PKK'nın gölgesindeki CHP

10.07.2020 10:00

CHP ve yancılarının nasıl bir yanlış, hatta ihanet içinde olduklarını anlamak için çok özel bilgilere ihtiyaç yok. Yaptıkları ve söyledikleriyle zaten kendilerini ele veriyorlar. Hiç uzatmadan ve en son söyleyeceğimizi hemen belirtelim: Bir siyasi parti HDP ile ortaklık kuruyor, iş birliği yapıyorsa; parti genel başkanı veya siyasi bir sıfatla bir insan, HDP için olumlu cümleler kuruyor, Selahattin Demirtaş ve tutuklanan diğerlerine hak veriyor, savunuyor ve ağıt yakıyorsa ihanet içindedir. Bu kadar net, bu kadar kesin, bu kadar açıktır.

KENDİ İRADELERİ YOK

HDP her ne kadar legal bir siyasi parti gibi görünse de, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısıdır. Milletvekili listelerinden teşkilat yapılanmalarına, belediye başkan adaylarından siyasi hareket tarzına kadar her şey, Kandil katilleri tarafından belirlenmekte ve dikte edilmektedir. HDP’de siyaset yapanların hiçbirinin kendi başına bir iradesi yoktur, zaten böyle bir dertleri de bulunmamaktadır. Sırtlarını PKK’ya dayadıklarını, bu kanlı örgütün hain emellerine ulaşabilmesi için çabaladıklarını hem de Meclis kürsülerinden kendileri söylemişlerdir. Belediye başkanı seçilenin yerine Kandil katillerinin atadığı hainlerin görev yaptıklarını hep birlikte görmedik mi?

DEMİRTAŞ’IN İHANET SİCİLİ

Kemal Kılıçdaroğlu’nun övgü dizdiği, Meral Akşener’in dışarı salınması için çağrı yaptığı Selahattin Demirtaş’ın neden tutuklu bulunduğunu bizzat iddianameye dayalı olarak daha önce defalarca yazdım. İddianamede doğrudan Kandil katillerinden emir aldığı, onların talimatlarını yerine getirdiği, TBMM’deki faaliyetlerinde tamamen PKK’nın elebaşlarının isteğine göre hareket ettiği belirtilmektedir ve bunlarla ilgili kanıtlar gösterilmektedir. PKK’nın kongresinde siyasi alan sorumlusu olup, yapılandırmada 21’inci sıra olduğu kaydedilmektedir. 6-8 Ekim olaylarının baş sorumlusudur. “PKK sizi tükürüğüyle boğar”, “PKK/PYD özgürlük savaşçısı”, “Biz, PKK’yı terör örgütü olarak tanımlamıyoruz”, ‘’TSK kaybedecek, PKK kazanacak’’, “PKK’lıların cenazesine gitmeyen HDP’li milletvekilleri hakkında soruşturma açacağım”, “Kürdistan’ın yönetim modelini tartışacağız. Artık gelecek yüzyılda Kürdistan kurulacak”, “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen bir teröristtir. Devlete meydan okuduğu, ihanet ettiği, terör örgütünden talimat aldığı, sözcülüğü ve savunuculuğu yaptığı için Anayasa ve kanunlarımızın gereği olarak yargılanmaktadır. Tutuklu bulunan diğer milletvekillerinin, belediye başkanlarının veya HDP’li siyasilerin tamamının sicili Selahattin Demirtaş’a benzerdir. Bu şahısların söylediklerinin ve yaptıklarının sadece bir tanesi Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın herhangi bir yerinde yaşansa bırakın siyaset yapmasını, bırakın savunulmasını, emin olun hücreye kapatır, bir daha da oradan çıkarmazlar.

İKTİDARI KANDİL KATİLLERİNDE ARIYORLAR

Bunları söyleyince, hemen bir ezberle karşımıza çıkıyorlar. HDP’nin neden kapatılmadığını soruyorlar. Anayasa’mızda parti kapatma zorlaştırılmıştır. Bunun yerine suç işleyenlerin hesap vermesine imkân sağlanmıştır. Kaldı ki, Anayasa ve kanunların boşluklarına sığınarak, arkadan dolanarak bu ihanetleri yaptıkları da ayrı bir gerçektir. Nitekim hukuk işlemektedir ve yargı önüne çıkmaktan kurtulamamışlardır. CHP’nin başta Genel Başkanı olmak üzere, sözcülerinin büyük bölümü ne yazık ki, işte bu HDP’ye tamamen teslim olmuş durumdadırlar. Milletten bir türlü alamadıkları iktidarı Kandil bağlantılı, PKK ayarlı bu partide aramaktadırlar. Ölçüyü o kadar kaçırdı, o kadar teslim oldular ki, CHP bütün geçmişini, siyasetteki varlığını inkâr ederek HDP’lileşti. Ortada iki parti, ama tek kimlik var. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu özel bir misyon üstlenmiş durumdadır ve CHP’yi tarihinden, köklerinden, kuruluş felsefesinden tamamen koparmış ve bir milli güvenlik tehdidi haline getirmiştir.

Şu sözler birkaç gün öncesinde bizzat Kemal Kılıçdaroğlu tarafından söylenmiştir: “Demokrasiden yana olan bütün güçlerin ortak, birlikte hareket etmesi lazım. Ayrışmaya değil, bölünmeye değil birlikte yaşamaya ihtiyacımız var. HDP de Türkiye’nin saygın partilerinden birisi. Bir kişinin konumu ne olursa olsun, ister sade vatandaş, isterse bir siyasi partinin genel başkanı olsun siyasi görüşlerinden dolayı tutuklanmasını asla doğru bulmam.”

GIRTLAĞINA KADAR BÖLÜCÜLÜĞE GÖMÜLDÜ

Selahattin Demirtaş ve HDP demokrasiden yana güçmüş. Selahattin Demirtaş siyasi görüşlerinden dolayı tutukluymuş. HDP saygın bir partiymiş ve bölünmemek için bunlarla birlikte yaşamaya ihtiyacımız varmış. Kılıçdaroğlu’nun sözleri, bölücülere ve terör sevicilere yeşil ışık yakıp, kucak açması değilse nedir? Bu bir akıl tutulmasıdır ve PKK’nın gölgesine sığınmadır. Aziz Atatürk’ün kemikleri sızlamaktadır. HDP ile birlikte iktidar aramak, Kandil katillerine teslim olmaktır. Baroların saltanatının yıkılmasını bölücülük olarak değerlendiren Kılıçdaroğlu, bölücülüğe gırtlağına kadar gömüldüğünün, Kandil katilleri tarafından teslim alındığının ya farkında değil veya bu milletin aklıyla alay ediyor. İP ve diğer siyaset eskilerinin de bu ihanet oluşumunun içinde yer almaları Türk milleti adına bir utanç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleceği için de ağır bir tehdittir.