Her devletin geçmişinde; o devletin şerefini, namusunu, onurunu koruyan ve kurtaran bir

kahraman yatar. Asya Hun İmparatorluğu’nda Mete Han, Avrupa Hun Devleti’nde Atilla, Göktürk

Devleti’nde Bilge Kağan, Uygur Devleti’nde Moyen-Çur, Osmanlı Devleti’nde Fatih Sultan Mehmet,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Mustafa Kemal Atatürk, Karahanlı Devleti’nde Yusuf Kadir Han,

Gazneli Devleti’nde Sultan Mahmud, Büyük Selçuklu Devleti’nde Melikşah, Azerbaycan’da Mehmet

Emin Resulzade, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’nde ise Rauf Raif Denktaş’tır.

İngilizler ve Rumlar arasında pay edilmeye çalışılan bir ada, bağımsızlıkları Batı İttifakı ile elinden

alınmaya çalışılan bir coğrafya içinde yeşeren; "Kıbrıs Türk'ünün yaşayış ve hürriyetine; canına,

malına ve her türlü anane ve mukaddesatına, her nereden ve kimden olursa olsun, vaki olacak

tecavüzlere karşı koymak için kendimi Türk milletine adadım. Ölüm dahi olsa verilen her vazifeyi

yapacağım. Bildiğim, gördüğüm, işittiğim ve bana emanet edilen her şeyi canımdan aziz bilip,

sonuna kadar muhafaza edeceğim. Gördüklerim, işittiklerim, hissettiklerim ve bana emanet

edilenleri hiç kimseye ifşa etmeyeceğim. İfşaatın bir ihanet sayılacağını ve cezanın ölüm olduğunu

biliyorum...” yeminiyle kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kurucusu BÜYÜK TÜRK’TÜR RAUF

DENKTAŞ!

Ada'da Rumların Enosis adı verilen örgütle Yunanistan'a bağlı Bizans Devleti kurma isteğiyle yerel

halka karşı kanlı eylemler gerçekleştirmesi yeni bir durum değildir. Zira 1877-1878 yıllarında yaşanan

Osmanlı Rus Savaşı'nın kaybedilmesi yavru vatan için felaketlerin başlangıcı olmuştur. İngiltere o

dönemden yararlanarak 1878'de Osmanlı Devleti'yle yaptığı Kıbrıs Antlaşması'yla Kıbrıs'ı devralmıştır.

Rumlar adada ne Türkleri ne de İngilizleri istemektedir. Bu yüzden sürekli isyan çıkartarak adada tek

millet olmaya çalışmaktadırlar. Bunun üzerine 1942 yılında DR. FAZIL KÜÇÜK tarafından "HALKIN

SESİ GAZETESİ" yayımlanmaya başlanmış, aynı yıl KATAK(Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu)

kurulmuş, 1944'te Dr. Fazıl Küçük daha sonra "KIBRIS TÜRKTÜR PARTİSİ" adını alacak olan "MİLLİ

BİRLİK PARTİSİ"ni kurmuştur. 1949 yılında Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu(KTKF) kurulmuştur.

1953’te Yunanistan açık bir şekilde Başpiskopos Makarios'a ve Yunanistan'a bağlı terör örgütü olan

Kıbrıslı Savaşçıları Ulusal Birliği anlamına gelen ve Atina'da kurulan EOKA'ya yardım etmeye başlamış,

konuyu BM'ye götürmüştür. EOKA resmi olarak 1 Nisan 1955'te adada eylemlerine başlamıştır. Bunun

üzerine ilk direniş örgütü olan "VOLKAN" kurulmuştur. Artan eylemler sonrasında; o güne kadar

kurulan örgütlerin yetersiz kalması sonucu Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi

bir araya gelerek 15 Kasım 1956'de ileride her Türk köyünde bulunacak olan TMT(TÜRK

MUKAVEMET TEŞKİLATI)'nı kurmuştur. TMT’de her birliğin başında “SERDAR” adı verilen komutanlar

vardır. TMT’nin komutanı olarak görev yapan kişi “BOZKURT” olarak bilinmekte ve birkaç üst yönetici

haricinde kimse tarafından tanınmamaktadır. Dış dünyayla bağlantısı kesilmeye çalışılan Kıbrıs

Türkleri adeta Haçlı zihniyetiyle savaşmakta; bu insanlar canları pahasına sokaklara çıkıp, Kurtuluş

Savaşı’ndaki Kuvay-ı Milliyeci ruhuyla ailelerini, vatanlarını bu TÜRK TOPRAKLARINDA korumak için

canla başla mücadele vermektedir!

27 Ocak 1924 yılında Kıbrıs’ta doğan, 18 aylıkken annesini, lise zamanında babasını kaybeden, Hakim

bir babanın evladı olarak, tercümanlık, katiplik ve ardından avukatlık ve savcılık mesleklerini icra eden

Rauf Denktaş; dedesinin “Türk askeri bu adadan gitti, ama bir gün mutlaka geri gelecektir. Belki biz

göremeyeceğiz, fakat siz göreceksiniz” sözlerini hiç unutmamış; "Ada Yunan'ın olmayacak, bu

şerefsizlikse alnıma yazın. Hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Hakkını savunmayan insanlığından

da feragat etmiş sayılır.” Diyerek KIBRIS CUMHURİYETİ ANAYASASI’NIN hazırlanmasında büyük

emeği olmuştur.

1963’te “KANLI NOEL” olarak adlandırılan Rum saldırıları ile; Fazıl Küçüğün evine ateş açılması, DR.

BİNBAŞI NİHAT İLHAN’IN evine Rumlar tarafından baskın yapılarak eşi ve üç küçük çocuğu

gizlendikleri banyo küvetinde öldürülmesinin ardından bu acıyı yüreğinde hisseden Denktaş derhal

Londra Konferansı’na katılmış, bunun üzerine TBMM Olağanüstü Kararla bölgeye girmeye çalışmış, bu

sırada; Rumlar tarafından günler süren işkenceler sonucunda ilk hava şehidimiz olan PİLOT YÜZBAŞI

CENGİZ TOPEL katledilmiştir. Bu olanlara tahammülü kalmayan Denktaş; "Temsil ettiğimiz ve yüce

ulusun haksızlıklar karşısında direnmeyi onur addettiğini hesaba katmadılar. Milli namus ve şeref

için, hürriyet için "YA İSTİKLAL YA ÖLÜM" diyen bir milletin çocukları olduğumuzu düşünemediler. “

diyerek davasından bir an olsun vazgeçmeyerek KIBRIS TÜRKLERİ’NE ÖZGÜRLÜKLERİNİ HEDİYE

ETMİŞ; 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kurucusu ve sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk

Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olmuştur. Bu sayede tüm dünyaya TÜRK’ÜN GÜCÜNÜ BİR KEZ

DAHA GÖSTERMİŞTİR!

Liderimiz Devlet BAHÇELİ Rauf Denktaş için; “Kıbrıslı Türklerin varoluş haklarının, aynı zamanda

vazgeçilmez egemenlik hukukunun yılmaz ve tavizsiz bir savunucusu olmuştur. Enosis zihniyetinin

saldırılarını, katliamlarını sineye çekmemiş; Türk milletinin yardım ve duasıyla Kıbrıs Türkü’nün

Doğu Akdeniz’de yıldız gibi parlamasına öncülük etmiştir. İnançlarına ve hedeflerine sımsıkı

sarılması, doğru bildiklerinden asla geri adım atmaması, KKTC’nin tanınması ve kabul edilmesi için

son nefesine kadar çırpınması hürmetle hatırlanacak nitelikleri arasında yerini almıştır.” sözlerini

kullanmıştır.

Bu dava ecdadın davasıdır. Bu dava düşman çizmesini görmektense ölmeyi tercih edenlerin, ezan

sesleriyle yankılanan Türk Beldelerinde Haçlı zihniyetini silmek davasıdır! O DAVANIN BAYRAĞINI

TUTANLARA, ÖNDEN GİDENLERE, AZİZ ŞEHİTLERİMİZE SELAM OLSUN! VESSELAM!