Salgınla mücadelenin neresindeyiz?

03.07.2020 10:00

Elbette öncelik varlığımızı, birliğimizi, vatanımızı, devletimizi korumaktadır. Ancak, Kovid-19 salgını da bir o kadar önemlidir, tehdittir ve hiçbir şekilde ihmali mümkün değildir. Bir taraftan şeytan taşlarken, diğer taraftan bu belayla mücadeleyi kesintisiz ve topyekûn şekilde sürdürmek zorundayız. Sadece kendimize değil, sokakta rastladığımız, evde birlikte yaşadığımız herkese karşı sorumlu olduğumuz unutulmamalıdır.

Türkiye, Kovid-19 salgını ile mücadele gündeminden biraz uzaklaşmış görünse de, ortadaki tehdit ve tehlike olduğu gibi devam etmektedir. Bu durum sadece ülkemiz için değil, bütün dünya için geçerlidir. Hatta, özellikle Kuzey ve Güney Amerika’da daha işin başında olunduğunu ve vaka sayısının, ölüm oranlarının katlandığını endişeyle izliyoruz. Yaz aylarının gelmesi, sıcakların artması virüsün etkisinde, yayılma hızında hiçbir şeyi değiştirmemiştir. Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca, bazı illerdeki koronavirüs vakalarındaki artışın altını çizmiş, özellikle Ankara, Bursa, Gaziantep, Diyarbakır ve Konya’ya dikkat çekmiştir.

TOPYEKÛN MÜCADELE

Ülke olarak salgının ortaya çıktığı ilk günden itibaren hazırlıklarımızı yaptık ve tedbirlerimizi aldık. Şu ana kadar da bu tedbirlerin büyük faydasını gördük. Salgını en az hasarla atlatan ülkelerden biriyiz. Bu avantajımızı devam ettirmek ve bir sonuca bağlamak durumundayız. Salgının Türkiye’yi kilitlemesini, ağır siyasal ve ekonomik sonuçlar doğurmasını bekleyenler sukutuhayale uğramış olsalar da, kirli ve hain planlarından vazgeçmemişlerdir. İçeriden ve dışarıdan bekamıza yönelik saldırılar kaldığı yerden, hatta daha da artarak devam ediyor. Bu şartlarda elbette öncelik varlığımızı, birliğimizi, vatanımızı, devletimizi korumaktadır. Ancak, Kovid-19 salgını da bir o kadar önemlidir, tehdittir ve hiçbir şekilde ihmali mümkün değildir. Bir taraftan şeytan taşlarken, diğer taraftan bu belayla mücadeleyi kesintisiz ve topyekûn şekilde sürdürmek zorundayız.

YIKIM SİYASETİ

CHP ve yancılarından bu ülke ve milletin faydasına olacak bir şey beklemek beyhudedir. Yalan, iftira, karalama, kriz, kaos ve yıkım tek bildikleri, uyguladıkları ve sonuçlandırmak istedikleri siyaset yöntemidir. Türkiye’nin zor günlerinde, ciddi ve ağır meselelerinde milletimizin yanında olmak, milli bir duruş ortaya koymak yerine, siyasi rant hesabı yapıyorlar ve bütün değerleri feda ediyorlar. Bunu anlamak, kabul etmek mümkün değildir. Atılan her adımdan tersine bir sonuç çıkarmaya uğraşmak, yapılan her işin altında bir şey aramak dürüst bir siyaset olmadığı gibi, sadece ve sadece bu ülke ve milletle hesabı olanlara yaramaktadır. Ne yazık ki, CHP ve yancıları bütün ümitlerini bu yıkım siyasetine bağlamışlardır.

CİDDİYE ALINMIYORLAR

Hastalığa bel bağlayıp hesap yapanlar, milletin hassasiyetleri üzerinden duruma göre vaziyet alıp şimdi de Türkiye ekonomisiyle ilgili karalama, aldatma ve yanıltma yarışına girmişlerdir. CHP’si, İP’i, HDP’si yetmedi. Şimdi bu güruha AK Parti’nin içinde yıllarca bulunmuş, çok hayati mevkileri işgal etmiş, önemli kararların alınmasında ve uygulanmasında rol oynamış isimler eklendi. Deva diye yola çıkanların bela üretmek dışında bir marifetlerinin olamayacağı, Gelecek iddiasında olanların ülkemizin ve milletimizin yarınlarını karartmak dışında bir misyonlarının bulunmadığını kısa zaman içinde test ettik, gördük. Türkiye’nin bunlarla kaybedecek ne zamanı, ne de imkânı vardır. Nitekim, bütün şeytani planlara, bir yerlerden sürekli itilip pohpohlanmalarına rağmen, ne bir karşılık bulabiliyorlar, ne de ciddiye alınıyorlar.

EKONOMİDE SEFERBERLİK

Hükümet Kovid-19 salgını sürecindeki başarısını, yeni normal dönemde de arttırarak devam ettiriyor. Uzun süre eve kapanmaya bağlı olarak kaçınılmaz şekilde karşımıza çıkan ekonomideki sarsıntının giderilmesi için alınan tedbirlerin kısa zamanda sonuç verdiğini memnuniyetle görüyoruz. Üretim ekonomisi Türkiye’nin tek kurtuluş yoludur. Son derece isabetli kararlar alınıyor, yerinde işlere imza atılıyor. Dışa bağımlılığımız azalırken, yeni istihdam imkânları doğuyor. Turizm bu yıl doğal olarak geri planda kaldı, ama bu boşluğu daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok satarak doldurabiliriz. Bir seferberlik başlatılmıştır ve kısa zamanda bütün kayıpların telafi edilmesi imkânı doğduğu gibi, çok daha ileri bir noktada olmamız da mümkün hale gelebilecektir.

HERKESE KARŞI SORUMLUYUZ

İlk vefat haberinin ilan edildiği tarih olan 17 Mart 2020’den bu tarafa hükümet üzerine düşeni yapmış, salgınla mücadelede hiçbir aksama, gevşeme, gecikme yaşanmamıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin isabeti bir defa daha görülmüş ve onaylanmıştır. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu son derece isabetli kararlar almış, uygulamış ve sonuçlandırmıştır. Salgınla ilgili tedbirlerde bizim de millet olarak daha duyarlı olmak mecburiyetimiz var. Maske, mesafe ve temizlik kurallarına uymak bir tercih değil, bir vatan görevidir. İkinci dalga beklentilerinin boşa çıkarılması bizim elimizdedir. Hiçbir şekilde ihmalde bulunamayız ve boş veremeyiz. Yaz sıcaklarında maske takmak sıkıntılı olsa da, bu kuralı ihmal etmenin doğurabileceği sonuçlar düşünüldüğünde, buna değeceğini bilmeliyiz. Son veriler, yaş ortalaması yükseldikçe tehlikenin daha da arttığını bir defa daha belgelemiştir. Sadece kendimize değil, sokakta rastladığımız, evde birlikte yaşadığımız herkese karşı sorumlu olduğumuz unutulmamalıdır.