Prof. Dr. Mehmet Eröz, memleketi Söke'de anıldı

Aydın'ın Söke ilçesinde, Prof. Dr. Mehmet Eröz için anma programı düzenlendi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Filiz Kılıç, Prof. Dr. Mehmet Eröz'ün milliyetçi camiaya rehber olmuş büyük bir bilim insanı olduğunu belirtti.

Gündem
Haber Girişi:
Son Güncelleme:
Google Haberlere Abone ol
Prof. Dr. Mehmet Eröz, memleketi Söke'de anıldı

Prof. Dr. Mehmet Eröz Hoca’nın vefatının 36. Yıldönümünde Adnan Menderes Üniversitesi Söke İşletme Fakültesi Dekanlığı ve Söke Ticaret Odası’nın işbirliğinde bir anma etkinliği düzenlendi.

Anma törenine başta Eröz Hoca’nın kardeşleri, yeğenleri, arkadaşları, Sökeliler olmak üzere, Söke Kaymakamı, Söke Belediye Başkan Yardımcısı, Söke Ticaret Odası Başkanı, Söke İşletme Fakültesi Dekanı, MYK Üyeleri, MHP Aydın İl Başkanı, MHP Söke İlçe Başkanı, Ülkü Ocakları Aydın İl Başkanı ve Ülkü Ocakları Söke İlçe Başkanı katıldılar. Etkinliğe Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin görevlendirmeleriyle Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Filiz Kılıç da katıldı.

Etkinlikteki panelde Prof. Dr. Filiz Kılıç, Prof. Dr. Mehmet Eröz’ün ilim âlemine, özellikle de Türk Milliyetçiliğine olan katkılarına dair bir konuşma yaptı.

Anma programından sonra Eröz Hoca’nın kardeşlerinin davetine katılan MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Filiz Kılıç başkanlığında heyeti aileyi evlerinde de ziyaret etti.

Mehmet Eröz 1930’da Aydın’ın Söke ilçesinde doğdu. İlk, orta, lise tahsilini Aydın’da tamamladıktan sonra İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (1955)’nden mezun oldu.

Türkiye Şeker Fabrikalarında bir süre yöneticilik yaptıktan sonra Prof. Dr. Ziya Fahri Fındıkoğlu’nun asistanı olarak İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde akademik hayata adım attı.

1965’te “Yörüklerin İktisadi ve İçtimai Teşkilatı” teziyle doktorasını verdi. 1971 yılında “Marksizm-Leninizm ve Tenkidi” teziyle doçentliğe, 1977 yılında da “Türkiye’de Alevilik ve Bektaşilik” tezi ile profesörlüğe yükseldi. 1986’da İstanbul’da vefat etti ve Edirnekapı Sakızağacı Şehitliğine defnedildi.

İktisat Sosyolojisine Başlangıç (1973), 
Doğu Anadolu Hakkında (1973), 
Türkiye’de Alevilik-Bektaşilik (1977), 
Türk Kültürü Araştırmaları (1977), 
Doğu Anadolu’nun Türklüğü (1982), 
Millî Kültürümüz ve Meselelerimiz (1983), 
Hristiyanlaşan Türkler (1983), 
Türk Milleti ve Türk Milliyetçiliği (1984), 

Türk Ailesi (1985) adlı kitapları dışında “Türk Kültürü Araştırmaları” adı altında çeşitli gazete ve dergilerde yayınladığı yazılarından oluşan kitabındaki bazı başlıkları anmak bile Eröz Hoca’nın çalışma yelpazesinin ne kadar geniş olduğunu gösterir: “Türklerde Mülkiyet Müessesesi Hakkında Bazı Düşünceler”, “Türkistan'dan Kıbrıs'a Tek Kültür”, “Kıbrıs, Türklüğün Bir Parçasıdır”, “Afganistan'da Türk Aşiretleri”, “Kaşgarlı Mahmud ve Anadolu Yörükleri”, Türkçülük Ülküsü, “Osmanlı Toprak Rejimi ve Yerli Marksistler”, “Sosyalizme Dair” vb.
Türk Dünyasına, Türk Kültürüne, Türk tarihine karşı sevgisi ve merakı, Türkçe'nin doğru kullanımı hususundaki hassasiyeti İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura, Hüseyinzade Ali Bey, Ağaoğlu Ahmet Bey, Sadri Maksudi Aral, Zeki Velidi Togan, Abdullah Battal Taymas, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Veled Çelebi, Necib Asım gibi birçok Türkçü fikir insanının eserlerini okumasına vesile olmuştur. Yine Nihal Adsız´ın Peyami Safa´nın, Mükremin Halil Hoca’nın, Nurettin Topçu´nun, Necip Fazıl´ın, İsmet Tümtürk´ün bizzat sohbetlerine katılarak takip etmiştir.

Eröz hocanın Çalışmalarının başlıklarına bakıldığında neredeyse hepsinde “Türk, Türk Milleti, Türkiye” vardır. Onun bütün çalışmaları ait olmakla büyük bir gurur duyduğu “Türk Milleti”ne dairdir. O, bugün ülkemiz için önemli hale gelmiş kültürel, dini, ideolojik ve siyasi meseleleri 1960’lı yıllardan itibaren görmüş ve çözümü konusunda çaba sarf etmiştir. Yaşadığı yıllarda en hassas konuları (Alevilik, Bektaşilik, Marksizm, Rus Emperyalizmi, Milliyetçilik, Türk Kültürü vb) gündeme getirmiş, bu alanlarda düşüncelerini yazabilmiş, görüşlerini çekinmeden ifade etmiştir.

Prof. Dr. Mehmet Eröz’ün bu kadar geniş bir çalışma alanının olması disiplinler arası çalışma yapmasından kaynaklanmaktadır. İktisat dışında antropoloji, halk edebiyatı, mitoloji, kültür tarihi gibi bilim dallarının kaynaklarını kullanarak sosyoloji araştırmalarını yapmıştır.

Kültürel kodlarından, köklerinden hiç kopmamış, ailesinden aldığı eğitim, edindiği geleneksel değerleri bilimsel çalışmalarında da kullanmış, gelenekten gelen unsurları ilmi ile harmanlamayı başarmış, Türklüğü ile gurur duymuştur.

Türkiye’de Alevilik-Bektaşilik  adlı kitaplaştırılan tezinin Önsözüne şu cümlelerle başlar: “Ülkemize birlik ve dirlik getirmesi dileğiyle, Türk ilim dünyasına sunduğumuz bu eser, otuz beş yıllık bir arzunun ve on beş yıllık bir fikir çilesinin ürünüdür. Gerçekten otuz beş yıl kadar önce çocukluğumun en tatlı günlerini geçirdiğim Aydın İlinin Yeniköy’ü ile Gümüş köyleri arasındaki incir bahçemize misafir olarak Tekke Köyünden gelen Tahtacılar bu eserin ilk tohumlarının atılmasına ve filiz vermesine sebep olmuşlardır”. Eserin bitiş cümlesi Alevi-Sünni ayrımını kastederek: “Eserimizin bu ayrılığı kaldırma yolunda bir konak olmasını diliyoruz” Bu samimi satırlar bize hocanın birlik ve beraberlikten dirlik doğacağına olan inancını, içtenliğini ve Türkiye gerçeklerine duyarlılığını göstermesi açısından son derece önem taşımaktadır.
Onun 70'li yıllarda yaptığı derlemeler Yörükler ve Doğu Anadolu yöresine ait olanlar da dâhil olmak üzere bugün için derlediği adetlerin yok olup gitmesi ve hocanın değerlendirmeleri açısından çok önemlidir. Eröz, bu çalışmalarıyla kendi milliyetinin farkında olmayan birçok köy halkının milliyetini ilmî çalışmalarıyla ispat etmiştir.

Eröz’e göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu, otantik kültür değerleri açısından Batı Anadolu’dan daha Türk’tür. Sebep de Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun coğrafi şartlarının verdiği hareketsizliktir. Tunceli ve Hakkâri illeri bu duruma örnek verilebilir. Yöre halkının sadece kullandıkları dilden hareket etmez, kullandıkları eşyalara, halı, kilim, mezar taşı vb. de kullanılan simgelere, örf ve adetlere bakar ve bunları Orta Asya Türklerininki ile karşılaştırır. Afaki, delilsiz konuşmaz. Bir bilim adamı ciddiyetiyle verilerle hareket eder.

Eröz Hoca, oturduğu yerden asistanlarına, öğrencilerine ödevler vererek, onları görevlendirerek çalışmalarını hazırlamaz. Bizzat kendisi sahada ve insanımızla, halkımızla birliktedir. Onun halkla iyi bir diyaloğunun olduğunu gerek hatıralarından, gerekse hocayı tanıyanların ifadelerinden hareketle söylemek mümkündür.

Mehmet Eröz, Türkiye cumhuriyeti toprakları içinde ve Türk Dünyası olarak her zaman birlik, beraberlikten yana olmuş, bu düşüncesini de şu sözleriyle özetlemiştir: “Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir bilimsel temeli olmayan fikirlere dayanarak üniter yapısını bozmak isteyenlerin görüşlerine yeşil ışık yakamaz.” Türk milleti bir bütündür.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli ahde vefa göstererek fikirleriyle Ülkücü-Milliyetçi camiaya rehber olmuş, çalışmalarıyla Türk Milliyetçiliği hususunda ufuklar açmış olan Mehmet Eröz hocamızın ismini “MHP Siyaset ve Liderlik Okulu”nun derslerinin yapıldığı iki derslikten birine verilmesini uygun görmüşlerdir. Diğer dersliğe de bir başka Milliyetçi hocamızın Erol Güngör’ün adı verilmiştir.

Genel Başkanımız Mehmet Eröz’ü yakinen tanır ve bilirdi. Bu programa davet edilip kendilerine davet hususunu ifade edince bizzat katılmamın uygun olacağını, Mehmet Eröz Hoca’yı yeterince anıp anlatamadıklarını belirtmeleri son derece manidardır. Bu vesileyle Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin de selam ve muhabbetlerini getirdiğimi ifade etmek isterim.

İnsan fani bir varlık. Onu yaşatan geride bıraktığı eserleri, geride bıraktığı namı. Mehmet Eröz, kısa sayılabilecek ömründe, akademik hayata geç intikal etmesine rağmen çalışkanlığı, disiplini, azmi ile ilim âlemine birbirinden değerli pek çok eser kazandırdı. Bu eserleri hazırlarken Eröz Hoca’ya asıl ilham ve güç verenin Türklük, Türk milletine, Türk tarihine, Türk kültürüne duyduğu sarsılmaz sevgi olduğuna inandığımı belirterek sözlerime son verirken hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hocamızın fikirleriyle, eserleriyle bundan sonra da onun yolundan giden gençlerimizin çalışmalarıyla sonsuza kadar yaşayacaktır. "

Yorumlar