Ne işimiz var Ay'da, istemezük!

12.02.2021 10:00

Fransız Le Figaro gazetesinin, “Erdoğan Türkiye’yi uzay gücü yapmak istiyor” başlıklı haberinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “2023’e kadar ay ile ilk temas” sözünü içeren Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nı tanıttığı belirtildi. Haberde, Erdoğan’ın ülkesinin uzay endüstrisini geliştirmek ve Türkiye’yi “küresel uzay yarışının zirvesine” götürmek için 10 stratejik hedefini açıkladığı kaydedildi.

“Türkiye aya uzay aracı ve insan göndermek istiyor» başlığını kullanan Alman Heise online sitesi haberinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iddialı bir uzay programı duyurduğuna yer verdi. İsveç’in resmi haber ajansı TT, haberinde, “Türkiye 2023’te Ay’a çıkmayı hedefliyor” başlığını kullandı. Macar Haber Ajansı, “Türkiye 2023’te Ay’a uzay aracı yollamaya hazırlanıyor” başlığını attı.

TÜRKİYE UZAY AJANSI’NIN HEDEFLERİ

Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nın dünyadaki yankılarını gösteren haber özetlerinin bazıları bunlar. Hepsinin ortak tarafı Türkiye’nin bu işi başaracağını peşinen kabul etmiş olmaları. Türkiye’nin uzay faaliyetleri yeni başlamış değildir. Gelişen ve değişen şartlara bağlı olarak 2000’li yıllardan itibaren özellikle haberleşme ve yer gözlem uyduları konularında çok önemli ilerlemeler sağlanmıştır. 2018 yılında kurulan Türkiye Uzay Ajansı’nın hedefleri, “uzay ve havacılık sanayinin geliştirilerek uzaya bağımsız erişim imkanı sağlayacak tesis ve teknolojilerin kazandırılması, dışa bağımlılığın azaltılarak uluslararası alanda rekabet gücünün arttırılması, insan kaynağımızın geliştirilerek uzay alanında kabiliyetimizin yükseltilmesi” olarak tespit edilmiş ve buna uygun görevler verilmiştir. Milli Uzay Programı’nın ay görevi, hedeflenen 10 stratejik görevden sadece bir tanesidir.

“Uydu üretimi, bölgesel konumlama ve zamanlama, uzaya erişim ve uzay limanı, uzay havasına ilişkin teknolojik araştırmalar, uzay nesnelerinin yerden gözlemi ve takibi, uzay sanayi ekosisteminin geliştirilmesi, uzay teknolojileri geliştirme bölgesi, uzay farkındalığı ve insan kaynağının geliştirilmesi, Türk Astronot ve bilim misyonu” diğer hedefler olarak belirlenmiştir.

İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

Görüldüğü gibi çağın ve ülkemizin ihtiyaçlarına uygun, iyi çalışılmış, Türkiye’yi uzay liginde üst sıralara çıkaracak gerçekçi, ayağı yere basan hedefler konulmuş. Bu hedeflere ulaşılmasının önünde hiçbir engel bulunmadığı gibi, geç bile kaldık.

Kaldı ki, Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, daha 1930’larda “İstikbal göklerdedir” diyerek, Türk milletine bu hedefi göstermişti. Açıklanan program aynı zaman göklerdeki istikbalimize de büyük yatırımdır.

BUNLAR ZAVALLI

Neresinden bakılırsa bakılsın, Türk milletinin evladı olan, bu ülkede yaşamaktan onur ve gurur duyan, bu devletin yükselmesini ve yücelmesini isteyen, bu bayrağın sadece dünyanın değil kainatın ulaşılabilen her yerinde dalgalanmasını isteyen hiç kimse açıklanan programdan rahatsız olmayacağı, olamayacağı gibi, büyük bir memnuniyet duyar. Ancak gelin görün ki, zillet güruhu tam da beklediğimiz şekilde hayırlı, faydalı, doğru, bu ülkeyi ileriye taşıyacak her şeyde olduğu, Türkiye’nin milli uzay programına ve özellikle bu programın bir parçası olan “aya gitmek” hedefine de itiraz etti. Aklaziyan şeyler yazıyor, duyan ve işiten herkesi hayrete düşüren açıklamalar yapıyorlar.

“Ne işimiz var Libya’da, Akdeniz’e niye açılıyoruz, Suriye’de ne arıyoruz, Karabağ’da Azerbaycan’a ne yazık ki yardım ediyoruz” diyen azgın güruh, şimdi de, “ne işimiz var ayda. İstemezük” diye ortalığı ayağa kaldırıyor. Bunlar kelimenin tam anlamıyla zavallı. Türkiye’nin bugün gurur duyduğu, hızını ve iddiasını arttıran yol, köprü, tünel, havaalanı, sanayi tesisleri dahil her ne varsa, tamamında aynı tavrı takındı, “istemezük” diye yaygara kopardılar. Bunları dinleyecek olsaydık, şimdi İstanbul Boğazını kayıklarla geçmeye çalışıyor olurduk. Düşünün ki, Türkiye’nin sondaj yapması bile zorlarına gitti, bulunan doğalgaza sevinmek yerine neredeyse oturup ağlayarak ağıtlar yaktılar.

DÜŞMANIN YAPAMADIĞINI YAPIYORLAR

Her zaman söylüyoruz ya, bunlar varken bizim başka düşmana ihtiyacımız yok. Hatta, düşmanın yapamadığını, söyleyemediğini bunlar yapıyor ve söylüyor. PKK-PYD terör örgütü olmadıklarını söyleyemedi, ama Kılıçdaroğlu söyledi.

Türk toprağını düşman ele geçiremedi, ama Serok Ahmet bıraktı kaçtı. Libya’ya bulunmamıza Macron’dan önce İP’in başı itiraz edip karşı çıktı. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Şimdi de, aya gitmek gibi bir hedef koyduk önümüze ve bunu başaracağımız mutlaktır. Dünyanın hiçbir ülkesinden itiraz gelmediği, gibi yazının girişinde örneklerini verdiğimiz haberlerin de ortaya koyduğu gibi, son derece saygı duyuldu, hatta gıpta ile bakıldı. Ama bizim zillet güruhu düşmanın bile yapamadığını yine yaptı ve aya gitme hedefine de itiraz edip, ortalığı ayağa kaldırmaya uğraştı. Çok şükür ki, bunları ne dinleyen var, ne ciddiye alan. Kendi çukurlarında debelenip duruyorlar.