Resulzade

Ankara’da Cebeci Asri Mezarlığı’nda 28 Mayıs Sokağı vardır. Ocak ayının 31’inde, Mart’ın 6’sında ve 28 Mayıs’ta bu...

01.02.2019 10:00

Ankara’da Cebeci Asri Mezarlığı’nda 28 Mayıs Sokağı vardır. Ocak ayının 31’inde, Mart’ın 6’sında ve 28 Mayıs’ta bu sokakta Ankara’da bulunan, misafir olan, eğitim alan onun manevi evlatları ve torunları ziyaretine gelmektedir. Sadece vefat gününde değil, doğum gününde de anılan bu değerli insan aynı zamanda kurduğu cumhuriyetin yıldönümlerinde de anılıyor.

Resuzldae,1918’in 28 Mayıs’ında dava arkadaşlarıyla beraber Doğu’nun ilk demokratik Cumhuriyetinin temelini atıyor. Yattığı yerin 28 Mayıs Sokağı olması da bundan kaynaklanıyor. İstisnasız, en az yılda üç kez anılan bu insan - Mehmet Emin Resulzade’dir.

O Rezulzade ki, 19 yaşında Azerbaycan Genç İnkılapçılar Derneği’ni kurarak Türkçenin eğitim dili olması için Çar Rusya’sına karşı gizli faaliyetlerde bulundu.

O Resulzade ki, genç yaşlarından milletinin istiklal ve hürriyet fikrini yaymak için dönemin gazeteleri ve dergilerinde yazılar yazdı. Yeni gazete ve dergilerin basılmasında öncüllük ve editörlük yaptı.

O Resulzade ki, henüz 19-20 yaşında iken ‘Şark-ı Rus’ gazetesinde çalışmaya başladı ve yazılar yazdı.

O Resulzade ki, 1906 yılında 22 yaşındayken ‘İrşad’ gazetesinde Çin’de yaşayan Müslüman toplumunun geleneklerinden bahsetti.

O Resulzade ki, Üzeyir Hacıbeyli’nin tertip ettiği ‘basında istifade edilen siyasi, sosyal, hukuki değişimlerin Rusçadan Türkçeye, Türkçeden Rusçaya’ sözlüğünün editörü oldu ve birkaç kitabı Türkçeye çevirdi.

O Resulzade ki, Tebriz’de Meşrutiyet Harekatının öncülüğünü yapan Settar Han’la görüşme yaparak gazetede yayımladı. Tarih yine 28 Mayıs’ı gösteriyordu (1909).

O Resulzade ki, sadece Azerbaycan Türklerinin değil, Kafkas Müslümanlarının da sesi oldu. Bakü’de toplanan Kafkas Müslümanları Kurultayında konuşarak Müslümanlara yeteri kadar arazi verilmemesini gündeme getirdi.

Daha sonra Türkiye’de kurulan Türk Ocakları’nın siyasi versiyonu niteliğindeki Müsavat Partisi’ni tesis ederek, başkanlığına getirildi. Müsavat Partisinin bildirgesinde ise şu cümleler yazmaktaydı – Türk ve diğer Müslüman halkların milli medeni taleplerinin korunması partinin demokratik kimliği olarak belirlenir.

Ve o Resulzade ki, 34 yaşında arkadaşlarıyla beraber Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etti ve Milli Şura’nın Başkanı oldu. İstiklal Beyannamesi’ni ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti 4 Haziran 1918’de Osmanlı Devleti ile Batum’da siyasi, hukuki, ticari ve askeri alanlarda ilişkilerin kurulması için anlaşma imzaladı. Anlaşmayı Azerbaycan adına imzalayanlar Mehmet Emin Resulzade ve Mehmet Hasan Hacınski idi.

O yıllarda Bakü’de ve birkaç Azerbaycan şehrinde Ermeni çeteleri terör estirmekteydi. Ermeni ve Bolşevik çetelerinin gün geçtikçe artan soykırım, katliam ve mezalimini durdurmak için Enver Paşa, 28 yaşındaki kardeşi Nuri Paşa ve onun komutanlığındaki Kafkas İslam Ordusu’nu Azerbaycan’a yolladı. Bu ordu, Bakü ve diğer illeri ermeni ve Bolşevik çetelerinden kurtarmak için görevlendirildi. 15 Eylül 1918’de Harbiye Nazırı Enver Paşa Resulzade’yi arayarak, Bakü’nün düşmandan kurtuluş haberini söyledi. Ahmet Cevat ve Üzeyir Hacıbeyli’nin diller ezberi “Çırpınırdın Karadeniz!” marşı da aynı günlerde yazıldı. Geçtiğimiz sene 100. yaşını kutladığımız 15 Eylül, Azerbaycan’da Bakü’nün Kurtuluş Günü olarak hâlâ kutlanmaktadır.

1920’nin Nisan ayında Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı’na yardım bahanesiyle Güney Kafkasya’ya inen Bolşeviklerin Azerbaycan’ı işgal sonucu 23 ay ömür yaşayan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti susturuldu.

O Resulzade ki, işgal zamanı Bolşevikler tarafından tutuklanması için arandığı zaman bir dağ köyünde saklanarak sembolik ‘Asrımızın Siyavuşu’ eserini yazdı.

O Resulzade ki, takipler sadece kendisiyle sınırlandırılmadı. Kız kardeşi Şehrebanu, uzun takip ve tacizler sonunda genç yaşta hayatını kaybetti. Eşi Ümbülbanu Hanım Kazakistan’a sürüldü ve orada hayata veda etti. Kızı Latife Hanım hapsedildi, daha sonra çocukları ve kardeşi İşve Hanımla birlikte Kazakistan’a sürüldü. Diğer kızı Halide Hanım annesinin vefatından sonra Kazakistan’dan Bakü’ye döndü. Takip edildiğini anlar anlamaz Şamahı şehrine gittikten sonra izi kayboldu. Oğlu Resul tutuklanarak kurşuna dizildi. Diğer oğlu Azer ise Kazakistan’a sürüldü ve 1993 yılında hastalanarak hayata gözlerini yumdu.

O Resulzade ki, Sovyetlerin işgalinden sonra ülke ülke gezdi. Gittiği her yerde boş durmayarak Vatanı ve milleti için çalıştı. O, hiçbir zaman Azerbaycan’ın istiklal mücadelesinden vazgeçmedi. Ankara’ya yerleştikten sonra da faaliyetini durdurmadı ve her anı Azerbaycan oldu, Azerbaycan’ı yaşadı ve Azerbaycan için yüreğinin nakşettiğini kalemiyle eserlere işledi. 1949 yılında Azerbaycan Kültür Derneği’ni kurdu.

O Rezulzade ki, vefat ederken bile “Azerbaycan! Azerbaycan! Azerbaycan!” diyerek dünyadan göç etti. Vefat haberini Ankara radyosu dünyaya duyurdu.

O Resulzade ki 70 sene boyunca Sovyetlerin Azerbaycan halkına yasakladığı, ismi anılmadığı bir önder oldu.

Ve o Resulzade ki hâlâ kıskanılan ve hâlâ değeri yeterince verilmeyen, hakkı teslim edilmeyen bir lider.

Kim söylerse söylesin şairin bu dizelerini, her zaman sanki yine sen söylüyorsun gibi, hep senin sesinden duyuyorum bu dizeleri:

Sen bizimsen, bizimsen, durdukça bedende can,

Yaşa, yaşa, çok yaşa, ey şanlı Azerbaycan!