Sebze, meyvelerde kayıp ve israflar!

26.07.2020 10:00

Üretim potansiyeli yeksek olan ülkemiz; birçok meyve ve sebzenin hem ana vatanı hem de üretim merkezidir. Ülkemizde 2019 yılı üretimi; sebzelerde 31,1 milyon ton ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 22,3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Hasat sonrasında meydana gelen ortalama ürün kayıplarımız ise %15-50 arasındadır. Özellikle ürün kayıplarımız, hasat ve pazarlama aşamalarında meydana gelmektedir. Dolayısıyla israf edilen tarım ürünleri aynı zamanda enerji, su, sermaye ve iş gücü kaybının da nedenleri arasındadır. Bu gibi nedenlerden dolayı son 10 yılda başta endüstrileşmiş ülkeler olmak üzere, birçok ülke hasattan sonra gıda kayıpları konusunu ‘öncelikli konu’ olarak değerlendirmektedir.

AB hasat sonrası kayıpları ve gıda israfını, 2025 yılına kadar yüzde 30 oranında, İngiltere ise gıda israfını 2025 yılına kadar üçte bir oranında azaltmayı planlamaktadır.

Peki, hasat sonrası kayıplar ve gıda israfı bizim planlarımız arasında var mı?

Gıda kayıp ve israflarını: Hasat, muhafaza, ambalaj, taşıma ve pazarlama olarak değerlendirebiliriz.

Hasat: Üretim sırasında yapılan yanlış uygulamalar, hastalık ve zararlılarla mücadelede eksiklikler/hatalar, hasatta uygun teknik ve uygulamaların kullanılmaması/ bilinmemesi meyve ve sebze üretimindeki kayıplara sebep olmaktadır.

Ürünün aşırı olgun olması, uygunsuz meyve toplamadan kaynaklı mekanik zararlanmalar, güneşten korumada başarısızlık ve paketleme, pazara taşımada gecikmeler kayıplara sebep olmaktadır. Hasat esnasında tür ve çeşitlere göre değişmekle beraber, ortalama yüzde 15-20 oranında bir kayıp söz konusudur.

Muhafaza: Bu işlem hasatla başlar. Bazı bahçe ürünlerinin hasat periyotları kısadır. Muhafaza ile biz pazar periyodunu uzatabilmekteyiz.

Muhafazada soğuk zincir, ürünün üretimden tüketime, belirli bir sıcaklık derecesinde ulaştırılmasıdır. Etkin soğuk zincir yönetimiyse; ön soğutma ile başlar, soğukta saklama, soğuk taşıma ve soğutulmuş teşhir dolaplarıyla zincir devam eder.

Gelişmiş ülkelere baktığımızda depolama, üretim aşamasından tüm arz zinciri boyunca düzgün bir şekilde sağlanır. Gelişmekte olan ülkelerdeyse düzgün/yeterli depolama tesislerinin olmayışı, ürün kayıplarının ana sebebi olarak gösterilmektedir. Soğuk zincirin kırılması, hastalıklar, zararlılar, ürünlerdeki fizyolojik bozukluklar yüzde 3-10 arasında ürün kaybına sebep olmaktadır.

Ambalaj: Ürünü dış etkenlerden koruyan, ürünün üretim aşamasından tüketiciye kadar taşınması, depolanması ve dağıtımını sağlayan bir bandajdır. İyi bir ambalajlamanın raf ömrünü uzattığı, fiziksel yaralanmaları azalttığı da bilinir. Dünyada üretilen toplam meyve ve sebzelerin ne kadarının ambalajlandığının net olarak bilinmediği de bir gerçektir.

Taşıma: Taze ürünün tedarik zincirinde hızlı hareket etmesini sağlar. Taşıma/ nakliye, genelde pazarlamanın en masraflı kalemidir. Yol mesafesi, bozulma süresi ve taşınan ürünün değerine göre taze meyve ve sebzelerin nakliye metodu belirlenir.

Üretimin yoğun olarak yapıldığı kırsal bölgelerde; uygun taşıma araçlarının yetersiz olması ve kötü yollar, ürünlerin korunmasını engellemektedir. Ayrıca yükleme- boşaltma işlerinde kalifiye elemanın olmayışı sonucunda da ürünlerin mekanik zarar görme ihtimali de artmaktadır.

Pazarlama: Tarım ürünlerinin üreticiden tezgâhlara, oradan da tüketicilere ulaştırılma faaliyetidir. Tarımsal ürünlerin pazarlanmasında; toplayıcılar, toptancılar, birlikler, kooperatif, haller, kamu, özel sektör ve ticaret borsaları rol alırlar.

Pazarlamada sistem ürünün yapısına göre değişmekte, hayvansal ürünlerin, endüstri bitkilerinin ve tahılların pazarlanma sistemleri birbirinden farklıdır.

SONUÇ

Dünya yaş meyve ve sebze üretiminin %2,5-3’ünü karşılayarak dünya ülkeleri sıralamasında üretimde bazen 4 bazen de 5’inci sıradayız. Bu sıralamalarda olmak çok güzel, büyük başarıdır. Fakat büyük resme baktığımızda durum öyle değil, halkımızın çok ucuza meyve, sebze tükettiği söylenemez.

Peki sorunumuz ne? Bizim sorunumuz, dağıtım ve pazarlamadır.

Üreticilerin ve üretici odaklı örgütlerin kesinlikle desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü “bizim çiftçimiz güçlü olmalı”.

Aksi takdirde tarım sektörü önümüzdeki yıllarda giderek daha fazla dağıtım ve pazarlama sorunu yaşayacaktır.