Ruh sağlığı yasası bir ihtiyaç

Türkiye’nin konuştuğu “Ruh Sağlığı Yasası” neleri kapsıyor… Bu hizmetten kimler yararlanabilecek… Yasa teklifi, şiddet ve cinsel istismar olaylarına yönelik nasıl çözümler sunuyor… Teklifin mimarlarından MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Psikolojik Danışmanlık Uzmanı Deniz Depboylu, gazetemizin sorularını cevapladı.

Ruh sağlığı yasası bir ihtiyaç
21.01.2019 10:00

Türkiye’nin konuştuğu “Ruh Sağlığı Yasası” neleri kapsıyor… Bu hizmetten kimler yararlanabilecek… Yasa teklifi, şiddet ve cinsel istismar olaylarına yönelik nasıl çözümler sunuyor… Teklifin mimarlarından MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Psikolojik Danışmanlık Uzmanı Deniz Depboylu, gazetemizin sorularını cevapladı.

Toplumsal sorunlara çözüm aramanın Türk milliyetçiliğinin en önemli ilkelerinden birisi olduğunu vurgulayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Depboylu, Meclis’e sunulan Ruh Sağlığı Yasası’nın Türkiye’yi bu alanda disipline kavuşturacağını ve herkesin faydalanabileceğini söyledi. İşte yasa teklifinin detayları ve merak edilen soruların cevapları:

Son dönemde Türkiye’de artış gösteren şiddet ve cinsel istismar olayları toplumda ciddi rahatsızlık uyandırmış durumda. Ruh Sağlığı Yasası, bu tür sorunlara bir çözüm bulabilmek amacıyla mı oluşturuldu?

Aslında ilk yola çıkış amacımız, bugünkü şiddet olaylarının gerçekleşmesinden kaynaklanan sorunlardan daha farklıydı. Ruh sağlığı alanı maalesef birçok sorunla yüz yüze. Bugün gelişmiş ülkelerin tamamında, gelişmekte olan ülkelerin çoğunda Ruh Sağlığı Yasası mevcut. Maalesef, Türkiye’nin bir Ruh Sağlığı Yasası yok. Bu bir gereklilik, bir ihtiyaç ve sadece önleme noktasında hedeflediği konu şiddetin yok edilmesi değil. Çok daha geniş kapsamlı. Toplumsal sorunları dikkate aldığımızda toplumun birçok sorunu var. İstatistiklere de baktığımızda bu sorunlarla başa çıkma mekanizmaları zayıf olan kişilerin ruh sağlığı alanında hizmete ulaşmak istedikleri ancak ulaşamadıkları, kendilerinin ilaçlara yöneldiği, hizmete ulaşmakta zorluk çektikleri gibi profesyonellere ulaşmakta da zorluk çektikleri ve bu işin uzmanı olmayan kişiler tarafından istismar edildikleri ortadaydı.

Türkiye’nin bir “Ruh Sağlığı Yasası”na sahip olması bu açıdan çok önemli. Toplumsal sorunlara çözüm aramak, Türk milliyetçiliğinin zaten en önemli ilkelerinden biridir. Eğer milliyetçiyseniz, milletin yaşadığı hiçbir soruna kayıtsız kalamazsınız. Bu, bizim zaten en güçlü parti politikamız. Toplumsal sorunların ruhsal problemlerle ilgili, ruhsal zorlanmalarla ilgili ve ruh sağlığı alanında yaşanan sıkıntılarla ilgili kısmını Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi ile istişare edip üzerinde konuştuğumuzda Ruh Sağlığı Yasası yapmak amacıyla yola çıkmak üzere kendisinin onayını ve talimatını aldım.

Süreç nasıl işledi?

İlk başta dört meslek derneği grubumuza çağrıda bulundum. Bunlar, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Türk-PDR yani Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği… Bu derneklerin hepsi meslek dernekleridir. Meslek elemanlarını temsil etmektedirler. Ben kendileriyle iletişim kurdum. Sağ olsunlar, bu davetimize olumlu yanıt verip geldiler. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ilk toplantılarımıza başladık. Bu toplantıların da ilk tarihi 8 Aralık 2016’dır. Bu tarihte bir araya gelerek sürecin nasıl işleyeceği, nasıl sonuçlanacağı ile ilgili bir karara vardık, ancak ruh sağlığı alanında bizlerden farklı meslek dernekleri ve meslek mensupları da bulunduğu için farklı dernekleri de aramıza aldık: Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Derneği, Psikiyatri Hemşireleri Derneği yine Özel Eğitim Öğretmenleri Uzmanları Derneği’ne çağrıda bulunduk. Belli bir süre bizimle birlikte çalıştılar. Yine Rusihak, Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği, bu bir sivil toplum kuruluşudur, meslek derneği değildir, hizmet alanları temsil eder. Bu dokuz sivil toplum kuruluşu örgütü ile birlikte bir buçuk yıl bir çalışma gerçekleştirdik. Nihayetinde bu süreci tamamladık ve 2 Mart 2018’de yasa teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduk. Ancak kısa bir süre sonra seçim kararı alındı ve süreç sekteye uğradı. Ardından 27. dönemin başlamasıyla birlikte Grup Başkanvekilimiz Erkan Akçay Beyefendi tarafından Meclis Başkanlığına tekrar sunuldu.

Ruh Sağlığı Yasa Teklifi, suçun önlenmesine yönelik düzenlemeler içeriyor mu?

Zannediyorum orada biraz kafalar karışık Ruh Sağlığı Yasası ile ilgili. Bu bir şiddeti önleme yasası değil. Yasanın vermek istediği disiplin çok daha farklı. Şiddetin nasıl önleneceği, şiddete nasıl müdahale edileceği ile ilgili bir yasa değil. Yasanın amacı, insan hakları ve çocuk hakları ilkeleri doğrultusunda toplumun ve bireyin ruh sağlığının korunmasına ve ruhsal yönden sağlıklı gelişiminin sağlanmasına yönelik temel ilkeleri belirlemek, ruh sağlığı sorunu olan bireyleri tespit etmek, ilgili hizmet standartlarını tanımlamak, ruh sağlığı hizmet ve desteklerine erişim ihtiyacı duyan bireylerin ihtiyaç duydukları hizmet ve destekleri, mümkün olan en kapsamlı ölçüde ve gönüllülük temelinde almalarını ve kendi iyileşme süreçlerine dahil olmalarını, bu doğrultuda verilecek önleyici, destekleyici ve iyileştirici hizmetleri mümkün olan en az kısıtlayıcı ve en uygun yöntemlerle almalarını sağlamaktır.

Tabii ki bu yasanın bir hedefi var. Bu hedef de asıl olarak psiko-sosyal engellilik koşullarını karşılayan bireylerin istemli ve istemsiz tedavisinin düzenlenmesi olmakla birlikte tabii ki bir de ruh sağlığı meslek elemanlarının da meslek yasaları yok, o yasaların da oluşturulmasıyla meslekler arasındaki disiplini de sağlamak. Şiddetle birlikte gündeme gelmiş olmasının sebebi, toplumun hassasiyet hissetmesinden kaynaklanıyor. Gerçekten çok üzülüyoruz, cinsiyeti, yaşı fark etmeden, ama en çok da kadınlara ve çocuklara yönelik, şiddet ve istismarla karşı karşıya kalıyoruz. Bunlar tabii ki üzücü ve arka arkaya yaşanınca, Ruh Sağlığı Yasası’nın önemini belki biraz da bu yönden ön plana çıkardı. Ancak yasanın hedefi şiddete direk bir çözüm bulmak değil.

“ÖNLEYİCİ, DESTEKLEYİCİ VE İYİLEŞTİRİCİ”

Bu yasanın üç önemli misyonu var: Bu yasa önleyici, destekleyici ve iyileştirici hükümleri içeriyor. Kısaca, bir insanın doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte ruhsal açıdan tüm gereksinimlerini karşılayabilecekleri bir disiplin oluşturmak. Bunlardan bir kısmı önleyici çalışmalar. Önleyici çalışmalar, bu acı tablolar yaşanmasın, insanlar ruhsal zorlanmayla karşılaştığında kendi potansiyellerini kullanarak başa çıkma mekanizmalarını oluştursun diye yapılacak olan çalışmalardır. Destekleyici çalışmalara gelince, hepimiz yaşamımız boyunca çeşitli sıkıntılarla karşılaşırız. Eşimizi kaybederiz, işimizi kaybederiz, çok basit olaylar bile bizi ruhsal açıdan zorlayabilir. O nedenle, böyle dönemlerde bir destek ihtiyacı duyabiliriz. Yasanın destekleyici tarafı, bu ihtiyaca ulaşmakta engellerin kaldırılmasını, rahat hizmet alınabilmesini ve doğru kişilerden hizmet alınabilmesini öngörüyor. Bir de iyileştirici kısımları düzenleyen bölümleri var. Bu da, hastalık aşamasına gelmiş, tedavi edilmesi gereken bireylerin hem tedavi süreçleri hem de tedavi sonrası rehabilitasyon süreçleriyle ilgili kısımların disipline edilmesini sağlıyor.

Özellikle çocuk yaştaki bireylere cinsel istismar vakalarında “idam” gibi “kimyasal” ya da “cerrahi kastrasyon” gibi bazı kavramlar da tartışma konusu haline geliyor. Ruh Sağlığı Yasası bunlarla herhangi bir noktada kesişim sağlıyor mu?

Mesela burada tüm bu derneklerimizle birlikte oluşturduğumuz bu yasa tasarısında onunla ilgili bir kısım var ki zorunlu olarak doktor müdahalesiyle bu kişiler gözetim altına alınabiliyor. Daha doğrusu tedavi altına alınabiliyorlar. Bunun tabii ki faydası olacaktır. Eğer bildirim geldiğinde, birine zarar verme ya da kendine zarar verme potansiyeli varsa kişinin, ona zorunlu bir tedavi uygulamak üzere süreç başlayabilecektir. Bunun tabi ki bir engelleyici kısmı olabilir, ama yasayı sadece bununla özdeşleştirmek veya bununla sınırlı tutmak kesinlikle doğru değil. Bu yasa çok daha kapsayıcı bir yasa. Bütün olarak ele almak lazım.

Bu dediğiniz tedavi metodu kimyasal kastrasyon olarak bilinen yöntem mi?

Hayır, o yok. O, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmesi gereken bir durum. Bunun Ruh Sağlığı Yasası’yla hiçbir alakası yok.

Bu sistemi başarılı bir şekilde uygulayan ülkelerde nasıl sonuçlar alınıyor?

Bahsettiğim gibi, şu anda gelişmiş ülkelerin tamamında Ruh Sağlığı Yasası var. İnsanlar, ruh sağlığı destek hizmetlerinden gayet güzel yararlanıyorlar. Bu çok önemli. Bizim ülkemizde durum nasıl? Bizim ülkemizde düzeltilmesi gereken şeyler var. Bugün ruhsal açıdan desteğe ihtiyacı olan, ya da bu alanda hizmet almak isteyen kişilerin gidebileceği yerler; hastaneler, üniversite hastaneleri, devlet hastaneleridir. Bu kurumların işleyişine baktığımızda, bir doktordan veya bir psikiyatristten randevu almak istediğinizde epey bir bekliyorsunuz. Üniversite hastaneleri de aynı şekilde. İlaveten çocuk, ergen psikiyatristlerin sayısı da az olduğu için bu biraz daha zor oluyor. Bu durum hekimlere ve orada çalışan psikolog arkadaşlarımıza da çok ağır bir yük getiriyor

Buralarda hizmete ulaşamayanlar nereye gidecek? Gidebilecekleri tek yerleri kalıyor, özel hizmet sunan danışma merkezleri, muayeneler ve buna benzer yerler. Bunu normal bir vatandaşın, asgari ücretli bir işçinin, memurun zaten karşılaması mümkün değil. Lüks hizmet sınıfına giriyor, olmaması gerekirken. Daha da kötüsü, gittiği yerlerde karşısına çıkan ve kendisini iyileştireceğine inandığı kişiler bu alanın uzmanı değil. Çok alakasız bölümlerde okumuş, psikoloji eğitimi almamış, koçluk eğitimi almış ya da birkaç günlük farklı farklı eğitimlerden geçmiş ve terapi yapabileceğini iddia eden kişilerle bu sıkıntılarını gidermeye çalışıyorlar. Hem iyileşemiyorlar hem de çok para veriyorlar. Bunu devlet desteği sağlayarak bir disipline kavuşturmak ve hizmet almak isteyen insanlarımızı korumamız gerekiyor. Zira bu yasanın en güçlü tarafı, hizmet alanları odak noktasına koyması. En güzel tarafı da bu yasayı hizmet verenlerle hizmet alanların birlikte hazırlamış olmasıdır. Yani bu yasanın hazırlanışında meslek dernekleri hizmet verenler olarak yer alırken, hizmet alanları temsil eden RUSİHAK da oradaydı. Yani hem çekene hem de hekime sorulmuş oldu. Aynı zamanda siyasi yönden de bizler de üzerimize düşen kısmı yerine getirmeye çalışıyoruz.

*Ruh sağlığı alanı maalesef birçok sorunla yüz yüze. Bugün gelişmiş ülkelerin tamamında, gelişmekte olan ülkelerin çoğunda Ruh Sağlığı Yasası mevcut. Maalesef, Türkiye’nin bir Ruh Sağlığı Yasası yok. Bu bir gereklilik, bir ihtiyaç ve sadece önleme noktasında hedeflediği konu şiddetin yok edilmesi değil. Çok daha geniş kapsamlı.

*Bu yasa önleyici, destekleyici ve iyileştirici hükümleri içeriyor. Kısaca, bir insanın doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte ruhsal açıdan tüm gereksinimlerini karşılayabilecekleri bir disiplin oluşturmak. Ancak yasanın hedefi şiddete direk bir çözüm bulmak değil.

*Bu yasanın gündeme gelmesiyle, toplumun ruh sağlığı mı bozuldu şeklinde birtakım iddialar ortaya çıktı. Bence bu çok yanlış. Toplumun ruh sağlığı bozuldu derseniz, o toplumda yaşayan, öncelikli olarak her bireyi etiketlersiniz. Toplumun ruh sağlığı bozulmadı, biz bu yasayı bir ihtiyaç olduğu için, olması gerektiği için gündeme getiriyoruz.

Bir açıklamanızda, mesleki tanımlamalar ve akreditasyonla ilgili çözülmesi gereken sorunlardan bahsetmiştiniz…

Evet, mesela terapi ve terapistlik tanımlarını biz orada tanımlayamadık. Çünkü, bu işin Türkiye’de akreditasyonu yok, yüksek lisans programları yok. Neye göre tanımlayacaksınız? Orada biz meslek gruplarını tanımlarken lisanslarını ya da yüksek lisans programlarını dikkate aldık. Ama terapi, terapistlik, evlilik ve çift terapilerinde böyle bir şey yok. Aile danışmanlığında var, ama aile danışmanlığının da uygulama noktasında sınırları çizilmemiş durumda. Aile ve evlilik terapilerini de tanımlamak gerekir, onların da bir akreditasyonu veya bir programı yok. Onun için de aile danışmanlığını tanımlamakta güçlük çektik ve orada durduk. Bunlar tabii ki eksik kaldı. Kaldı ki daha farklı lisansüstü programlarının da açılması gerekir. Böylece hizmete dair alanlar daha net ve daha etkili hale gelir. Kişiler de ona göre gider ve nereden istiyorsa oradan yararlanır. Bir istatistik var önümüzde, ruh sağlığı hizmeti almak isteyenlerin yüzde 14’ünün bu hizmete ulaşabildiğini gösteriyor. Disiplin sağlandığında ise, bu hizmeti almak isteyenlerin tamamı alabilecek.

“TÜRK MİLLETİNE SAYGISIZLIK OLUR”

Ruh Sağlığı Yasası teklifini “toplumun sağlığı mı bozuldu” şeklinde yorumlayanlar da var…

Evet, yine önemli bir nokta: Bu yasanın gündeme gelmesiyle, toplumun ruh sağlığı mı bozuldu şeklinde birtakım iddialar ortaya çıktı. Bence bu çok yanlış. Toplumun ruh sağlığı bozuldu derseniz, o toplumda yaşayan, öncelikli olarak her bireyi etiketlersiniz. Böyle yapmak, toplumun ruh sağlığı bozuldu demek ve o toplumdaki yaşayanları bu şekilde etiketlenmesine sebep olmak, aziz Türk milletine hem haksızlık hem de saygısızlıktır. Toplumun ruh sağlığı bozulmadı. Sadece kentleşmenin sosyal ve kültürel yapımızda gerçekleştirdiği değişikliklerle birlikte insanlar biraz daha yalnızlaştı. Eskiden sosyal destek ağlarımız daha güçlüydü, bir sıkıntımız olduğunda gider komşumuzla dertleşirdik veya sorunlarımızı akrabalarımıza açardık. Bugün insanlar aynı apartmanda yaşadıkları kişileri tanımıyorlar. O zamanlar profesyonel destek mi alıyorduk? Hayır, ama en azından bir rahatlama oluyordu. Bugün insanlar çok daha fazla yalnızlığa itildi. Karmaşıklaşan yaşam şartlarıyla birlikte insanlar daha çok sorunla yüz yüze kalmaya başladı, özellikle uyaranlarla birlikte, ki bunda basının da etkisi çok büyük. Dolayısıyla toplumumuz daha çok olumsuz olaylarla yüz yüze kaldı ve daha fazla umutsuzluğa kapılmaya başladı. Bütün bu sorunları yaşarken kendilerine destek olacak uzman kişilere nasıl ulaşabilecekleri noktasında sıkıntı yaşamaya başladılar. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti devleti çok güçlü bir devlettir ama sürekli yıpratılmaya çalışılmıştır ve sürekli belli sıkıntılara maruz bırakılmış bir devlettir. Bu, tabii ki de millete de yansımıştır. Sadece son birkaç yılda yaşadıklarımızı düşünürseniz insanların daha travmatik bir ruh haline kapıldığını kabul edersiniz. Bu durumda da profesyonel desteğe ihtiyaç doğmaktadır. Yineliyorum; toplumun ruh sağlığı bozulmadı, biz bu yasayı böyle bir gerekçeyle gündeme getirmiyoruz

“İLAÇLAR ÜCRETSİZ OLACAK”

Yasanın getireceği en büyük hizmetlerden birisi, 18 yaş altındaki çocuklara ücretsiz yararlanabilme imkânı tanımasıdır. Eğer 18 yaş altındaki çocuklara önleyici, destekleyici ve iyileştirici hizmeti doğru bir şekilde sunarsınız, bu sorunların yetişkinlik çağında ortaya çıkmasını en aza indirirsiniz. O açıdan çocukların bu hizmeti ücretsiz alabilmesi çok önemli. Yine devlet tarafından ve diğer sosyal güvenlik kurumları tarafından desteklenecek olması ve ilaçların ücretsiz temin edilmesi de çok önemlidir. Sigortası bulunmayanlar? O kısmın nasıl olacağı, zannediyorum komisyonda konuşulup kararlaştırılır. Ama bizim hedefimiz 18 yaş altındaki tüm çocukların bundan, bu hizmetlerden ücretsiz yararlanması. İlaçlardan da herkesin ücretsiz yararlanabilmesi. Bunun şartlarının ne olacağı, devletin buna nasıl bir disiplin getireceği konusunda zannediyorum komisyonda bir çalışma olur veya Sağlık Bakanlığı bir çalışma yapar.

Etiketler bahadir-coban
Yorumlar