İlaç tedavisinin ve özellikle de çoklu ilaç kullanımının ağız kuruluğunun en önemli nedenleri arasında yer aldığını söyleyen Dt. Tuğçe Serdaroğlu, bilgilendirmede bulundu. Tükürük salgısın azalmasıyla ağız içinin nemsiz kalması sonucu oluşan ağız kuruluğunun ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini dile getiren Dt. Tuğçe Serdaroğlu, “Tıp dilinde kserostomia olarak da bilinen ağız kuruluğu pek çok problemin ana nedenidir. Tükürük ağzı ıslak tutmanın yanı sıra besinlerin sindirimi, diş çürükleri ve ağız içi enfeksiyonların önlenmesinde de önemli rol oynar. Aynı zamanda ağız kuruluğu ciddi hastalıkların belirtisi de olabilir” diye konuştu.

Ağız kuruluğunun nedenleri
Dt. Tuğçe Serdaroğlu, “Alerji önlemek için kullanılan antihistamikler, ağrı kesiciler, burun açıcı ilaçlar, diüretik ilaçlar, tansiyon ve depresyon ilaçları ağız kuruluğuna neden olabilir. AİDS, hodgkin, diyabet ve Parkinson hastalıklarının semptomları arasında ağız kuruluğu yer alır. Kanserin tedavisinde kullanılan radyasyon terapisi ve kemoterapi tedavisi hastanın tükürük bezlerine zarar verebilir. Bu tedaviler sonucunda kalıcı ya da geçici ağız kuruluğu oluşabilir. Sjögren sendromu gibi romatizmal hastalıklar, tükürük bezi hastalıkları anoreksiya nervoza ve Tip1 diyabet gibi hastalıklar da ağız kuruluğuna neden olabilir. Ağızdan solunum gerektiren enfeksiyon hastalıkları ve hormonal değişiklikler (menopoz, andropoz, hamilelik vb.) ile baş ve boyun iritasyonu gibi rahatsızlıklar ağız kuruması nedenleri arasındadır” şeklinde konuştu.

İbn-i Sina'nın 6 yağ önerisi! Öyle bir faydaları var ki! Duyan herkes şaşkın... İbn-i Sina'nın 6 yağ önerisi! Öyle bir faydaları var ki! Duyan herkes şaşkın...

Bu belirtileri göz ardı etmeyin
Ağız içinde tükürük azalmasına bağlı olarak diş çürüklerinde artış gözlendiğini ve ayrıca ağız mukozasında enfeksiyonlar gelişebileceğine dikkat çeken Dt. Tuğçe Serdaroğlu, bunların dışında en yaygın görülen ağız kuruluğu belirtilerini şöyle sıraladı:
“Nefesin kötü kokması, boğazda kuruluk hissi, susamada artış, ağızda yapışkanlık hissi, yutkunmada ve konuşmada güçlük, takma diş kullananlarda dişi takmada zorlanma, ağızda metalik tat gibi anormal tat hissi ve ağızda yanma sendromu olarak da bilinen dil ağrısı ağız kuruluğu belirtileri arasında yer almaktadır.“

İçecek kullanmadan bisküvi yutamıyorsanız dikkat
Dt. Tuğçe Serdaroğlu, ağız kuruluğu tanısı ile ilgili şunları söyledi:
“Ağız kuruluğunun tanısında hastanın ekmek, bisküvi gibi kuru yiyecekleri içecek kullanmadan yutup yutamadığı ve hastanın konuşurken zorlanıp zorlanmadığı değerlendirilir. Diş hekimi tarafından hastanın tükürük akış oranı hesaplanır. Tükürük akış oranının ölçülmesi için hastaya bir parça parafin verilerek çiğnemesi istenir. Hastanın ürettiği tükürük miktarı değerlendirilerek ağız kuruluğu tanısı koyulabilir. Normalde ağız içindeki tükürük salgısı miktarı 5 mililitrenin üzerindedir. Tükürüğün akış hızı ise 5 dakikada 2.5 mililitrenin üzerindedir. Eğer hastanın tükürük miktarı ve akış hızı bu değerlerin altındaysa ağız kuruluğundan söz edilebilir“

Tedavi hastalığın nedenine göre değişebilir
Ağız kuruluğunun tedavi yöntemlerine de değinen Dt. Serdaroğlu, “Ağız kuruluğu tedavisi hastalığın nedenine göre uygulanmaktadır. Altta yatan nedenin tedavisine ek olarak tükürük bezlerini çalıştıran ilaçlar kullanılabilir. Ksilitol içeren sakızların yemek ya da hafif yiyeceklerden sonra çiğnenmesi tükürük akış oranını artırıcı etki gösterir. Kişinin çiğneme kabiliyetinde sorunlar varsa ksilitollu tablet ya da pastiller önerilir. Ağız kuruluğu semptomlarını önlemede en etkili yollardan biri tükürük substratlarıdır. Düzenli olarak kullanılan bu substratlar eczanelerde hazırlanabildiği gibi ticari olarak da satılır. Antimikrobiyel ajanlar, sebze veya zeytinyağı içeren tükürük jelleri ve yağ içeren nazal sprey ve damlalar da ağız kuruluğunun tedavisinde kullanılır” bilgilerini verdi. İHA