Rektörlerin Çiftliği…

Geçen gün Türkgün’de sevgili Bahadır Çoban’ın Kamu-Sen Genel Başkanı Kahveci ile güzel bir röportajı...

16.10.2018 10:00

Geçen gün Türkgün’de sevgili Bahadır Çoban’ın Kamu-Sen Genel Başkanı Kahveci ile güzel bir röportajı vardı.

Kahveci, “Adalet, liyakat, hakkaniyet” diyordu.

Parmak bastığı, memleketin en önemli meselesiydi…

 

Bu işin ilk gerçekleşeceği yer üniversiteler olmalıydı…

Yanılıyorsunuz…

Mesela rektör atamasıyla ilgili 1982 Anayasası'ndaki hükümler, 1992’de, 2016’da değiştirildi.

Sezer’in, Uşak Üniversitesi’ne atadığı rektöre, Gül zamanında YÖK, disiplin cezası verdi.

Sonra Gül geldi, kıyım kıyım kıydı…

Hak edene değil, yıllarca FETÖ’nün kadrolarına peşkeş çekildi üniversiteler…

4 yıllık üniversitelere torpille girenler olduğunu yazdı basın…

Çoğunu Gül’ün atadığı rektörlerin bazıları şimdi FETÖ’den tutuklu…

Mesela Gazi Üniversitesi Rektörü…

Mesela Hakkâri Üniversitesi Rektörü…

Aralarında Dicle Üniversitesi Rektörü gibi PKK’ya ilaç yardımı yapan da çıktı…

Ege Üniversitesi Rektörü gibi ihraç edilenler var.

Bu FETÖ’cü rektörlerin çoğu seçimde alt sıralardaydı, rektör yapıldı…

 

Sonra Erdoğan geldi…

15 Temmuz belasını da yaşadık…

206 üniversitede liyakat, hakkaniyet bekledik…

Cılkı çıkarıldı atamaların…

Birileri üniversiteleri babalarının çiftliği sandı…

Farzımuhal…

Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü’nün yeğenlerini, kuzenini işe aldığı basına düştü.

Kadro sınavını sadece akrabaların kazanması ilginçti…

Harran Üniversitesi Rektör Yardımcısı da ailesini üniversiteye dolduranlar arasındaydı…

Hakkari Üniversitesi Rektörü oğlunu araştırma görevlisi yaptı…

Hitit Üniversitesi’ndeki akademisyenlerin soyadı benzerlikleri ilginçti…

Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde yüksek lisans imtihanında torpil hikâyeleri gündeme düştü.

 

“İlim” kirli bir kumpasa düşürülmüştü.

Vicdanı, adaleti, hakkaniyeti, liyakati falan yoktu…

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Dekanı'nın, erkek kardeşi, oğlu ve eşinin aynı üniversitede işe alındığı ortaya çıktı.

Merhum “Profesör” Erbakan, adının anıldığı üniversitede bunu duysa ne derdi acaba?

Pamukkale Üniversitesi Rektörü, “öğretmen” olan eşini geçen yıl İslami İlimler Enstitüsü’ne enstitü sekreteri olarak atamış, tepkiler üzerine eşi istifa etmişti.

Durdu durdu, Rektör, eşini bu kez de Dil Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne bilgisayar işletmeni olarak atadı.

 

Rektörler, dekanlar, bölüm başkanları, profesörler, asistanlar…

Üniversiteler onların çiftliği…

Yüksek lisans, asistanlık kadroları, doktora, doçentlik tezleri…

Birçok akıl almaz planların içinde…

“Örümcek kafanın dili allameler” iş başında…

Kadro madro iki dudaklarının ucunda…

Yıllarca “arkeoloji”de bir “çok yakın”ın uğruna boş tutulan kadroları biliyoruz.

YÖK dediğin şimdilerde YOK!

Önümüzdeki günlerde bu kahpe FETÖ yolunda kıyılan Ülkücü kadroları isim isim ifşa edeceğiz…

Ucu bucağı görünür gibi değil…

AKP, YÖK’ü kaldıracağız” diye gelmişti, ele geçirdi, ses yok!

“Adalet ve liyakat” üniversitelerin baş ilkesi olmalı değil mi?

Türkiye’de değil, YÖK’ün olduğu ülkede değil…

Rektörlerin çiftliği üniversitelerde…

Bir “reform” zamanı geldi de geçiyor…

Ama TBMM’de!