Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, birkaç dakika içinde kendiliğinden düzelen konuşma bozukluğu, görme kaybı veya kol güçsüzlüğünün daha ağır bir inmenin habercisi olabileceğini belirtti. Üstel, inme belirtileri kısa sürse bile vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurguladı.
Geçici belirtiler daha ağır inmenin habercisi olabilir
Üstel, bazı hastalarda inme belirtilerinin birkaç dakika içinde tamamen kaybolabildiğini, bu durumun geçici iskemik atak (GİA) olarak adlandırıldığını bildirdi.
Geçici iskemik atağın, beynin bir bölgesine giden kan akımının geçici olarak kesintiye uğramasıyla ortaya çıktığını belirten Üstel, konuşma güçlüğü, kolda güçsüzlük, yüzde kayma ve tek gözde görme kaybının bu durumun belirtileri arasında yer alabildiğini ifade etti.
Belirtilerin kendiliğinden düzelmesinin tehlikenin geçtiği anlamına gelmediğini vurgulayan Üstel, geçici iskemik atağın ilerleyen saatlerde veya günlerde gelişebilecek daha ağır bir inmenin habercisi olabileceğini kaydetti.
“Belirtilerin geçmesini beklemek en önemli hatalardan biri”
İnme belirtilerinin geçmesini beklemenin ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkati çeken Üstel, konuşma bozukluğu, yüzde kayma veya kolu kaldıramama gibi belirtiler ortaya çıktığında, sonradan düzelmiş olsalar bile acil tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti.
Üstel, şu uyarıda bulundu:
“Bir kişinin konuşması aniden bozulduysa, yüzünün bir tarafında kayma oluştuysa veya kolunu kaldıramadıysa, belirtiler sonradan tamamen düzelse bile bu durum normal kabul edilmemelidir. Evde dinlenmek, uyuyup geçmesini beklemek veya ertesi gün doktora gitmeyi planlamak doğru değildir. Böyle bir durumda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.”
Üstel, zamanında yapılan değerlendirme ve uygun tedavinin daha ağır bir inmenin önlenmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.
İnmenin belirtileri yalnızca yüzde kayma ve güç kaybıyla sınırlı değil
İnmenin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Üstel, ani görme kaybı, çift görme, konuşulanları anlamakta güçlük, yürüyememe ve belirgin denge kaybının da dikkate alınması gerektiğini bildirdi.
Vücudun bir tarafında aniden gelişen uyuşma veya güçsüzlük, konuşmanın peltekleşmesi, kelimeleri bulmakta zorlanma ve görmede ani değişikliklerin önemli uyarı işaretleri olduğunu vurgulayan Üstel, belirtilerin ani başlaması halinde inme olasılığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Üstel, belirtilerin başladığı saatin bilinmesinin de tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde büyük önem taşıdığını aktardı.
Yüksek tansiyon ve kalp ritim bozukluğu riski artırıyor
İnmenin önlenebilir risk faktörlerine de değinen Üstel, kontrolsüz yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve kalp ritim bozukluklarının inme riskini artırdığını belirtti.
Özellikle atriyal fibrilasyon olarak bilinen kalp ritim bozukluğunun, kalpte pıhtı oluşmasına ve bu pıhtının beyin damarlarını tıkamasına neden olabileceğini ifade eden Üstel, yüksek tansiyonun hem damar tıkanıklığı hem de beyin kanaması açısından önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı.
Üstel, inmeden korunmak için kronik hastalıkların düzenli takip edilmesi, reçete edilen tedavilerin aksatılmaması, sigaradan uzak durulması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi gerektiğini kaydetti.
“İnmede her dakika değerlidir”
Dünya İnme Günü dolayısıyla toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Üstel, kısa süreli konuşma bozukluğu, geçici görme kaybı veya kol güçsüzlüğünün vücudun önemli bir uyarısı olabileceğine dikkati çekti.
Bu belirtilerin yorgunluk, stres veya geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirilmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Üstel, belirtiler kaybolsa bile acil tıbbi yardım alınması gerektiğini hatırlattı.