmalarda, Partimiz ve Sayın Genel Başkanımız ile ilgili yapılan vezinsiz-kafiyesiz açıklamalar, yorumlar ve tahminler, bizim için hiçbir anlam ifade etmemektedir.

Asılsız ve mesnetsiz ifade sahipleri içinde, bölücü-yıkıcı parti temsilcilerinin bulunması şaşırtıcı değildir. Zira Partimiz, bu emellerin önüne geçen, aşılamayan bir abide gibi yükselmektedir. Umutsuzca çırpınışlar boşunadır. Üç Hilâl, üniter Türk ulus devletinin ve Cumhuriyet’in temel değerlerinin bekçisi olmaya devam edecektir.

Öte yandan, günü birlik çıkarlar ve yaklaşan yerel seçimler sebebiyle oy avcılığına düşmüş, başta CHP olmak üzere diğer partilerin tavrı da dikkatlerden kaçmamaktadır. Tekraren hatırlatmak ve uyarmak isteriz ki üniter Türk ulus devleti ve Cumhuriyet’in temel değerleri, bizim açımızdan kırmızı çizgidir.

Yapılacak iş, bu konularda ikircikli davranmadan, açık ve net bir şekilde safını belli etmektir. Hem nalına hem mıhına vurmak suretiyle siyaset yapmak, bu değerlerin aşınmasına yol açmaktadır. Siyaset, hele hele bu değerler, çocuk oyuncağı değildir. Hafife almaya gelmez.

Bakan Göktaş: Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 36'ya yükseldi Bakan Göktaş: Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 36'ya yükseldi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temelini oluşturan ilkeleri ve değerleri hiçe sayan, önemsemeyen veya hafife alanlar için hem siyasî tarihimiz hem de hukuk tarihimiz ibret verici örneklerle doludur. İbret verici bu örnekleri de dikkate almayanlar, küçümseyenler ve kendilerine bu örnekler üstünde güç vehmedenler için söylenecek tek bir söz kalmaktadır: Denemesi bedava…              

Editör: Arda Erden