Önce ateş sönsün, biz hazırız!

04.08.2021 09:59

Ülkemizde çıkan orman yangınları hepimizi derinden yaraladı. Yangından etkilenen tüm canlılar ve ormanlar için büyük üzüntü duyuyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı, yaralılarımıza acil şifalar, evleri, çiftlikleri, hayvanları yanan çiftçilerimize de sabırlar diliyorum.

Yangını çok basit bir olay gibi görmemeliyiz. Yangından sonra, “biyolojik çeşitlilik büyük zarar görür. Ormanlarda yaşayan canlıların yaşam alanları yok olur. Canlı ve cansız örtünün yok olmasıyla erozyon, sel-taşkın ve hava kirliliği gibi doğal afetlerin sayısında ve hızında artma görülür. İklim sisteminde (sıcaklık, rüzgâr, nem ve yağışa doğrudan etki ederek) bozulmalar görülür.”

Her Şerde Bir Hayır Vardır…

Dolayısıyla kötü gibi görünen her olayın hayırlı ve iyi tarafını düşünerek kendimizi sorgulamamız ve yapılan hataları tespit ederek gelecekte aynı hatalara düşmemeye çalışmamız gerekir. “Bize yakışan tavırda budur!”

Ortalık toz, duman, kıvılcımlar her yerde iken; “yangınla mücadele eden insanların moral- motivasyonlarını düşürmeyelim, umutlarını kaybettirmeyelim.” Ne yeri ne de zamanı! Bunu yapmaya hakkımız yok! Eleştiriniz, kınamanız kısaca “ne hesabınız varsa az bekleyin önce ateş sönsün!”

Salgında tarımın ne kadar önemli olduğunu, üretmenin ve kimseye bağımlı olmamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğrendik. “Ekonomik yönden hızlı bir toparlanma dönemine girmek için tarım ve turizmle açığı kapatmanın hesapları içerisindeydik.” Maske harici bütün kısıtlamalar kaldırıldı diyebilirim. Turizm canlansın, sahil kentlerimizde adeta patlasın eski günlerimize hızlıca dönelim diye düşünürken, yangınlar patladı. Dostlar “ülke olarak yağmuru, çamuru, inişi, yokuşu her şeyi hesap ediyoruz da içimizdeki hainleri, işbirlikçileri, kısaca kötü” insanları hesap edemiyoruz.” Kaplumbağa misali ne zaman hızla ilerlemeye başlasak tutup ters çevriliyoruz..

ARAŞTIRMA VE UYGULAMA KOMİSYONU ŞART!

Zaman kaybetmeksizin; şehir, ilçe ve mahalle-köyleri kapsayacak şekilde, “Tarım ve Orman Bakanlığı” koordinatörlüğünde, orman yangınlarıyla ilgili olarak “Bilim Kurulu” niteliğinde “Araştırma ve Uygulama Komisyonu” kurulmalıdır.

Peki, bu komisyonda kimler olmalı?

Yazılarımda yer yer kullandığım, sevdiğim bir özdeyiş var: “Hıyarım var diyene bir avuç tuzla koşmak.” Bu özdeyiş farklı biçimlerde de söyleniyor. Ben sadece bu versiyonunu yazmak istedim, daha terbiye dairesinde olur diye... Deyişin sözlük anlamını da yazayım: “Olayın iç yüzünü araştırmadan, birlikte hareket edilen kişilerin olay içindeki durumlarına bakmadan rastgele müdahil olmak.” Araştırma ve uygulama komisyonunda bu defa bir avuç tuzla koşan tipler değil, isminin önündeki ekleri kalabalık olanlar değil, bakan, bürokrat, müdür tanıdığı olanlar değil; “konusunda uzman, ekip çalışması uygun, geçmişte yaptığı işleri ve çalışmaları referans olan, vatanını seven, milliyetçi ruha sahip, mesleğinin bilincinde olan, araziye şartlarında çalışabilecek, fedakâr kişilerden olmalıdır.”

Bölgedeki veya ildeki ziraat ve orman fakültelerinden “Akademisyenler”, ilçe tarım ve orman müdürlüklerinden “ziraat ve orman mühendisleri”, “ziraat ve orman mühendisleri odalarından temsilciler”, “ziraat odasından temsilci”,çevre ve şehircilik”, “ulaştırma ve altyapı”, “kültür ve turizm” il müdürlüklerinden temsilciler ve her mahalle-köy muhtarlarının katılım sağlanacağı “araştırma ve uygulama komisyonu” kurulmalıdır.

Hasar tespit çalışmalarının ardından yangında hasar gören araziler ve orman alanları derece derece haritalanmalıdır. Daha sonra Köy-mahalle yerleri merkez kabul edilerek: “Üç yüz, beş yüz, bin, bin beş yüz, iki bin ve üç bin metrelerde dairesel alanların eş yükselti eğrileriyle beraber haritaları çıkarılmalıdır.” Bu haritalar üzerinde “arazi eğimi ve toprak yapısı da göz önüne alınarak planlamalar yapılmalıdır.” Yöreye, mahalle-köye özgü iklim ve topoğrafya verileri kullanılarak yangında zarar gören mahalle-köylerin “optimum bitki deseni” çıkartılmalıdır. Zarar gören köy-mahalle yerleri merkez kabul ederek köylünün arazisine planlama dâhilinde köylüye gelir getirecek “o yöreye özgü, su kısıtını da dikkat alarak (su zengini bir ülke değiliz) ceviz, badem, dut, alıç, ahlat (yaban armudu), kuşburnu, keçiboynuzunu barındıran meyvelikler, zeytinlikler,” diğer halkalara ise “toprak analizleri yapılarak, o yörenin ekolojisine adapte olmuş, iklim, nem, yükseklik gibi faktörlerle beraber, konu uzmanlarının görüşleri alınarak tohumla ve/ veya fidanla (Çam, Göknar, Ladin ve Sedir), Kızılçam, Sarıçam, Fıstıkçamı veya Halep çamlarının dikim planlaması yapılmalıdır.” Duruma göre “ibreli ve yaprak döken türlerin karışımı, orman plantasyonları da kurulabilir.”

HAYIR, BİLDİĞİNİZDE ŞER; ŞER BİLDİĞİNİZDE HAYIR OLABİLİR.

Yangını bir şer gibi görüyoruz aslında ama “uygun çalışmalar yaparsak kulağımıza bu işte bir hayır var diye fısıldıyor.” İyi, güzel hoşta bu hayır işinin maliyeti nasıl olacak derseniz? İlk etabı, yani proje kapsamındaki işleri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) üstlenir. “Bu tür organizasyonlarda TOBB elini taşın altına her zaman koymuş ve başarılı olmuştur. Şimdide hiç şüphem yok çekinmeden yardımcı olacaktır.” İlk etabın; araştırma ve uygulama komisyonunun tüm masraflarını TOBB tarafından karşıladığında ikinci etapta “Orman Genel Müdürlüğü” koordinatörlüğünde sivil toplum kuruluşları (TEMA vb.) tarafından desteklenerek uygulanabilir.

OLUŞAN ZARARI BİRLİKTE BÖLÜŞELİM, “TARIMSAL KALKINMA KOOPERATİFLERİ”

Yangında zarar gören mahalle-köylerde “kooperatifleşme bir tercih değil zorunluluktur” mantığıyla tarımsal kalkınma kooperatifleri kurulmalıdır. “Köylüler kooperatife üye yapılmalı ve ailelere kooperatiflerde iş imkânı sağlanmalıdır.” Kurulan bu kooperatifler, üniversitelerden, Tarım Bakanlığı ve STK’lar tarafından sürdürülebilirlik açısından desteklenmelidir. “Zarar gören mahalle-köylere Tarım kredi kooperatifi (TKK) uygun fiyata fide, gübre, ilaç ve teknik destek de sağlamalıdır.” Ayrıca “faizsiz esnaf kredisi ve KOSGEB desteleriyle hayvancılık ve sera faaliyetleri devam ettirilmelidir.” Sadece kooperatife ait arazide değil, köylülerin kendi arazileri de bu kapsama alınmalıdır. Kurulan tarımsal kalkınma kooperatifleri sayesinde; “evleri yanan, ocağı kararan aileler üretime katılacak ve iş imkânı sağlanarak köylerdeki genç nüfusun şehirlere akın etmesinin önüne geçilecektir.” Biran önce üretime katılan insanlar bu acılarını bir nebze olsun unutacak ve dört elle işlerine sarılacaktır.

Yangınları söndürmek için canla başla çalışan, bir yandan alevlerle mücadele edip bir yandan da bölgede yaşayanların yardımına koşan “İtfaiye ve Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerimize” ne kadar teşekkür etsek azdır. Her türlü yardımlarını esirgemeyen halkımıza, göstermiş oldukları duyarlılığa, “iyi insan ve iyi toplum inşasına hizmet eden Ahbap Derneği” ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarına, yangın çıkan yerlerde koşuşturan, çırpınan, “Bozkurt bakışlı gençlerimize, ülkü ocaklarına” teşekkür ediyorum.

Son Söz: Birçok konuda olduğu gibi, orman yangınlarını da önce irdeleyelim ve sonra uygulanacak tedbirleri ele alıp; başta yerli yangın uçağı filomuzu kurmalıyız. Taşıma suyla değirmen dönmez misali, kiralık yangın söndürme uçakları ile bu yangınlar söndürülemez!..