Önce sabret, sonra seyret

04.06.2021 10:00

Bir yıl önce tam tersi şeyler söyleyen Kılıçdaroğlu ve yancıları, ne oldu da şimdi her lafa “erken seçim” diye başlıyor ve bir dayatmaya kalkışıyorlar. Bu talepte kendi iradeleriyle mi bulunuyorlar, yoksa bir siparişin gereğini mi yerine getiriyorlar? Bu soruları Sayın Bahçeli de grup toplantısında sormuştu.

KARANLIK SENARYOLAR

Erken seçim dayatması sadece lafta kalmıyor, bunun zeminini oluşturmak için de birtakım kirli ve karanlık senaryolar devreye sokuluyor. Türkiye’de sanki bir olağanüstülük varmış, Türk milleti diken üstündeymiş ve bir seçim olmazsa kıyamet kopacakmış gibi bir rüzgâr estirilmek isteniyor. Bu da yetmiyor, bazı eski ve mevcut bakanlar üzerinden bir karalama ve iftira kampanyası götürülüyor. Bu kampanyaların İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, AB gibi Türkiye’yi açıkça hedef alan ülkeler üzerinden servis edildiğini de ibretle izliyoruz. Kılıçdaroğlu daha da ileri giderek altı ay sonra her şeyin değişeceğini ilan ediyor. Altı ay masalının FETÖ unsurları tarafından piyasaya sürüldüğünün altını özellikle çizelim. Şu tesadüfe bakınız ki, İP’in başı da bir zamanlar “Yurtta Sulh” diyerek, başbakan olacağını iddia ediyordu. Bu iddianın neye dayandığı 15 Temmuz kalleşliği ile net olarak ortaya çıktı.

ZİLLETİN ÇARESİZLİĞİ

Yeni hükümet sisteminde erken seçim çok istisnai bir durumdur ve artık bunu herkesin görmesi, bilmesi ve kabul etmesi gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun başını çektiği, İP ve HDP’nin yancı olduğu, kaos ve krizde Deva ve Gelecek arayanların peşinden koştuğu zilletin erken seçim dayatmasını hiçbir şekilde ciddiye almak mümkün değildir. Erken seçim dayatmasının merkezinde zilletin çaresizliği yatmaktadır. Bu güruhun ümitlerini Türk milletinin hür iradesine değil de krize, kaosa, olağanüstülüğe ve kendilerini piyasaya süren malum mahfillere bağladığını her zaman yazıyor ve söylüyorum.

TUZAK KURUYORLAR

Bütün dünya bir pandemi sürecinden geçiyor ve bunun birtakım yansımalarını yaşıyor. Ekonomik olarak bu salgından olumsuz etkilenmeyen dünyada hiçbir ülke yoktur. Türkiye’nin de alınan yerinde tedbirlere bağlı olarak bu salgını en az hasarla atlatan ülkeler arasında yer almasına rağmen birtakım olumsuzluklar yaşandığı bir gerçektir. Ekonomi siyasete etki eden, değişimleri getiren en belirleyici unsurdur. Zilletin ve asıl sahiplerinin erken seçim dayatmasının asıl sebebi budur. Bunu daha ileri götürebilmek, yani Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için şeytani planlarla ve her cepheden saldırıyor ve bir oldubitti oluşturmaya uğraşıyorlar. Neresinden bakılırsa bakılsın erken seçim, zillete kurdurulan bir tuzaktır.

TELAŞIN SEBEBİ

Peki niye bu kadar acele ediyorlar? Birincisi, pandemi artık dünyanın ve Türkiye’nin gündeminden yavaş yavaş çıkıyor. Aşılamanın hız kazanmasına bağlı olarak bir rahatlama olacağı, çarkların çok daha hızlı ve etkili döneceği, yaşanan sıkıntıların kısa sürede aşılacağı da belirgin bir hâl almıştır. Yatırım ve üretimde yeni ve verimli bir döneme girmenin önündeki bütün engeller ortadan kalkmaktadır. Diğer taraftan Türkiye terörle mücadelede olağanüstü bir başarı elde etmiş ve bütün hainleri saklandıkları yerde imha ederek, bu belayı bitirme noktasına gelmiştir. Suriye’de, Irak’ta, Akdeniz’de, Kıbrıs’ta hak ve hukukumuzun gereği yapılmış, bize yönelen baskı ve tehditler püskürtülmüştür. Savunma sanayiinde katettiğimiz mesafeye bütün dünya gıpta ile bakmaktadır. Cumhur İttifakı bütün tezgâhlara rağmen Türkiye’yi bölgesinde iddialı, dünyada saygın ve etkin bir devlet olma ve lider ülke hedefine ulaşma kararlılığını arttırarak sürdürüyor.

BUGÜN SEÇİM YAPILSA YİNE KAYBEDECEKLER

Zilleti bu kadar telaşlandıran ve bir erken seçim dayatmasına mecbur bırakan gelişmelerin ana başlıkları bunlardır. Salgını ganimete dönüştürme fırsatını hızla kaçırdıklarının farkındalar. 2023’e kadar Türkiye’nin kalan sorunlarını da aşması veya rayına sokması çok kuvvetle muhtemeldir. Seçimin zamanında yapılması durumunda şartlar çok daha farklı olacaktır ki, bu zillet ve zilleti kontrol edenler için hiç de doğru bir zaman değildir. Bunu bir siyasi bakış açısı ile değerlendirmiyoruz. Bütün verilerin ortaya koyduğu bir gerçeği paylaşıyoruz. Nitekim arka arkaya açıklanan kamuoyu yoklamalarının tamamında Türk milletinin Cumhur İttifakı’na çok daha fazla teveccüh gösterdiği paylaşılıyor. Bırakın zamanında yapılmasını, bu hafta sonu bir seçime gidilse dahi, Cumhur İttifakı’nın çok rahatlıkla cumhurbaşkanı seçip, TBMM’de de çoğunluğu sağlayacağı kolaylıkla anlaşılıyor.

FAZLA HEVESLENME

Zillet ittifakı bir çıkmazın içindedir ve kendileri ile birlikte ülkeyi de batırmak için seferber olmuşlardır. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar sonuç değişmeyecektir. Biz kendilerine Sayın Bahçeli’nin sözlerini hatırlatarak bitirelim: “Sayın Kılıçdaroğlu, fazla heveslenme, fazla celallenme, fazla zorlama, fazla hesap hatası yapma, ülkemizin erken seçim diye bir gündemi yoktur, bunu da kiralık aklından sakın çıkarma. Demedi deme, adam sözü dinle. İP’in Başkanı’yla birlikte emperyalizmin reklam yüzü olmaya özenme, Türk milletini ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışma. Cumhurun ve Cumhur İttifakı’nın ortak iradesi nettir, nitekim Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi 2023 yılının Haziran ayında yapılacaktır. Önce sabret, sonra da seyret.”